Mecit Zapsu: Colani ve uluslararası ikiyüzlülük

Yazarlar

Birleşmiş Milletler kürsüsünde yükselen ses, Ortadoğu’nun en karanlık örgütlerinden birinin geçmişteki komutanına aitti. Dün El Kaide’nin, Nusra Cephesi’nin ve IŞİD’in gölgesinde yürüyen; bugün ise “Suriye’nin yeni lideri” gibi pazarlanmaya çalışılan Ebu Muhammed el Colani…

Bu tablo, yalnızca Ortadoğu’nun trajedisi değil; aynı zamanda uluslararası düzenin çürümüş vicdanının da aynasıdır. Colani’nin adı, Musul’un düşüşünde, Şengal dağlarında Ezidîlerin katledilişinde, Rakka’nın kara sokaklarında yankılanıyordu. Cihatçı şiddetin en koyu biçimlerini uygulayan yapılarda öne çıkan bu isim, Kürtler karşısında IŞİD’in yenilgiye uğramasıyla taktik değiştirip isimler, bayraklar, ittifaklar değiştirerek kendini “ılımlı muhalefet” kılıfıyla yeniden pazarladı.

Bugün aynı kişi, BM kürsüsünde Kürtleri suçlayabiliyor, SDG’yi hedef gösterebiliyor ve sömürgeci yapıların bir kısmından alkış alabiliyor. İşte bu manzara, emperyalizmin ve sömürgeciliğin güncel yüzüdür. Hakikat açıktır: Kürtler, Rojava’da, Kobane’de, Şengal’de binlerce evladını toprağa vererek dünyayı IŞİD belasından kurtaran en büyük güç oldu. Kadınların öncülüğünde, gençlerin cesaretiyle, sıradan köylülerin direnişiyle insanlığın en karanlık örgütüne karşı savaş verildi. Bugün Avrupa şehirlerinde, Amerika’da, dünyanın dört bir yanında IŞİD bombaları patlamıyorsa, bunda en büyük pay Kürtlerin mücadelesindedir.

Buna rağmen uluslararası güçler, fedakârlığın sahibine değil, katillerin liderine kürsü tahsis ediyor. HTŞ zihniyeti yalnızca Kürtleri değil, bütün halkları hedef aldı. Dürzî köylerinde gerçekleştirilen saldırılar, Alevî köylerine yönelik katliamlar, mezhepçi nefretin en çıplak halini ortaya koydu. Bu saldırılar, Suriye’nin kadim topluluklarını kökünden yok etmeyi amaçlayan bir zihniyetin tezahürüydü.

Kadim inançların, farklı kültürlerin ve yüzyılların bir arada yaşama deneyimlerinin üzerine, korku ve şiddet perdesi indirildi. Bu yüzden HTŞ halkın gözünde hiçbir değer görmüyor. Halk onların “devlet” iddialarına inanmıyor; çünkü o yapı iradeye değil, yalnızca korkuya yaslanıyor. Korku ile yönetilen hiçbir yapı kalıcı değildir; zulmün üzerine inşa edilen hiçbir iktidar meşru değildir.

Sykes-Picot’tan bu yana haritaları cetvelle çizen sömürgeci akıl, bugün başka maskelerle aynı işi sürdürüyor. Dün cetvelle böldüler, bugün diplomasi kürsülerinden Kürtleri kriminalize ediyorlar. Uluslararası basın da çoğunlukla bu resmi yeniden üretmekle meşgul: “ılımlı lider”, “yeni aktör” manşetleri atarken, Kürtlerin şehitleri, yıkılmış şehirleri, gözyaşları görünmez kılınıyor. Hakikat, egemenlerin kaleminde susturuluyor. Rojava deneyimi, bütün ezilen halkların, kadınların ve azınlıkların umududur.

Savaşın, yoksulluğun ve kuşatmanın en ağır koşullarında bile etnik temizlik yoluna sapmadı; Arap, Kürt, Süryani, Ermeni, Çeçen, Türkmen ve diğer toplulukları ortak bir yaşamın paydaşı kıldı. Eşbaşkanlık sistemiyle kadın özgürlüğünü kurumsallaştırdı, yerel meclislerle halk iradesini güçlendirdi, insanlığın onuruna daha yakın bir toplumsal model sundu. Bu model, eksiklerine rağmen, dünyaya şu mesajı verdi: Etnik temizlik, mezhepçi nefret ve sömürgeci tasarımlar kader değildir.

Halkların ortak iradesi, başka bir yaşamı mümkün kılabilir. Burada mesele yalnızca bir terör liderinin geçmişi değildir. Mesele, ahlak ile çıkar arasındaki tercihtir. Eğer BM, dünün cihatçılarını meşru aktör olarak selamlıyorsa; Kürtlerin, Dürzîlerin, Alevîlerin, Süryanilerin kanıyla kazanılmış insanlık değerleri hangi kürsüde savunulacak?

Eğer uluslararası düzen, halkların fedakârlığını görmezden gelip cellatları aklıyorsa; o zaman hangi hukuk, hangi vicdan, hangi insanlık değerinden söz edilebilir? Bugün Ebu Muhammed el Colani’yi alkışlayan eller, aslında kendi çıkarlarını alkışlıyor. Ama Kürtlerin ve bölgedeki bütün ezilenlerin mücadelesi, tarihin en derin gerçeğini haykırıyor: Kürtler kaybederse, bütün dünya kaybeder.

İlginizi Çekebilir

Demirtaş hakkında 15 yıl hapis istenen dava başladı
Aziz Odabaşı:  Bir teröristin zaferi, bir halkın sessiz çığlığı

Öne Çıkanlar