8 yıldır Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevinde bulunan Gazel Bulut’un cezasu 1 yılın altına düşmesine rağmen denetimli serbestlik başvurusu Cezaevi İzleme Kurulu tarafından reddedildi.
Bulut’un tahliyesinin engellenmesine gerekçe olarak ise “örgüt koğuşunda” kaldığı gösterildi. İdarenin ‘örgüt koğuşu’ dediği yer ise tutuklu bulunan HDP Eşbaşkanı Figen YÜKSEKDAĞ ile birlikte 2 kişi kaldıkları yer.
Bir taraftan yürüyen bir süreç var deniliyor diğer taraftan Figen YÜKSEKDAĞ ile aynı odada kaldığı için “terör koğuşu” denilerek iyi halli olunmasına rağmen denetimli serbestlik talebi reddediliyor.
Konuyla ilgili olarak soru önergesi veren DEM Parti Milletvekili Meral DANIŞ BEŞTAŞ, sosyal medya hesabından da şu paylaşımı yaptı:
”Gazel Bulut’a uygulanan hukuksuzluk siyasi saiklerle yürütülmektedir. Gazel Bulut’un ilk müddetnamesine göre Kasım 2024’te tahliye edilmesi gerekirken, eklenen cezalarla bu tarih Ağustos 2026’ya ertelendi. Denetimli serbestlik başvurusu ise yalnızca “örgüt koğuşunda kalıyor” gerekçesiyle reddedildi. Bu gerekçe; masumiyet karinesini ihlal etmekte, cezaevlerindeki yerleştirme kararlarını hükümlülerin yasal haklarının önüne koymaktadır.
Daha da vahimi: Gazel Bulut’un aynı koğuşta kaldığı isim, önceki dönem Eş Genel Başkanımız ve 26. Dönem Milletvekili Figen Yüksekdağ’dır. Yüksekdağ hakkında verilen kararların AİHM tarafından ihlal niteliğinde olduğu açıktır ve siyasi saiklerle cezaevinde tutulduğu herkesin malumudur. Gazel Bulut’a dönük bu keyfi ve hukuksuz uygulamanın esas sebebinin siyasi olduğu şüphesizdir. Bu kararlar, yalnızca bireylerin özgürlüğünü değil, aynı zamanda hukuk devleti ilkesini, infaz hukukunda eşitlik ve öngörülebilirlik ilkelerini de ortadan kaldırmaktadır. Derhal bu hukuksuzluğa son verilmeli; Gazel Bulut 9 yaşındaki kızı ile kavuşturulmalıdır.’
Aynı yıl 17-25 Aralık operasyonları sonrasında iktidarın yargıdaki FETÖ temizliği kapsamında özel yetkili mahkemeler kapatıldı. Gazel Bulut’un özel yetkili savcılıkça hazırlanan iddianamesi Tunceli 1. Ağır Ceza mahkemesine gönderildi ve mahkeme 2014 yılında iddianame üzerinde yeni bir soruşturma yapmadan mevcut iddianameyi olduğu gibi kabul etti. İlk duruşmada tutuksuz yargılanma ve adli kontrol şartıyla tahliye edilen Bulut 2015 yılında örgüt üyeliği ve propagandası yapma iddialarıyla 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. 2017 yılında Yargıtay’da cezası onaylanana kadar üç yıl boyunca adli kontrolü devam etti.
Cezası onaylanıp yeniden cezaevine girdiğinde bir buçuk yaşında bir kızı vardı. Bulunduğu cezaevlerinin koşullarının çocuk yaşamına uygun olmadığı ve ailesine uzak oldukları gerekçesiyle yaptığı sevk talepleri aylarca reddedildi. Uzun uğraşlar sonucu ailesine yakın olan Kandıra Cezaevine sevk edildi. Ancak yüksek güvenlikli f tipi olduğu ve kadın mahpusların yeni getirildiği, normalde erkeklerin kaldığı bir cezaevi olduğu için çocuğunu yanına rahatça alamadı.
Kızı yasal sınır olan, altı yaşına girene kadar her biri kısa süreli olmak üzere toplam beş ay annesinin yanında kalabildi.
Bulut özlemini, büyürken kızına veremediği desteği masallar yazarak annesinden ayrı veya annesiyle birlikte cezaevinde kalan tüm çocuklara aktarmaya çalıştı.
Bu süreçte Damlayan Masallar ve Pulun Sırrı isimli iki kitabını dünya çocuklarına armağan etti. Kitaplarının amacını, cezaevlerinde kalan tüm annelere – çocuklarına, özellikle de devlet tarafından tamamen görmezden gelinen siyasi tutsak anne ve çocuklarına dikkat çekmek olarak açıklıyor.
Bulut: “Devleti yönetenler her fırsatta cennet anaların ayaklarının altındadır diyerek anneliği kutsuyor. Ancak anneleri en çok cezalandıran, çocuklarından ayıran ve özellikle hapishanelerde çok bariz şekilde normal anne ve çocuğu, terörist anne ve çocuğu diye ayıran iktidardır.” sözleriyle birçok kez uygulanan çifte standarda dikkat etmiştir.
Bilindiği üzere kamuoyunda kovid yasası olarak bilinen infaz yasası ile binlerce adli mahkum tahliye edilirken siyasi tutsaklar özellikle kapsam dışında bırakılmıştı. Kovid yasasıyla 0-6 yaş arası çocuğu olan kadınlara, iki yıllık özel infaz usulü, 2025 yılında üç yıla çıkarılmış ve yine siyasi mahpus anneler kapsam dışında bırakılarak ayrımın altı çizilmiştir.

Yargı mücadelesi sürüyor: Bulut Yargıtay’ın onama kararı sonrası avukatı aracılığıyla AYM’ye bireysel başvuru yaptı. üç yıl yüksek mahkemenin kararını bekledikten sonra gelen kararla avukatının eksik başvuru yaptığını, itiraza konu esas dosyanın içeriğini göndermediğini bu nedenle başvurusunun reddedildiğini öğrendi. Aradan geçen sürede benzer davalarda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bozma kararları vermesi üzerine, bu davaları emsal göstererek yeniden yargılama başvurusu yapan Bulut’un talepleri reddedilince hak ihlali gerekçesiyle AİHM’e başvuru yaptı.
Cezaevindeyken hükmü önceden aldığı normal infaz usullerine tabi kamuoyunda yatarı olmayan olarak bilinen iki cezası daha kesinleşince, Tunceli İnfaz Hakimliği tarafından hakkında bir içtima (toplama) kararı verildi.
Kasım 2024’te üyelik ve propaganda cezalarının infazını tamamlayan Bulut, notmsl infaz usulüne tabi kalan cezaları için Denetimli Serbestliğe başvuru yapınca hakkında verilen içtima kararı nedeniyle yatarı olmayan cezaların da infazını yatması gerektiğini öğrendi. Verilen ret kararına karşı bunun infaz 99. maddenin kötüye yorumlanması demek olduğu ve hürriyetinin hukuksuz biçimde kısıtlandığı gerekçesiyle yaklaşık bir yıl önce AYM’ye hak ihlali başvurusu yaptı hala mahkemenin karar vermesini bekliyor.
Geçen bu süre içinde kalan cezası bir yılın altına düşünce yıllardır hakkında iyi halli kararı veren Cezaevi İdare Gözlem Kuruluna Denetimli Serbestlik müessesinden faydalandırılmak istediğine yönelik dilekçe verdi. (cezası bir yılın altına düşen hükümlülerin denetimli serbestliğe ayrılmasına idare gözlem kurulu savcıyla birlikte karar verir. Temel kıstas hükümlünün cezaevinde geçirdiği süreyi iyi halli olarak geçirmesidir.) Ancak İdare Gözlem Kurulu on ay önce infazını tamamladığı ve hala AİHM kapsamında hukuki mücadelesi süren örgüt üyeliği ve örgüt propagandası suçlarını kabul etmesini. Örgütten ayrıldığına dair dilekçe verir ve bunun şartlarını yerine getirirse Denetime ayrılabileceğini, Bulut’un da bu yönlü beyanı olmadığı için başvurusunun reddine karar vermiştir.
İdare Gözlem Kuruluna karşı, 5275 sayılı kanunun 99. maddesinin aleyhine yorumlanmasının, geniş bir yorum ve baskı alanına sahip açık cezaevine ayrılma yönetmeliğinin kanunu aykırılığı yönünden infaz hakimliğine itirazda bulunmak istemiş. 15 Eylül 2025 tarihinde Kocaeli İnfaz Hakimliğine, İdare Gözlem Kurulu kararına karşı sözlü savunma yapmak istediğine dair dilekçe veren Gazel Bulut’un savunma hakkı gasp edilerek hakimlik tarafından yazılı yada sözlü savunma alınmadan dosya üzerinden red kararı verilmiş.
On iki yıldır bitmek bilmeyen bir cezalandırmaya maruz kalan Gazel; “bizi fetö yargısıyla korkutup sindirmeye çalıştılar. Gazeteci kimliğimizi görünmez kılıp, terörize etmeye çalıştılar. Yıllardır dışarıda – içeride sonu gelmez bir cezalandırmaya tabi tuttular. Bizimle beraber çocuklarımızı yıllarca cezaevi yollarında süründürerek cezalandırdılar. Hala durmuyorlar ve zulme doymuyorlar. Bu kadar yıl sonra bile kalkıp bana örgüt üyesi olduğunu kabul et ondan sonra bırakalım diyebiliyorlar. Kul hakkıysa, asıl kul hakkı budur. Benim kızımın ve bizim gibi bir çoğunun hakkına girdiler. Hukuki mücadelem devam edecek. Kızımın, benim, ailemin elinden alınan herşey için hakkımızı aramaya devam edeceğim.” diyor.
Gazel Bulut’a özgürlük! Çocukları ve annelerini cezalandırmaktan vazgeçtin!










