Behice Feride Demir: Nerede O Eski Demir Leydiler

Yazarlar

Japonya’nın ilk kadın başbakanı Sanae Takaichi, seçildikten hemen sonra Donald Trump’ı ağırlayarak kendisi de bir ilke imza attı. Bana kalırsa, dünya siyasetinde Trump’a çok benzeyen kişi olarak da epeyce ilgi uyandırdı. Bu yüzden ikilinin diplomatik usullerin dışına çıkması kimseyi şaşırtmadı. Gezi boyunca Trump, ekonomik ve stratejik gücünü; Madam Takaichi de koalisyonlu koltuğunu sağlama almak için çalıştı. Beyaz Saray’ı butiğe çeviren ve şatafatı seven Trump, Japon imparatorunun sade mekânında mütevazı davransa da, Madame Takaichi ile gerçekleşen her görüşmede, şapkadan antlaşma çıkaran ve vitrin gezdiren Trump’ı aratmadı.

Trump’ın iki hafta önce Gazze Zirvesi’nde Meloni’yi güzel bulduğunu söylemesi gaf olarak geçiştirilirken, Takaichi’yi koluna takıp medyaya poz vermesi, kadınları ideolojik seçimlerine göre ayrıştırmayı içerdiğini düşünüyorum. Trump’ın Merkel ve May ikilisine nasıl davrandığını, Kamala Harris’i seçim kampanyası boyunca nasıl küçümsediği unutulmuş değil.

Yani Takaichi, siyasi kampından dolayı Trump’tan aferin alabiliyor. Her ne kadar kamuoyu Takaichi’ye Japonya’nın Demir Leydisi sıfatını verse de, karşımızda bir kadın siyasetçinin konjonktürel yükselişi var. Madame Takaichi’den bir Golda Meir, Margaret Thatcher, Simone Veil, Angela Merkel veya Madeleine Albright ağırlığı beklenemeyeceği gibi, “La Dame de Fer”liğin( Demir Leydi) her kadın politikacıya yakışmadığını da bilmek gerekiyor.

Kuşkusuz, kadınların yönetim mekanizmalarında yer alışı, hatta dünyadaki belirleyici kararlarda söz sahibi olmaları eşit bir dünya için çok gereklidir. Üstelik içinde bulunduğumuz bu aşırı kaotik dönemde bu temenninin gerçekleşmesi acil bir ihtiyaç. Kadınlar için ev ile etiket arasındaki mesafe hem emek hem engel hem de erkeklerin uydurduğu kurallar yüzünden tarih boyunca içinden çıkılmaz bir duruma dönüştü. Geçmiş zamandan kalma bu yük yetmediği gibi, bir de her dönemin yeniden ürettiği çelişkiler var ki, kadınlar hayatın her aşamasını sürekli mücadeleyle geçiriyor.

BM Kadın Birimi’nin, toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan 1325 sayılı kararın kabulü vesilesiyle yayımladığı bildiride, kadınların barışçıl bir dünya konusunda daha duyarlı oldukları iki hafta önce kayda geçirildi. Ancak ne yazık ki Takaichi ve benzer birçok kadın meslektaşı, savaşları durduracak durumda değiller hâlâ.

Birinci Dünya Savaşı’nda kadınların uluslararası kararlara etki etme imkânları azdı. İkincisinde ise daha çok orta ölçekli yetkilerle lojistikçi olarak yer aldılar. Ancak üçüncü dünya savaşının çevreden merkeze doğru çekildiği dönemde artık kadınlar zirvede görevli. Hatta birkaçı, Takaichi gibi önemli ülkelerden olmasına rağmen ya savaşa seyirci kalıyor ya da savaşa hazırlanıyorlar.

Dünya uzun bir aradan sonra, kraliçe, milis, militan ve asker kadınlar dışında, başbakanlık makamında bulunan kadınların liderliğindeki savaşlara da tanıklık ediyor. Bu tablo içinde Meloni kendinden emin, Takaichi heyecanlı, Marine Le Pen sırasını bekliyor. Şimdilik İskandinavyalılar izlemede, İrlandalılar redçi. Geriye kalanlar ise ülkelerinin genel politikasının dışına çıkamayacak durumda.

Yani yeni nesil kadın politikacılarda demir leydi’lik, sadece ayakta kalmaktan ibarettir. Ne de olsa asıl savaş, kadınlarla erkekler arasında geçen savaşlardır.

İlginizi Çekebilir

Almanya’nın başkenti Berlin’de İHA alarmı
Kenan Azizoğlu:  Sessizliğin Ötesi

Öne Çıkanlar