KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Meclis komisyonunun İmralı’da Öcalan ile görüşmesini “olumlu ve gerekli bir adım” olarak değerlendirdi ve ‘demokratik siyasetin önünün açılması’ gerektiğini söyledi.
Karasu, komisyona üye vermeyen CHP’yi de eleştirdi.
Medya Haber televizyonuna konuşan Mustafa Karasu, komisyonun İmralı’yı ziyaret etme kararını olumlu bulduklarını belirtti ve sürecin yasal çerçeveye oturtulmesi gerektiğini vurguladı.
Karasu’nun konuyla ilgili açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:
*Tabii ki önderliğin yanına gitme kararını olumlu görüyoruz. Zaten bu bizim de talebimizdi. Önder Apo zaten 2012’de de bir komisyon kurulsun dedi. Ben o komisyona düşüneceğimi belirteyim dedi. Önderlik, meclise, Türkiye halkını temsil ettiği söylenen meclise durumu anlatmak istiyor. Neden isyan ettik, neden mücadele ettik? Bu isyan, bu mücadele son bulacaksa, kardeş olacaksak nasıl kardeş olacağız? Bunu tabii ki anlatmak istiyor. Meclise anlatmak, meclis komisyonuna anlatmak, Türkiye halklarına, Türkiye toplumuna anlatmaktır. Önderlik bunu önemli görüyor. Kürtlerin anlaşılmasını istiyor. Kürtler niye isyan etti, neden isyan etti? Şimdi bu isyan bırakılıp kardeşlik yaratılmak isteniyor. Türkiye ile demokratik entegrasyon içine girilmek isteniyor. Bunu anlatmak istiyor meclise. Bu bakımdan tabii ki önemli böyle bir kararın çıkması. Bu Önder Apo’nun istediği bir konuydu, meclisin istediği bir konuydu. Bu bakımdan karar alınmıştır. Hayırlı olmasını diliyoruz.
‘Yasal düzenleme gerekiyor’
* Bu görüşme tabii ki önemli. Aslında bu görüşmeyle birlikte tabii yeni bir sürece girilecek. Önder Apo ile görüşmeden sonra artık eski süreç tekrar edemez. Tekrar etmesi söz konusu olamaz. Önderlik herkes dinlendi, Önderlik dinlendi. o zaman artık bu tartışmaların, bu değerlendirmelerin sonucu olacak yasa değişiklikleri ve bazı adımların atılması gerekiyor. Yoksa havanda su dövmek olur. En başta Önderliğin özgürlük koşullarının sağlanması lazım. Özgür ve sağlıklı çalışır konumda olması gerekiyor.
*Öte yandan tabii ki bazı yasaların çıkması gerekiyor. Geçiş yasaları denildi. Evet, PKK feshedildi, silahlar yakıldı, birçok adım atıldı. Şimdi bunun yasal çerçevesi nasıl olacak? Hukuki çerçevesi nasıl olacak? Demokratik siyaset yapılacak. Demokratik siyaset şimdi özgür yapılabiliyor mu? Binlerce demokrat siyasetçi içeride. Hala demokratik siyaset tehdit altında. O zaman demokratik siyasetin özgür yapılacağı bir durumun ortaya çıkması lazım. Buna özgürlük yasaları diyelim. Bu yönüyle gerçekten devlet bu sorunu çözecekse, Türkiye toplumunun temsilcisi olan meclis bu sorunu çözecekse ciddi yaklaşması gerekiyor.
CHP’nin gerekçeleri doğru değil
*CHP İmralı’ya gitmeme kararı aldı. Tabii böyle yaklaşırsa CHP Kürt sorununda ciddi bir rol oynayamaz. Evet, söylemde bulunur. İyi söylemler de ifade edebilir ama sorunun çözümüne katkısı fazla olmaz. Şimdi niye böyle bir karar aldılar? Gerçekten yüzeysel bir yaklaşımdır. Bilmem tabanda şu tepki varmış, şuradan bu tepki varmış. Öyle değil, doğru değil. Tabandan öyle tepki gelmezdi. Klasik Kürt karşıtı, Kürt düşmanı, Kürtlerin kimliğinin, varlığının tanınmasını istemeyen çevrelerinin etkisinde kalınarak bu karar alınmıştır. Yoksa CHP’nin tabanı belirttikleri gibi değildir. Çünkü Çukurova’da, Akdeniz’de, Ege’de, Marmara’da CHP’nin tabanıyla Kürtler iç içe yaşıyor. Ve birkaç seçimde de Kürtler yaklaşım nedeniyle CHP’yi başarılı kıldı.
*AKP’nin yaptıkları var, onu gerekçe gösteriyorlar. Evet, biz de doğru bulmuyoruz. Bu sorun, Türkiye’nin genel sorunuysa toplumsal desteğin arttırılması gerekir. Bu yönüyle CHP’ye karşı yönelik politikaları biz doğru bulmadık zaten. AKP’nin süreç ve çözüm konusundaki yaklaşımlarını doğru bulmadık. Acaba bu araçsallaştırılıyor mu deniyor. Bunlara bir şey demiyoruz. Fakat bu yaklaşım, AKP’nin tutumuyla bağdaştırılacak bir yaklaşım değildir yani. Bu bir devleti ilgilendiren bir konudur, Türkiye halkını ilgilendiren bir konudur. Erdoğan’ı ilgilendiren, AKP’yi ilgilendiren bir konu değildir yani. Bu açıdan AKP şöyle yapıyor, böyle yapıyor diyerek, böyle bir tutuma giderek kendi tutumlarını haklı gösteremezler yani.
*Aslında AKP’nin istediği buydu ve AKP’nin oyununa geldiler. Güya kendileri özgür karar almışlar. Öyle değil, özgür bir karar değil. İşte böyle AKP o tür yaklaşımlar içine girerek CHP’yi böyle bir konuma sokmaya çalıştı ve sonunda olan oldu. AKP’nin dediği oldu. Şimdi bundan en fazla sevinenler de AKP’lilerdir. Güya AKP karşıtlığı yapıyorlar.
‘Selahattin Demirtaş’a saygısızlık yapıyorlar’
İşte şimdi de Selahattin’i dillendiriyorlar. Selahattin şimdi gülüyordur bunlara. O tutum en başta Selahattin’e saygısızlıktır yani. Gitsinler sorsunlar bakayım Selahattin kabul eder mi? Onların bu tutumunu. Selahattin Demirtaş da herkesten daha fazla o heyetin Önder’in yanına gitmesini ister. Kendi yanına değil, Önderliğin yanına gitmesini ister. Bu bakımdan Selahattin lafını da ismini de dillerine almasınlar. Selahattin de bu halkın parçası, bu halkın içinden çıkmış değerli bir siyasetçi. Ve o da bütün Kürtler gibi Önder Apo’yu, Kürt halkının lideri olarak görüyor, başmüzakereci olarak görüyor.
*Bu yönüyle CHP yanlışını görmelidir. Bakacağız, ne kadar Kürt sorunu çözümü için çaba gösterecek, ne kadar sahiplenecek. Var mı bir Kürt programı? Genel geçer şeyler söylüyor. Var mı ana dilde eğitim? Var mı yerel demokrasi? Var mı Kürt’ün anayasada kimliğinin varlığının kabul edilmesi? Koysun bir proje ortaya. DEMliler defalarca söyledi. CHP öncülük yapsın, ortaya bir program koysun Kürt sorununda. Var mı? Yok.
/Kaynak: ANF/









