Azad Aslan: Microsoft 365 & Google Workspace

Yazarlar

Dijital ofis yazılımları artık yalnızca şirketler için değil, özel yaşamın da uzun zamandır vazgeçilmez bir parçası hâlinde. Okul ödevlerinden üniversite çalışmalarına, kişisel belge yönetiminden aile içi iş birliğine kadar birçok alanda bu araçlara ihtiyaç duyuluyor.Bugün daha çok bu programları geliştiren ve pazarlayan iki büyük oyuncunun Google Workspace ve Microsoft 365 (eski adıyla Office 365) kişisel kullanıcılara ücretsiz hizmetlerinden bahsedeceğim.

İki teknoloji devi ve iki farklı yaklaşım  aynı hedef dogrultusunda bir rekabet icindeler, temel amac bu pazarda ki payi artirmak, tabi bu rekabetin bizlere sagladigi faydalar ise dijital çalışma ortamını herkes için yer, zaman ve mekana bagli kalmadan ücretsiz erişilebilir hale gelmesi.

Şunu unutmamak gerkir ki her iki taraf da ücretsiz sürümlerini bir vitrin olarak sunuyor. Yani ücretli abonelik kazanmaya yönelik pazarlama stratejileri.Ama bu hali bile kişisel amaçlı kullanım için yeterli. Daha fazla depolama, daha güçlü özellikler ve daha sağlam güvenlik için kapının ardında ücretli planlarda  mevcut tabi.

Peki ücretsiz sürümleri doğrudan karşılaştırıldığında tablo nasıl görünüyor?

Google Workspace bir sırt çantası gibi düşünün, hafif ve her yerde yanınızda, İnternetinız varsa gerek cep telefonlarından, gerek diz üstü veya tabletten kolayca dosyalarınıza erişebilirsiniz. Docs, Slayt ve Sheets gibi uygulamlar, Windows dünyasından aşina olduğumuz Word,Excel, PowerPoint ın bir benzeri.  Üstelik Google drive ın 15 GB’lık depolama alanı sayesinde fotoğrafları, belgelerinizi muhafaza edebilirsiniz. Özellikle öğrenciler için büyük avantaj sağlamakta  özellikle grup ödevleri, ortak sunumlar, gerçek zamanlı düzenlemeler bakımından. Fiziksel olarak ayni ortamda olmasaniz bile es zamanli olarak ayni belge veya döküman üzerinde calisabilirsiniz.Ayrica tüm hizmetler  internet  üzerinden sunuldugu icin bilgisayariniza da birsey yüklemek zorunda kalmiyorsunuz. 

Microsoft 365’in ücretsiz versiyonu ise . Word, Excel, PowerPoint… Hepimizin yıllardır bildiği programlar ve web üzerinden ücretsiz kullanıma açık. Tabi Google Workspace in uygulamaları ile karşılaştırıldığında daha bir fonksiyonel olduğunu belirtebiliriz. Online sürümleri biraz daha sade, ama tanıdık. Bunun yanısıra depolama alanı One Drive da sadece 5 GB, yani fotoğraf ve video yüklemeye kalkarsanız çabuk doluyor. 

Teknolojiyle çok ilgilenmiyorsanız endişelenmeyin. Basit işler için Google Workspace yeterli olacaktır. Daha güçlü ve detaylı çalışmalar için Microsoft 365 tercih edebilirsiniz. Önemli olan, ihtiyacınıza ve kullanım şeklinize uygun olanı seçmek. Eğer günlük hayatinizda belgelerinizi veya notlarınızı kolayca paylaşmak istiyorsaniz Google Workspace iyi bir secenek olabilir. Eğer “ben Word’ü, Excel’i yıllardır kullanıyorum, alışkanlıklarımdan vazgeçmem” diyorsaniz da Microsoft 365 sizin için doğru adres olabilir. 

Dijital araçlar günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelirken, kişisel verilerin korunması en kritik meselelerden biri oldugunu da gözardi etmemek gerekiyor. Google Workspace ücretsiz sürümünde kullanıcı verileri hem aktarım sırasında hem de depolama esnasında şifreleniyor; ayrıca Gmail ve Drive gibi servislerde yapay zekâ tabanlı filtreler sayesinde spam ve kimlik avı girişimleri büyük ölçüde engelleniyor. Bununla birlikte, üçüncü taraf uygulamalarla entegrasyon veya yanlış paylaşım ayarları hâlâ risk yaratabiliyor. Yani güvenlik altyapısı güçlü olsa da, kullanıcıların kendi ayarlarını dikkatle yönetmesi şart.

Microsoft 365’in ücretsiz sürümü ise Verileriniz size aittir” ilkesini öne cikararak  kullanicilara kontrol imkânı tanıyor. OneDrive’da depolanan dosyalar şifreleniyor, Outlook ve Teams gibi servislerde kimlik doğrulama ve erişim kontrolleri devreye giriyor. Bu sirketler bulut merkezli servisleri pazarlarken, kisisel verilerin koruma kanunlarinin uygulanmasindan da sorumludurlar. Bu nedenden dolayi ücüncü kisilerin erisimini engelleme amacli gelistirmis olduklari bir cok tedbir mevcuttur.

Ancak unutulmamalı ki tam güvenlik yoktur. Her ne kadar şirketler bu yükümlülüklerini taahüt etsede arka planda verilerin depolama yöntemleri ve içeriklere erişim haklarınının kimlerde olduğu da şeffaf bir şekilde paylaşılmamakta malesef. Şirketler verilerinizi analiz edebilir, bazı durumlarda hizmetleri geliştirmek için anonimleştirilmiş bilgiler kullanabilirler bundan dolayi bulut merkezli araclar ile calisirken hangi bilgilerimizi paylasip paylasmayacagimizin sorumluluguda yine bizlere düşmektedir.

Bulut merkezli çözümler ve servisler, gerek kişisel kullanıcılar, gerekse de iş dünyası için gittikçe daha fazla fırsat ve imkanlar yaratıyor. Bu da doğal olarak kişisel bilgisayarlar üzerindeki yükü hafifletiyor. Birçok uygulama zamanla sadece bulut ortamında erişilir hale gelecektir, internet teknolojileri ve altyapısı geliştikçe ve bağlantı hızları artıkça bulut odaklı çözümler daha da bir önem kazanacaktır.

 

İlginizi Çekebilir

Hong Kong’daki Tai Po yangınında ölenlerin sayısı 161’e yükseldi
Yıldız: Ağır hak ihalleleri ve baskılarla tutsakların iradesi kırılmak isteniyor

Öne Çıkanlar