MHP’li Yalçın’dan saygısız ve hadsiz SDG açıklaması: Nasihatten anlamayanın hakkı kötektir

GündemPolitika

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sürece dair açıklamasında “SDG, henüz yola getirilememiştir. Nush ile uslanmayan takdir değil, tekdir edilecektir. Tekdirle hizaya gelmeyenin hakkıysa kötektir” dedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sürece dair yayımladığı yazılı açıklamada, “sol”dan şikayet edip muhalefeti ve medyayı hedef aldı, Suriye Demokratik Güçlerini (SDG) hadsiz ve saygısız bir biçimde tehdit etti.

Suriye’de geçici HTŞ yönetimi ile SDG arasında imzalanan 10 Mart mutabakatının uygulanması için belirlenen sürede sona yaklaşılırken MHP’li Yalçın “SDG’nin henüz yola getirilemediğini ve güney sınırlarındaki güvenlik tehdidinin devam ettiği” savundu.

Yalçın, devamında ise “Elbette önce diplomasi yolundan gidilecektir. Nasihate başvurulacaktır. Lakin nush ile uslanmayan takdir değil, tekdir edilecektir. Tekdirle hizaya gelmeyenin hakkıysa kötektir. Türkiye, yola gelmeyenlerin hakkından gelecek irade ve kudrete maliktir. Türkiye; PKK’nın Suriye kolunu da, DEAŞ ve FETÖ gibi bütün öteki terör unsurlarını da sonsuza kadar bertaraf edecek güçtedir. Türkiye; varlığına yönelik bütün tehditleri ortadan kaldıracak, bütün tehlikeleri yok edecek dirayettedir. Nasihatten, diplomasiden anlamayanların akıbeti elbette yok olmaktır” ifadelerini kullandı.

Semih Yalçın şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, varlığına yönelik bütün tehditleri ortadan kaldıracak, bütün tehlikeleri yok edecek dirayettedir. Nasihatten, diplomasiden anlamayanların akıbeti elbette yok olmaktır. Burada Türk milleti adına asıl dirayeti göstermesi gereken merci, siyasi iradedir. Siyasi irade zaten gereğini eksiksiz yerine getirmektedir.

“Türk milliyetçilerinin bahanelere sığınma lüksü yoktur”

Siyasi iradeye, bütün meşru siyasi parti ve hukuki oluşumlar destek vermek zorundadır. Zira Terörsüz Türkiye, milli bir meseledir. Siyasi iradenin Terörsüz Türkiye hamlesinin, öncelikle Türk milliyetçileri tarafından desteklenmesi gereklidir. Türk milliyetçilerinin mızıklanma ve çeşitli bahanelere sığınma lüksü yoktur. Türk milliyetçisi olduğunu iddia edip sonra da yıkım ekibine dahil olmaksa ihanetle eşdeğerdir. Asıl ihanet, öldük, bittik, yıkıldık palavralarıyla milletimizi ümitsizliğe sevk etmektir. Asıl ihanet, tabansızca halka korku ve nevmidi aşılamaktır. Felaket tellallığıdır. Hakiki ihanet, toplumsal barışa, terörü bitirme çabalarına karşı çıkmaktır. Gerçek ihanet, dışarıda daha güçlü olmak için iç barışı temin etme çabalarını kösteklemektir.”

 

/Kaynak: Evrensel/

İlginizi Çekebilir

Özgür Özel: 19 yaşındaki evladımız işçilerin hakkını savunduğu için hapse atıldı
Rojava yönetimi Lazkiye ve Tartus’ta göstericilere ateş açılmasını kınadı

Öne Çıkanlar