Müslüman Kardeşler: ABD’nin kararı siyasi, hukuki değil

DünyaGündem

Müslüman Kardeşler’in Türkiye’deki basın sözcüsü Talat Fehmi, ABD’de Donald Trump yönetiminin, hareketin Mısır, Ürdün ve Lübnan’daki kollarını “terör örgütü” listesine alma yönündeki girişimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Fehmi, Müslüman Kardeşler’in şiddeti reddettiğini, barışçıl yöntemleri ve reform anlayışını savunduğunu belirterek, söz konusu adımın hukuki değil siyasi olduğunu ifade etti.

Trump’ın 24 Kasım’da yayımlanan başkanlık kararnamesinde, Müslüman Kardeşler’in Ortadoğu’da ve farklı ülkelerde faaliyet gösteren uluslararası bir ağ haline geldiği, Mısır, Ürdün ve Lübnan’daki yapılanmalarının ise ABD’nin çıkarlarına zarar veren şiddet ve istikrarsızlık faaliyetlerine karıştığı ya da bunları desteklediği öne sürülüyor. Kararname kapsamında ABD Dışişleri ve Hazine bakanlıklarından bir ay içinde rapor hazırlanması istenirken, raporun ardından ilgili yapıların “yabancı terör örgütleri” listesine alınmasına yönelik adımlar atılması öngörülüyor.

Talat Fehmi, bu girişimin arkasında birden fazla siyasi neden bulunduğunu savundu. Fehmi’ye göre bunlar arasında Batı’da ve özellikle ABD ile Avrupa’da aşırı sağın yükselişi, Washington yönetiminin İsrail’i memnun etme çabası, bazı Arap ülkelerindeki otoriter yönetimlerin baskıları ve gençlerin Müslüman Kardeşler’den uzaklaştırılmasına yönelik politikalar yer alıyor. Fehmi, kararın özellikle Filistin meselesiyle bağlantılı olarak İsrail’in beklentileri doğrultusunda şekillendiğini ileri sürdü.

Hamas’la ilişkiler konusundaki iddialara da değinen Fehmi, Hamas’ı Filistin halkı için bir “ulusal kurtuluş hareketi” olarak gördüklerini ve bu çerçevede desteklediklerini söyledi. Fehmi, Hamas’ın tarihsel olarak Müslüman Kardeşler’le bağları bulunduğunu ancak günümüzde bağımsız bir yapı olarak hareket ettiğini ve Müslüman Kardeşler’in doğrudan bir kolu olmadığını ifade etti.

1928 yılında Mısır’da Hasan el-Benna tarafından kurulan Müslüman Kardeşler, yaklaşık bir asırlık geçmişe sahip önemli bir siyasal İslamcı hareket olarak biliniyor. Hareket, özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da çeşitli ülkelerde doğrudan ya da dolaylı etkiler yarattı. “Arap Baharı” sürecinde Mısır’da 2012 seçimlerini kazanan Müslüman Kardeşler çizgisindeki Özgürlük ve Adalet Partisi’nin adayı Muhammed Mursi cumhurbaşkanı olmuş, ancak 2013’teki askeri müdahalenin ardından görevden alınmıştı. Bu süreçten sonra Mısır yönetimi hareketi “terör örgütü” ilan etmiş, çok sayıda üyesi tutuklanmış, bazı isimler idam edilmişti.

Fehmi, Müslüman Kardeşler’in Mısır ve Ürdün’de herhangi bir silahlı faaliyete karışmadığını savunurken, Lübnan’da ise Müslüman Kardeşler adıyla doğrudan faaliyet gösteren bir yapı bulunmadığını, Cemaat-i İslami adlı yasal bir hareketin varlığından söz etti.

ABD’nin olası bir “terör örgütü” tanımı karşısında hareketin tutumuna ilişkin soruya yanıt veren Fehmi, Müslüman Kardeşler’in faaliyet gösterdiği ülkelerde yasal çerçeve içinde çalışmalarını sürdürmeye devam edeceğini belirtti. Fehmi, hareketin uzun yıllardır baskılarla karşı karşıya kaldığını ancak buna rağmen varlığını koruduğunu ifade etti.

İlginizi Çekebilir

İran’da protestolar 6. gününde: İki kişi hayatını kaybetti
Bulgaristan, karışık tepkiler eşliğinde euroya geçti

Öne Çıkanlar