Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılar sürerken, çatışmaların arka planına ilişkin tartışmalar da derinleşiyor.
Rojavalı yazar ve araştırmacı, Suriye sahasını yakından takip eden İbrahim Murad, Nûpel’e yaptığı değerlendirmede, Halep’teki savaş kararının Kürtler tarafından değil, Ankara’da planlanıp Şam’daki geçici hükümet tarafından uygulamaya geçildiğini vurguladı.
Murad’a göre bu karar, yalnızca Şam yönetiminin iradesiyle sınırlı değil. “Türkiye bu savaşın hem mimarı, hem finansörü ve hem de doğrudan bir tarafıdır” diyen Murad, mahallelerdeki askeri tabloya ilişkin yaygın iddiaların da gerçeği yansıtmadığını belirtti.
“Mahallelerde QSD’nin askeri gücü yok”
Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’de Suriye Demokratik Güçleri’ne (QSD) bağlı askeri birliklerin bulunmadığını söyleyen Murad, “Orada yalnızca asayiş güçleri var. Buna rağmen ağır silahlarla saldırı yürütülüyor” ifadelerini kullandı. Murad’a göre sahadaki gerçeklik, çatışmaların geçici değil, devam eden bir savaş niteliği taşıdığını gösteriyor.
“Halep’te Kürtlerin önüne fiilen iki seçenek konuldu: ya teslimiyet ya da direniş. Mevcut koşullarda direnmekten başka bir yol gözükmüyor” dedi.
İbrahim Murad, Şam’a bağlı güçlerin mahallelere sevk ettiği silah ve askeri araçların, daha önce yürütülen ‘Saldırıyı Durdurma Operasyonu’ sırasında kullanılan güçle eşdeğer olduğunu belirtti. Bu durumun, yaşananların sınırlı bir “güvenlik operasyonu” değil, planlı bir askeri tırmanış olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.
Murad’a göre Şam’daki geçiş süreci yetkilileri, daha büyük bir patlamayı önleme iddiasıyla hareket ederken, Türkiye’yi memnun etmeyi önceleyen bir çizgi izliyor. Bu politikanın bedelinin ise doğrudan Halep’teki sivil halk tarafından ödendiğini söyledi.
“IŞİD yöntemleri tekrar ediliyor”
Mahallelere yönelik saldırıların biçimine dikkat çeken Murad, ağır bombardıman, kuşatma ve korku yayma pratiklerinin IŞİD’in daha önce kullandığı yöntemlerle benzeştiğini dile getirdi.
“Halk korkutuluyor, zorla göçe zorlanıyor. Şêxmeqsûd ve Eşrefiye yaşanamaz hale getirilmek isteniyor. Amaç adım adım Fırat’ın batı tarafını Kürtsüzleştirmek olduğu ortada” dedi.
Murad, Şam’daki yetkililerin de bu askeri tırmanışın uzun süre devam edemeyeğinin farkında olduğunu belirtti.
“Suriye uzun vadeli bir savaşı kaldıramaz. Halep gibi bir kentin sürekli çatışma alanı olarak tutulması mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası müdahale ve müzakere ihtimali
Bu savaşın hiçbir Suriyeli tarafın çıkarına olmadığını vurgulayan Murad, bu nedenle uluslararası aktörlerin er ya da geç müzakere sürecine dâhil olmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Ancak bu sürecin gecikmesinin, sahadaki yıkımı daha da derinleştireceğini söyledi.
Murad’a göre Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’ye yönelik saldırılar, yalnızca askeri değil, siyasi bir mesaj da içeriyor.
“Bu saldırılar, 10 Mart Anlaşması’na ve geçiş süreci yetkilileri ile QSD arasında imzalanan diğer tüm mutabakatlara doğrudan bir darbedir” dedi.
“İsrail anlaşmasını örtbas etme girişimi”
Dikkat çeken bir diğer değerlendirmede Murad, Şam’daki yetkililerin bu askeri tırmanışı, İsrail ile yapılan anlaşmayı ve Tel Aviv’in Şam’dan elde ettiği tavizleri kamuoyundan gizlemek için kullandığını savundu.
İbrahim Murad, mahallelere yönelik saldırılarda yer alan askeri oluşumları da şöyle sıraladı: 60–80. Tümen: Daha önce Heyet Tahrir el-Şam’a bağlı radikal unsurlardan oluşuyor. Birliğin lideri Ebu Kuteybe el-Menbicî.
- Tümen: Türkiye destekli Hamzat grubundan oluşturuldu. Birlik, ABD ve İngiltere yaptırım listelerinde yer alan Seyfeddin Bolad (Ebu Bekir) tarafından yönetiliyor.
- Tümen: Türkiye destekli çeşitli gruplardan unsurlar içeriyor. Liderliğini, Heyet Tahrir el-Şam’ın eski komutanlarından Hattab el-Elbani yapıyor.
/Haber: Ronî Riha/









