Saldırıların nitelik ve kapsamı itibarıyla Dördüncü Cenevre Sözleşmesi ile Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Statüsü uyarınca savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kurd, Halep’teki Kürtlere yönelik planlı ve kısmi bir soykırım siyaseti uygulandığını söyledi.
Ronî Riha
Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Eş Başkan Yardımcıları’ndan Bedran Çiya Kurd, Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılara ilişkin Nûpel’e konuştu.
Kurd, Ankara destekli silahlı grupların yürüttüğü askeri operasyonların uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiğini vurgulayarak, yaşananların savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“80’den fazla tank kullanılıyor, siviller hedef alınıyor”
Saldırıların üçüncü gününe girdiğini belirten Bedran Çiya Kurd, Ankara tarafından desteklenen ve Suriye geçiş hükümetine bağlı Savunma Bakanlığı bünyesinde yer aldığı silahlı grupların, Şêx Meqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik geniş çaplı askeri operasyonlarını sürdürdüğünü aktardı.
Bu saldırılarda 80’den fazla tankın yanı sıra ağır ve hafif silahların kullanıldığını ifade eden Kurd, bunun uluslararası insancıl hukukun, özellikle sivillerin korunması ve yerleşim alanlarının askeri çatışmalardan uzak tutulması ilkelerinin açık bir ihlali olduğunu dile getirdi.
“Kürtlere yönelik kısmi soykırım ve demografik değişim hedefleniyor”
Bedran Çiya Kurd, saldırıların yalnızca askeri bir operasyon olmadığını vurgulayarak, Halep’teki Kürtlere yönelik planlı ve kısmi bir soykırım ve zorla demografik değişim dayatma amacı taşıyan sistematik bir suç niteliğinde olduğunu söyledi.
Bu saldırıların, nitelik ve kapsamı itibarıyla Dördüncü Cenevre Sözleşmesi ile Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Statüsü uyarınca savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kurd, aynı zamanda bu sürecin Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerine yönelik siyasi ve askeri bir baskı aracı olarak kullanıldığını ifade etti.
Yaşananların, Suriye’nin diğer bölgelerinde daha önce tanık olunan toplu katliam senaryolarının yeniden üretilmesine yönelik açık bir girişim olduğunu söyleyen Kurd, Şêx Meqsûd ve Eşrefiye halkının uluslararası hukukta tanınan meşru müdafaa hakkına dayalı direnişinin, bu suç projesinin önünde ciddi bir engel oluşturduğunu dile getirdi.
“Kürtler Suriye’nin asli bileşenidir”
Şam’daki geçiş yönetimine çağrıda bulunan Bedran Çiya Kurd, Kürtlerin Suriye toplumunun asli bir bileşeni olduğunun artık kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Dışlama, öldürme ve tekçi kimliği zorla dayatma temelindeki politikaların, elli yılı aşkın süredir baskı uygulayan Baasçı otoriter rejimin bir devamı olduğunu ifade eden Kurd, bu yaklaşımın hukuki, siyasi ve ahlaki açıdan defalarca başarısız olduğunun kanıtlandığını söyledi.
Geçiş yönetiminin diyalog ve siyasi çözüm yerine askeri güç ve öldürmeye başvurmasının, geçiş sürecinin temel ilkelerine açıkça aykırı olduğunu belirten Kurd, bunun demokratik dönüşüm iddialarını tamamen geçersiz kıldığını dile getirdi.
Kürt halkının on yıllardır bu politikalara maruz kaldığını hatırlatan Bedran Çiya Kurd, bugün de bu dayatmalara boyun eğmeyeceklerini, birleşik ve demokratik bir Suriye çerçevesinde yaşam, onur ve kendi kaderini tayin hakkını savunmak için meşru direnişlerini sürdüreceklerini ifade etti.
“1 Nisan anlaşması ihlal edildi”
Saldırıların münferit olmadığını vurgulayan Kurd, 1 Nisan’da Şêx Meqsûd ve Eşrefiye mahalle meclisleri ile Şam’daki geçiş yönetimi arasında imzalanan anlaşmadan bu yana benzer ihlallerin devam ettiğini söyledi.
Anlaşmanın askeri faaliyetlerin durdurulması ve kuşatmanın kaldırılması maddelerine uyulması gerekirken, tam tersine ağır bir kuşatma uygulandığını ve savunmasız sivillerin bombalandığını belirten Kurd, bunun geçiş yönetiminin sorumluluğunda olan sözleşmesel, siyasi ve hukuki bir ihlal anlamına geldiğini ifade etti.
“Halk meşru savunma hakkını kullanıyor”
Bugün her iki mahallenin de meşru bir halk direnişi içinde olduğunu belirten Bedran Çiya Kurd, Şêx Meqsûd ve Eşrefiye halkının uluslararası hukuk ve teamüller çerçevesinde kendini savunma hakkını kullandığını özellikle vurguladı.
“Kürdistanî güçlere birlik çağrısı”
Bu çerçevede tüm Kürdistanî güçlere çağrıda bulunan Kurd, 14 yıldır soykırım ve dışlama politikalarına karşı direnişin sembolü haline gelen Şêx Meqsûd ve Eşrefiye direnişi etrafında tek bir safta birleşilmesi gerektiğini söyledi.
“Uluslararası toplum sessiz kalmamalı”
Bedran Çiya Kurd, Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi ve Suriye dosyasında etkili ve garantör konumundaki tüm devletleri, saldırıların derhal durdurulması, imzalanan anlaşmalara uyulmasının sağlanması ve sivillerin korunması için acilen harekete geçmeye çağırdı.
Uluslararası toplumun yaşananlar karşısındaki sessizliğinin dolaylı bir suç ortaklığı anlamına geldiğini belirten Kurd, bu tutumun Suriye’de istikrar adına kalan son umutları da tamamen çökme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını ifade etti.










