Suriye Mağdurları İçin Synergy (Tebayî) Derneği tarafından yayımlanan son saha raporu, SDG kontrolündeki bölgelerde ciddi bir insani krizin ortaya çıktığını ortaya koymaktadır. Rapora göre, son günlerde yaşanan askeri ve güvenlik gelişmeleri, geniş çaplı yerinden edilmelere ve temel hizmetlere erişimde ciddi aksamalara yol açmıştır.
Zorla yerinden edilme ve barınma koşulları
Doğrulanmış saha verilerine göre, 48 saatten kısa bir sürede 25.000’den fazla sivil yerinden edilmiştir. Yerinden edilenlerin 20.000’den fazlası Haseke ve Kamışlo kentlerine ulaşmıştır. Söz konusu nüfusun büyük bölümü, barınma, gıda ve temel insani ihtiyaçlara sınırlı erişim koşullarında bölgeye varmıştır.
Yerinden edilen siviller, Haseke vilayeti genelinde 111 toplu barınma merkezine yerleştirilmiştir. Bu merkezlerin 18’i Haseke kentinde, 77’si Kamışlo’da, 10’u Derik’te, 5’i Amude’de ve 1’i Til Hemis’tedir. Çoğunluğu okul ve kamu binalarından oluşan bu alanların aşırı kalabalık olduğu; su, elektrik ve sağlık hizmetlerine erişimin yetersiz kaldığı bildirilmektedir. Bu durumun eğitim faaliyetlerini aksattığı ve halk sağlığı açısından riskler doğurduğu belirtilmektedir.
Kobani ve Haseke’de temel hizmetlere erişim
Raporda, Haseke vilayeti ile Kobani kentinin ciddi erişim kısıtlamalarıyla karşı karşıya olduğu ifade edilmektedir. Kobani’de su ve elektrik hatlarının kesilmesi, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar açısından hayati riskler yaratmaktadır. Bölgenin, daha önce Serê Kaniyê (Rasulayn) ve Efrin’den gelen on binlerce yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yaptığı, mevcut durumun insani kapasite üzerindeki baskıyı daha da artırdığı vurgulanmaktadır.
İnsan hakları ihlalleri ve kayıp vakaları
Rûdaw’da yer alan haberde, Synergy Derneği, Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri ile kuzeydoğu Suriye’nin çeşitli bölgelerinde sivillere yönelik ciddi ihlallerin belgelendiğini bildirmektedir. Raporda; tehdit, kötü muamele, keyfi gözaltılar ve aralarında kadınlar ve çocukların da bulunduğu sivillerin öldürülmesi gibi vakalara yer verilmektedir.
Ayrıca, 28’i kadın olmak üzere yaklaşık 500 kişinin kayıp ya da zorla kaybedilme kapsamında olduğu kaydedilmiştir. Bu vakaların büyük bölümünün, 6 Ocak 2026’da başlayan ve 10 Ocak’ta Halep’in Kürt mahallelerinde kontrol değişikliğiyle sonuçlanan askeri operasyonlarla bağlantılı olduğu ifade edilmektedir.
Uluslararası topluma çağrı
Raporda, askeri tırmanışın devam etmesinin daha geniş çaplı sivil kayıplara, zorla yerinden edilmeye ve topluluklar arası gerilimlerin derinleşmesine yol açabileceği uyarısı yapılmaktadır. Bu çerçevede şu talepler dile getirilmektedir:
- Derhal ve koşulsuz ateşkes ilan edilmesi ve sivil altyapının korunması
- Keyfi tutuklamalara son verilmesi ve kayıp kişilerin akıbetine ilişkin şeffaf bilgi sağlanması
- Su ve elektrik gibi temel hizmetlerin sivillere karşı kolektif cezalandırma aracı olarak kullanılmaması
- Kürtler ve diğer azınlık gruplar için uluslararası insan hakları hukuku çerçevesinde özel koruma mekanizmalarının işletilmesi
- Medya kuruluşlarının nefret söylemi ve şiddeti teşvik edici yayınlardan kaçınması










