Bextiyar Elî: Rojava neden her yönden hedef alındı?

Yazarlar

Kürtlerin karşı karşıya olduğu tehlike geçici veya kısa süreli değildir. Kürdistan’ın tehlike çemberinden çıktığını düşünen herhangi bir kesim korkunç bir stratejik hata yapmaktadır. Kürt varlığına yönelik tehdit varoluşsaldır ve bununla yüzleşmek de varoluşsal, stratejik bir yüzleşme olmalıdır.

Rojava’ya yapılan saldırı, Kürdistan’ın uluslararası bir sömürge olduğunu bir kez daha kanıtlıyor; bu sadece işgalci devletlerin işgalden fayda sağladığı anlamında değil, aynı zamanda Batı stratejisinin kendisinin de bu sömürgeci durumu sürdürmek için tasarlandığı anlamında da geçerli.

Tom Barrack sadece bir birey değil. Barrack’ı bir kişi olarak hedef almak, arkasındaki tüm siyasi sistemi eleştirmeden hiçbir şey ifade etmiyor. Barrack, günümüz Batı muhafazakar zihniyetinin üretmeye devam ettiği türden politikacıları temsil ediyor.

Soykırım rastgele bir kaza değildir. Türk, Arap ve Fars biçimlerinde faşist zihniyetin en yüksek hedefidir. Milliyetçi-dini düşünce, “öteki”ni ortadan kaldırmak ve diğer milletlere ve mezheplere yer bırakmamak için temelden inşa edilmiştir.

Rojava, Ortadoğu’nun modern tarihinde bu faşist siyaset biçimini kırmaya yönelik ilk temel ve ciddi girişimdir. Yaşananlar, bazılarının iddia ettiği gibi “Rojava modelinin başarısızlığı” değil; aksine, bu modelin önemini, radikalliğini ve tarihsel değerini göstermektedir.

Mazlum Abdi’nin “hayır”ı sadece Ahmed el-Şara’ya değil, aynı zamanda Tom Barrack’a da büyük bir “hayır”dır. Şam’daki Mazlum Abdi’nin “hayır”ının gücü, sadece Kürdistan işgalcilerine değil, boyun eğdirmeyi ve sömürgeciliği sıradan ve normal göstermek isteyen tüm küresel siyasi sisteme de bir “hayır” olmasıdır.

Bu “hayır” büyük bir “hayır”dır. Bedeli çok ağır olabilir, ancak tarihteki tüm gerçek devrimcilerin “hayır”ı gibi, zaman içinde derinden yankılanan bir “hayır”dır.

Rojava’nın “tehlikesi”, herkese şunu söylemesidir: Her şey farklı olabilir. Başka bir deyişle, eşitlik, özgürlük ve kadınlara saygıya dayalı bir anti-faşist model inşa etmek imkansız değildir; bu, tüm özgür insanların iradesinden doğan bir şeydir.

Rojava, yüzyıldır yalnızca faşist ve muhafazakâr sloganlar üreten bir alana yeni bir siyasi yön çizmeyi ve yeni bir siyasi hedef koymayı başardı.

Mesele sadece Batı’nın Kürtlere tekrar ihanet etmesi değil; daha derin bir korkuyla, radikal bir siyasi alternatifin yükselişine dair bir endişedir; bu alternatif, bölgedeki özgürlük arayanlara yeni bir direniş modeli sunabilir.

Kürtlerin karşı karşıya olduğu tehlike geçici veya kısa süreli değildir. Kürdistan’ın tehlike çemberinden çıktığını düşünen herhangi bir kesim korkunç bir stratejik hata yapmaktadır. Kürt varlığına yönelik tehdit varoluşsaldır ve bununla yüzleşmek de varoluşsal, stratejik bir yüzleşme olmalıdır.

*

 

/ Bu yazı https://www.theamargi.com/’dan alınmıştır. Çeviri: numedya24./

İlginizi Çekebilir

Kobanili Kürtler: Şehir kuşatma altında, sesimizi duyun
54 Sivil Toplum Örgütü’nden ortak ‘Rojava’ açıklaması

Öne Çıkanlar