Futbol bu topraklarda sadece skorlarla okunmaz. Bir duruşu, bir hayata bakışı ve bir karakteri vardır. Bu hafta oynanan maçlar bize bir kez daha gösterdi ki bölge takımlarımız artık yalnızca ligde tutunmanın değil, kimlik koymanın, zirvede kalmanın ve kendi hikâyesini yazmanın peşinde. Sahadaki mücadele, tribünlerdeki inanç ve teknik adamların ortaya koyduğu felsefe bu haftaya damgasını vurdu.
Pensikspor- Amedspor 0-2
Lider Amedspor, Pendikspor deplasmanında aldığı galibiyetle yalnızca üç puan kazanmadı, liderliğin ne demek olduğunu da gösterdi. Pendikspor gibi genç, dinamik ve sahasında cesur oynayan bir rakibe karşı sabırlı kalmak, oyunu okumak ve doğru zamanda hamle yapmak kolay değildir. Maçın başında direkten dönen top, Amedspor adına ciddi bir uyarıydı. Ancak bu uyarı paniğe değil, daha akıllı bir oyuna evrildi.
Amedspor dakikalar ilerledikçe oyuna ağırlığını koydu. Moreno’nun sahanın her yerinde var olması, Murat Uçar’ın sağ kanattaki bitmeyen enerjisi ve Dia Saba’nın hücumdaki etkinliği rakibi geriye itti. Mbaye Diagne ise bu takımın sadece golcüsü değil, lideriydi. Rakip savunmayı yıpratan, arkadaşlarını oyuna sokan ve sorumluluk alan bir figür olarak öne çıktı. 41. dakikada gelen kırmızı kart sonrası Amedspor’un oyunu doğru yönetmesi, takımın olgunluğunu gösterdi. 45+3’te gelen gol ise bu olgunluğun ödülüydü.

İkinci yarıda Amedspor skoru korumaya çalışan değil, oyunu kontrol eden bir lider gibi oynadı. Savunma disiplini, orta saha direnci ve hücumdaki doğru tercihler farkı yarattı. Diagne’nin 61. dakikadaki golüyle maç koptu. 21 gole ulaşan bir golcü ve hemen arkasında Florent Hasani gibi bir alternatif, Amedspor’u zirvede tutan en önemli unsurlardan biri. Erzurum ve Sivas deplasmanlarında kaybedilen puanların ardından gelen bu galibiyet, liderliğin neden Amedspor’da olması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Sakaryaspor maçı artık sıradan bir lig maçı değil, bu yürüyüşün kader maçlarından biri.
Vanspor Çorumspor :3-1
Vanspor cephesinde ise haftanın hikâyesi sadece skorla değil, bir felsefeyle yazıldı. Güçlü Çorumspor karşısında ilk dakikalarda yaşanan tutukluk, Vanspor’un ne kadar baskı altında olduğunu gösteriyordu. Rakibin tecrübesi sahaya yansımıştı. Serdar Gürler’in golüyle gelen 1-0’lık skor, tribünleri ateşleyen an oldu. O andan sonra Vanspor yalnızca sahada değil, tribünle birlikte oynamaya başladı.
İptal edilen Çorumspor golü maçın kader anlarından biriydi. Ardından Hostika’nın golüyle gelen eşitlik, Vanspor’u hem oyuna hem de maça bağladı. İkinci yarıda sahada bambaşka bir Vanspor vardı. Savunmada Oulare, Ensar ve Javsevak uyumu güven verirken, kendi mevkisi olmamasına rağmen Medeni’nin sol bekteki performansı fedakârlığın somut örneğiydi. Ivan Cedric’in yokluğunda forvette görev alan Mamah, mücadele gücü, top saklaması ve rakibi yıpratmasıyla oyunun gizli kahramanlarından biri oldu. Erdem’in golü inancın karşılığıydı, Jaferson’un son dakikadaki golü ise emeğin mührüydü.

Ancak Vanspor’u bu noktada farklı kılan asıl unsur, Teknik Direktör Osman Zeki Korkmaz’ın ortaya koyduğu oyun ve yaşam felsefesi. Korkmaz için futbol sadece kazanmak ya da kaybetmekten ibaret değil. Onun anlayışında oyun, hayata dair bir duruşun sahaya yansıması. Cesaret, vazgeçmemek, birlikte hareket etmek ve doğru bildiğinden şaşmamak bu felsefenin temel taşları. Maç sonu yaptığı açıklamalar bunu net şekilde ortaya koydu. Bizim bir yaşam ve bir oyun felsefemiz var. Bugün sahada bunu gördük derken aslında sadece bir maçı değil, bir anlayışı tarif ediyordu. Korkmaz’ın söylediği en çarpıcı cümle ise şuydu: Bu maçı kaybedebilirdik ama oyun ve yaşam felsefemiz asla değişmezdi. İşte Vanspor’un kazandığı asıl şey tam olarak buydu. Üç puandan önce bir kimlik.
Serikspor Iğdırspor: 1-3
Iğdırspor ise bu haftanın en net toparlanma sinyali veren takımlarından biriydi. Yeni teknik ekip sonrası sahaya yansıyan oyun, takımın artık ne oynadığını bildiğini gösteriyor. Serik deplasmanında topa sahip olan, sabırlı kalan ve doğru anlarda hızlanan bir Iğdırspor izledik. Erken gelen gol oyunun kontrolünü erkenden getirdi. Devreye 2-0 önde girilmesi tesadüf değildi. İkinci yarıda tempo düşse de disiplin bozulmadı. 86. dakikada gelen golle maç noktalandı. Bu galibiyet, Iğdırspor’un fetret devrinden çıktığının ilanıydı. Ancak bundan sonrası daha zor. Her maç final ve hata lüksü yok.
TFF 2. Lig’de diğer bölge takımları da haftayı güçlü mesajlarla geçti. Mardinspor, 1461 Trabzon deplasmanında oyun olarak zorlanmasına rağmen kazanmayı bildi. Bu tür galibiyetler, sezon sonunda hedef koyan takımlar için büyük değer taşır. Muşspor ise ligin en formda ekiplerinden biri haline geldi. Son 10 maçta alınan 9 galibiyet ve 1 beraberlik, bu çıkışın tesadüf olmadığını gösteriyor. Play-off hedefi artık açık şekilde şampiyonluk hedefine dönmüş durumda. Tribünler, takım ve şehir bu başarıya hazır.
- Lig Beyaz Grup’ta Batman Petrolspor, Elazığspor karşısında oynadığı baskılı futbolla liderliği neden bırakmadığını gösterdi. 90 dakika boyunca rakibine nefes aldırmayan bir oyun vardı. Şanlıurfaspor ise aldığı galibiyetle yarıştan kopmayacağını ilan etti.
TFF 3. Lig’de Bingölspor için ise ciddi bir uyarı süreci yaşanıyor. Uzun süre lider kalan takımların en büyük rakibi çoğu zaman rehavet olur. Son haftalardaki puan kayıpları bunu gösteriyor. Ağrıspor’un aldığı mağlubiyet ise play-off yolunu zorlaştırdı.
Son söz şu: Bölge futbolu artık sadece maç kazanmıyor, hikâye yazıyor. Amedspor’un liderlik yürüyüşü, Vanspor’un felsefesi, Iğdırspor’un uyanışı ve diğer takımların direnci bunu gösteriyor. Sahadaki oyun, tribündeki inanç ve kenardaki duruş birleştiğinde bu coğrafyadan şampiyonluklar çıkmaması için hiçbir sebep yok.










