AB’nin Çin ile ticaret açığı büyümeye devam ederken, Avrupa Komisyonu Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları kapsamında yer alan ve üyelerin bir ticaret ortağına tanıdığı en düşük gümrük tarifesini diğer tüm üyelere de uygulamasını zorunlu kılan “En Çok Kayrılan Ülke” (Most Favoured Nation – MFN) ilkesini yeniden değerlendirmek istiyor.
Söz konusu statü, küresel ticaret kurallarının temel taşlarından biri olarak onlarca yıldır ticareti şekillendiriyor ve Çin gibi ülkelerin, dünyanın ikinci büyük ekonomisine dönüşürken dahi düşük tarifelerden yararlanmasına imkân tanıyor.
Brüksel’in yeni önerisiyle düşük tarifelerin karşılığında karşılıklı pazar erişimi şartı getirilmesi planlanıyor. Adım, Avrupa şirketlerinin Çin’de kalıcı engellerle karşı karşıya kaldığı ve Pekin’in ilişkiyi dengeleme çağrılarına rağmen küresel ve AB ile olan ticaret fazlasını artırdığı bir dönemde geliyor.
AB Ticaret Komiseri Maros Seffcovic, Güney Kıbrıs’ta düzenlenen AB ticaret bakanları toplantısının ardından cuma günü yaptığı açıklamada, “Düşük tarifeler, sizin [ticaret ortağınızın] pazarlarına eşit erişimle karşılık bulmalı” dedi ve “Her iki taraf için de adalet olması gerektiğini düşünüyorum,” ifadelerini kullandı.
AB’nin Çin ile mal ticareti açığı büyüyor
Konu, mart ayında Kamerun’da düzenlenecek DTÖ Bakanlar Konferansı’nda gündeme gelecek. Toplantı, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir yıl önce çok taraflı sistemi sarsan ve daha sonra mahkeme tarafından iptal edilen kapsamlı tek taraflı tarifelerle küresel ticareti altüst etmesinin ardından yapılacak.
Hem ABD hem de Çin’de giderek milliyetçi bir çizgiye kayan ticaret politikalarının şekillendirdiği jeoekonomik ortamda, DTÖ reformu toplantının ana gündem maddesi olacak.
“En Çok Kayrılan Ülke” kuralı, ticaret ortakları arasında ayrımcılığı önlemek amacıyla tasarlanmıştı. Ancak Brüksel artık bu ilkenin Çin ile yapısal dengesizliklere katkıda bulunduğu görüşünde.
Sefcovic, “Bu ilke uluslararası ticaret hukukuna ve DTÖ uygulamalarına yerleştirildiğinde dünya çok farklıydı. Çin’in GSYH’si yaklaşık yüzde 5-6 seviyesindeydi. Bugün ise yüzde 20 düzeyindeyiz,” dedi.
AB’nin Çin ile mal ticareti açığı 2025 yılında 359,3 milyar euroya yükseldi.
Eleştirmenler, Pekin’in 2001 yılında DTÖ’ye katılmasından bu yana, özellikle kapsamlı devlet sübvansiyonları nedeniyle örgüt kurallarına tam anlamıyla uymadığını savunuyor. Çin ekonomisi bu süreçte ABD’nin ardından dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline geldi.
Sefcovic, “Son 30 yılda küresel ticaret köklü biçimde değişti. Bazı DTÖ üyeleri küresel ticaretteki paylarını dramatik şekilde artırırken kendi pazarlarını görece kapalı tutmaya devam etti,” dedi. “Aynı zamanda devlet destekleri ve piyasa dışı politikalar da çoğaldı” ifadelerini kullandı.
“En Çok Kayrılan Ülke” kuralı, ABD’nin son bir yılda daha yüksek tarifeler tehdidi altında ticaret ortaklarıyla yaptığı anlaşmalar nedeniyle de tartışmaya açıldı.
Geçen temmuz ayında sonuçlandırılan AB-ABD anlaşması kapsamında ABD, AB mallarına yüzde 15 gümrük tarifesi uygulamaya başladı; AB ise ABD’den yapılan ithalata sıfır tarifeyle tercihli muamele tanımayı taahhüt etti.
Buna karşın, Trump yönetiminin açıkladığı ticaret anlaşmaları, üyelerin DTÖ kurallarına uyumu değerlendirebilmesi için bildirim zorunluluğu bulunmasına rağmen, DTÖ’ye resmen bildirilmedi.
Söz konusu tarifeler ayrıca, başkanın acil durum yasalarına dayanarak yetkisini aştığı gerekçesiyle ABD Yüksek Mahkemesi tarafından hukuka aykırı ilan edildi. Karar, zaten karmaşık olan jeopolitik tabloya yeni bir belirsizlik unsuru ekledi.
/euronews/










