Ali Babacan: Cesaretle ele alınmazsa kalıcı bir barış olmaz

GündemPolitika

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, kalıcı barış için hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı vurgusu yaptı.

Babacan, “Silahların susması, terör örgütünün feshi, şiddetin tamamen devreden çıkması çok önemlidir. Ama bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça ifade etmek zorundayız, kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz. Kalıcı barış; adaletle mümkündür, hukuk devletiyle mümkündür, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür. Eğer hukuk devleti güçlendirilmezse, eğer yargı bağımsız ve tarafsız işlemezse, eğer meselenin kök sebepleri cesaretle ele alınmazsa, bu süreç kalıcı bir sonuca ulaşamaz” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi’nin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Babacan, konuşmasına Balıkesir’de kaza kırıma uğrayan F-16 uçağında şehit olan pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın ailesine başsağlığı dileyerek başladı.

Kayyum uygulamalarından AYM kararlarına, “Casperlar” soruşturmasından Gazze’ye ve genç işsizliğine kadar birçok başlıkta iktidarı eleştiren Babacan, “Yanlışa yanlış, doğruya doğru demeye devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, sürecin başında “Barış savaştan iyidir, diyalog çatışmadan iyidir” dediklerini hatırlatarak, sürece katkı sunmaya devam edeceklerini söyledi.

Silahların susmasının önemli ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Babacan, “Kalıcı barış; adaletle mümkündür, hukuk devletiyle mümkündür, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür” dedi.

Kayyum ve yargı kararları vurgusu

Komisyon raporunda kayyum uygulamalarının sona erdirilmesine ilişkin ifadeleri değerli bulduklarını dile getiren Babacan, bunun somut hukuki güvencelerle desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi ve şunları kaydetti:

“Siyasetin yargıya müdahale ettiği, kararların fiilen etkisiz bırakıldığı bir düzende hangi hukuk devletinden söz edebilirsiniz? Ne yazık ki, raporun geneline hakim olan iyi niyeti, iktidarın uygulamalarında, fiiliyatında göremiyoruz. Eleştiri ile suçu ayıramayan bir hukuk düzeninde, ifade özgürlüğünden bahsedemezsiniz. Bir taraftan özgürlük deyip, diğer taraftan yargıyı ikna sopası olarak kullanmaya devam ederseniz, insanları bu sürece ikna edemezsiniz. Meseleyi kökünden çözmek mi istiyorsunuz? Yapılması gerekenler çok açık; yargıyı siyasetin gölgesinden çıkarın. Özgürlükleri keyfi kararlarla daraltmayın. Demokrasiyi güçlendirin. Temel hak ve özgürlükleri sağlam güvencelere bağlayın. Unutmayın, adalet varsa güven vardır; güven varsa huzur vardır, huzur varsa kalıcı barış da mümkündür. Yoksa daha çok komisyonlar kurulur, raporlar hazırlanır. Ama netice elde edilemez.

Bugün ülkemizde yürütme ergi, yasama organı olan Meclis ve yargı tamamen tahakküm altına alınmıştır”

Özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum ki ortada büyük bir garabet var. Bu raporun altında imzası olan siyasi partilerin toplam milletvekili sayısı değil yasa yapmak, Anayasayı değiştirmeye bile yetiyor, 400’den fazla milletvekili var bu siyasi partilerde. Ancak rapor, birilerine tavsiye cümleleriyle dolu. Unutmayalım; anayasayı, yasaları yapma yetkisi de Meclis’indir. Bu raporu hazırlayan siyasi partiler gerçekten sözlerinin arkasındaysa, gelin hep beraber raporda yazılanların gereğini bu yüce Meclisin çatısı altında yapalım. Ancak herkes biliyor ki, siz hangi raporu yazarsanız yazın, hangi yasayı çıkarırsanız çıkarın, iş dönüyor dolaşıyor, uygulayıcılara geliyor. İşte o uygulayıcıların tamamını yöneten, yönlendiren yürütme ergidir, yani Sayın Cumhurbaşkanıdır. Bugün ülkemizde yürütme ergi, yasama organı olan Meclis ve yargı tamamen tahakküm altına alınmıştır. Eğer birileri diyorsa ki ‘Yok öyle değil, ülkede güçler ayrımı var’, e o zaman hadi hodri meydan, buyrun raporun gereklerini yapalım. Niye yürümüyor? Niye Meclis adım atamıyor. İşte komisyonlar burada, işte Genel Kurul burada. Meclis istese, bağımsız bir irade ortaya koyabilse bunları yapamaz mı?

Meclis Şerafettin Can Atalay kararının gereğini yapamaz mı? Hemen bugün yapabilir”

Mesela, Meclis, Şerafettin Can Atalay kararının gereğini yapamaz mı? Hemen bugün yapabilir. İçişleri Bakanı kayyımları hemen geri çekemez mi? Bugün çekebilir. Adalet Bakanı yargıya dönüp, ‘üst mahkeme kararlarına, AYM kararlarına uyun arkadaş’ diyemez mi? Diyebilir. Peki bunlar oluyor mu? Olmuyor. Çünkü tek bir kişi, bütün sistemi kilitlemiş durumda. Bu raporda yazılanların gerçekleşmesi için, iktidarın samimi bir irade ortaya koyması gerekiyor. Oysa henüz bu iradenin hiçbir emaresi yok. Her şeye rağmen, şunu açıkça ifade etmek isterim, biz dün neredeysek bugün de oradayız. İktidarın durumunu yeni öğrenmedik, gayet iyi farkındayız. Buna rağmen biz tarihi sorumluluğumuzu, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz. Sürece katkı vermeye de devam edeceğiz. Ancak yanlışa yanlış, doğruya doğru demeyi de ihmal etmeyeceğiz. Çünkü biz, barıştan da adaletten de demokrasiden de asla vazgeçmeyeceğiz.”

Casperlar” soruşturması: Kurumsal güvenlik zafiyeti

Kamuoyuna yansıyan “Casperlar” adlı silahlı suç örgütü soruşturmasına da değinen Babacan, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu kişilerin tutuklandığını hatırlattı. Bir suç örgütünün kamu görevlileriyle irtibat içinde olmasının vahim bir tablo olduğunu ifade eden Babacan, “Burada yalnızca bireysel bir yozlaşma yoktur; kurumsal bir güvenlik zafiyeti vardır” dedi. Soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Babacan, “Sonu nereye uzanırsa uzansın gerçek ortaya çıkarılmalıdır” diye konuştu.

Gazze mesajı

Babacan, Gazze’de iki yıldır süren saldırılara da değinerek, “70 binden fazla insan hayatını kaybetti. Tam bir vahşet, tam bir insanlık suçu” dedi. Ateşkesin işlenen suçların cezasız kalması anlamına gelmemesi gerektiğini dile getiren Babacan, İsrail yönetimi üzerindeki uluslararası baskının sürdürülmesi çağrısında bulundu.

TÜİK verilerine atıfta bulunan Babacan, 15–34 yaş grubunda 6,5 milyon gencin ne eğitimde ne istihdamda olduğunu söyledi. “Oran yüzde 27. Son dört yılın en yüksek seviyesi” diyen Babacan, gençlerin umutsuzluk nedeniyle suç örgütlerinin ve yasa dışı yapıların ağına düşebildiğine dikkati çekti. “Devlet gençlere fırsat eşitliği sağlamak zorundadır” diyen Babacan, gençliğini kaybeden bir ülkenin yönünü kaybedeceğini kaydetti.

Devlet ile parti ayrımı ortadan kalktı”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın iftar ziyaretinde Cumhurbaşkanı’nın afişiyle görüntü vermesini eleştiren Babacan, “Devlet ile partiyi ayırmayan, kamuyu kişisel vitrine dönüştüren bir anlayışın temsilidir” değerlendirmesinde bulundu.

Babacan, konuşmasını “Bu ülke, gösterişle değil, adaletle ayağa kalkar. Bu ülke propagandayla değil, güvenle güçlenir. Bozulan güveni onarmak için, aşınan değerleri yeniden ayağa kaldırmak için, devleti yeniden milletin devleti yapmak için biz buradayız” sözleriyle tamamladı.

Kaynak: T24

İlginizi Çekebilir

Kobani için uluslararası kamuoyuna acil insani müdahale çağrısı
CHP’den AKP’ye geçen Özlem Çerçioğlu, ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçundan beraat etti

Öne Çıkanlar