🔴DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Antalya’da düzenlenen “Barış ve Demokratik Toplum Buluşması”nda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşı olduklarını belirtirken, İran’daki mevcut yönetim anlayışını da eleştirdi. Bakırhan, Türkiye’de Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, ne askeri müdahaleleri ne de İran’daki mevcut yönetim anlayışını desteklediklerini söyledi. Bakırhan, “Ne emperyal müdahalelerin yanındayız ne de Kürt’ü idam eden ceberut bir sistemin” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Antalya İl Örgütü tarafından düzenlenen “Barış ve Demokratik Toplum Buluşması”nda konuştu. Bakırhan’ın gündeminde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve Türkiye’de Kürt sorununun çözümüne ilişkin süreç vardı.
‘Bölgede yeni bir savaşın fitili ateşleniyor’
İran’a dönük saldırıların bölgede yeni bir savaşa kapı aralayabileceğini belirten Bakırhan, şunları söyledi:
“Yanı başımızda bir çatışma, bir gerginlik var. Neredeyse bir savaşa dönüşecek bir durum söz konusu. Biz DEM Parti olarak ne bu hegemonik emperyal saldırıları destekliyoruz ne de İran’ın kendi ülkesindeki bütün hakları ve farklılıkları bastıran mevcut çürümüş sistemini destekliyoruz. Kürt’ü idam eden bir ceberut sistemin de yanında değiliz.”
İran’ın demokrasiyle buluşması gerektiğini ifade eden Tuncer Bakırhan, dış müdahalelerin zeminini otoriter yönetimlerin hazırladığını savundu.
“Demokrasi yoksa dışarıdan müdahale var” diyen Bakırhan, en büyük güvenliğin silahlar değil halkın iradesi ve özgürlükler olduğunu söyledi.
Bakırhan, “Biz İran’da ‘Ben Kürt’üm, Belucum, Şii’yim, Sünni’yim, kadınım’ diyen, direnen halkların yanındayız” ifadelerini kullandı.
‘Kürt meselesi güvenlik değil, demokrasi meselesidir’
Bakırhan konuşmasında Kürt sorununun çözümüne ilişkin Meclis Komisyonu raporuna da değindi. Raporda olumlu başlıklar bulunduğunu ancak bazı temel itirazlarının olduğunu belirten Bakırhan, “100 yıllık Kürt meselesini terör ve güvenlik parantezine alamazsınız. Bu mesele özgürlük ve demokrasi meselesidir” dedi.
Raporda AİHM ve AYM kararlarına, kayyım uygulamalarının son bulmasına ilişkin başlıkların yer almasının önemli olduğunu ifade eden Bakırhan, ancak tek bir Meclis raporunun sorunu çözmeye yetmeyeceğini söyledi.
Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı
Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının yıldönümünde yaptığı son açıklamayı da değerlendirdi. Bakırhan bir yıl önce başlatılan çatışmasızlık vurgusunun önemli olduğunu ancak geçen sürede somut ilerleme sağlanamadığını belirtti.
“Barış kapsayıcı bir dille olur” diyen Bakırhan, sürecin hukuki ve siyasi bir zemine kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Öcalan’ın açıklamasında üç temel başlık öne çıktığını söyleyen Bakırhan, bunları “hukuk, demokratik entegrasyon ve demokrasi” olarak sıraladı.
Ana dili ve kayyım eleştirisi
Ana dilinde eğitimin temel bir hak olduğunu vurgulayan Bakırhan, bunun resmi dili ortadan kaldırmak anlamına gelmediğini söyledi. Dünyada birçok ülkede ana dilinde eğitimin uygulandığını belirten Bakırhan, Türkiye’de bu konunun “ülkeyi böler” argümanıyla engellendiğini savundu.
Kayyım uygulamalarını da eleştiren Bakırhan, belediyelere atanan kayyımların siyasi iradeyi gasp ettiğini ifade etti. AYM kararlarının uygulanması ve tutuklu siyasetçilerle ilgili adım atılması gerektiğini belirten Bakırhan, “Yasa gerektirmeyen adımlar var. İstenirse bir günde atılabilir” dedi.
Bakırhan, sürecin ilerlemesi için hem yürütmeye hem de siyasete önemli sorumluluklar düştüğünü belirterek, “Artık somut adımların atılması gereken bir dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.
/Kaynak: İlke Tv/













