🔴Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, TBMM’deki kadın grup toplantısında eşit yurttaşlık temelinde yasal düzenleme, yerel demokrasinin güçlendirilmesi ve örgütlenme özgürlüğünün genişletilmesi çağrısı yaparak kalıcı barış için somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.
DEM Parti, 8 Mart’a giderken TBMM’de ‘kadın grup toplantısı’ düzenledi. Kadın grup toplantısı, 8 Mart’a dair video gösterimiyle başladı.
Hatimoğulları, sözlerine “Haklarımız, hayatlarımız için mücadele ediyoruz” ifadeleriyle başlayarak Figen Yüksekdağ ve Leyla Güven başta olmak üzere cezaevlerindeki kadın siyasi mahpuslara selam gönderdi. Hatimoğulları, devamında şunları kaydetti:
“Sevgili Kadınlar,8 Mart 1857’de New York’ta dokuma fabrikasında hakları için direnirken yangında patron-devlet iş birliğiyle katledilen 129 kadının yaktığı meşale, 169 yıldır yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. New Yorklu dokuma işçilerinden Dilovası’nda katledilen kadın işçilere; kadınların bedenlerini küle çeviren karanlık düzen ne yangının izini silebildi ne de kadınların özgürlük tutkusunu söndürebildi. Bizler; o yangının küllerinden doğan Anka kuşlarıyız! 8 Mart’ı var eden kadınlara, erkek egemen sisteme karşı, ceberrut erkek egemen sistem anlayışına karşı mücadele eden sevgili kadınların mücadelesi sonucunda buralardayız.
Kadın mücadele tarihimizde simgeleşen Clara Zetkin’i, Rosa Luxemburg’u, Türkiye feminist hareketine büyük emekler veren Şirin Tekeli’yi ve yakın zamanda kaybettiğimiz Şemsa Özar’ı, Kürt Özgürlük mücadelesinden zulme karşı boyun eğmeyen Sakine’yi, Sêvê’yi, Fatma’yı, Pakize’yi, Deniz Poyraz’ı, yakın zamanda kaybettiğimiz yol arkadaşımız Dilan Karaman’ı ve onların şahsında yitirdiğimiz tüm kadınları saygı ve minnetle anıyorum.
İradesi demir parmaklıkları aşan, dört duvar arasında bile özgürlüğü soluyan kadınlara, Figen Yüksekdağ’a, Leyla Güven’e, Ayşe Gökkan’a, Fatma Çelik’e, Tanya Kara’ya ve onların şahsında bütün siyasi tutsaklara selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz.
Kapitalist erkek egemen sistemin son ifşası Epstein Dosyası. Bu dosya, patriyarkal kapitalizmin ve onu savunan devletlerin kadın ve çocuk bedenleri üzerindeki tahakkümünü görünür kılan bir kırılma anıdır. Bu kirli ağ, erkek egemen düzenin suçlarını nasıl koruduğunu ve cezasızlığı nasıl sistematik hâle getirdiğini bir kez daha açığa çıkarmıştır. Epstein dosyasında Türkiye’den adı geçenler, bu kirli ağın iş birliğini yapan isimler hakkında hâlâ bir soruşturma başlatılmadı; bu utanç vericidir. Belgelerde adı geçenler hakkında acil soruşturma başlatılmalıdır.
“EMPERYALİZMİN KÜRESEL ÖLÇEKTE SİSTEMİ YENİDEN DİZAYN ETME SAVAŞLARIDIR”
Dünya adeta bir cihan savaşında: Rusya-Ukrayna savaşı, Afganistan-Pakistan, ABD’nin Venezuela müdahalesi, İsrail’in devam eden Filistin işgali, ABD-İsrail’in İran’a saldırıları… Bu savaşlar, emperyalizmin küresel ölçekte sistemi yeniden dizayn etme savaşlarıdır. Ne yazık ki Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki otoriter rejimler, emperyalist güçlerin bölge vekilliğini sürdürerek, otoriterliklerinde ısrar ederek, kendi halklarının ölümü pahasına varlıklarını devam ettirmeye çalışıyor. ABD-İsrail, İran’la masada müzakereleri sürdürürken İran’a saldırdı; bu savaşın bölgenin tamamını sarma ihtimali var. Daha şimdiden Irak, Lübnan ve Körfez ülkelerine sıçradı. Bu saldırılarda İran’da kız ilkokulu vuruldu; en az 170 kız çocuğu katledildi.
“SAÇ ÖRGÜSÜ BURADA”
Bir direnişçi kadının cansız bedeninin binadan atılması, başka bir kadının saç örgüsünün kesilip teşhir edilmesi tesadüf değildir. O kesilen saç örgüsü, kadınların mücadelesinde. Bütün dünyayı sardı.
Sadece Ortadoğu’da, Suriye’de değil, bütün dünyada kadınlar saçlarını ören eylemlerle bu gerici karanlık erkek zihniyetine karşı cevap verdi. Bugünkü şalımızın simgesi saç örgüsü. Saç örgüsü burada. O kadınların direnişi kadın örgütlerinde devam edecek.
Bizler güvenceli iş, aş ve barınma; yaşanabilir ücret, yaşanabilir emekli aylığı, eşit işe eşit ücret; mobbingsiz, tacizsiz, şiddetsiz ortamlarda çalışma koşulları oluşuncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. Kadınların yaşamlarını “yargı paketlerine” sıkıştırarak koruyamazsınız.
Geçtiğimiz cuma günü, sayın Öcalan’ın 27 Şubat 2025’ye yaptığı tarihi çağrının yıl dönümüydü. Sayın Öcalan mesajında, bir yıllık gelişmeleri yazarak, bundan sonra araşamay yani demokratik entegrasyona vurgu yaptı. Şiddete dayalı siyaset döneminin kapandığını, yeni bir siyasete kapıların arandığının altını çizdi. Mesela Kürt halkı birçok talepte bulundu, biz şunu çok iyi biliyoruz ki bu talepler sadce Kürtlere değil, bütün Türkiye’ye kapı aralayacak. Bir an önce somut adım atılmalı, somut adım atılmadığı sürece toplumun güveninde gittikçe zayıflama oluyor.
HATİMOĞULLARI, 3 ADIM SIRALADI
Bu süreci genel anlamda 3 temel adım üzerine inşa edebiliriz. Bu 3 adım, sadece Kürtler için değil, Türkiye halklarının tamamı içindir. Birincisi: Kürtler, Aleviler, bütün farklı halklar ve inançlar eşit yurttaşlık temelinde, Demokratik Cumhuriyet hukukunun güvencesinde yaşayabilsin; buna “özgür yurttaş yasası” da diyebiliriz. PKK meselesine ilişkin çıkarılacak çerçeve yasa, özgür yurttaş yasa olarak tanımlanabilir. Ceza değil, çözüm odaklı bir yaklaşımla eşit yurttaşlık pekala inşa edilebilir.
İkincisi yerel yönetimlerin güçlenmesi konusu. Yerel yönetimler, güçlendiğinde insanlar kendi mahallelerini, geleceklerini daha iyi şekillendirebilir.
Demokratik Türkiye’nin mührü, yerel demokrasidir. Sadece Diyarbakır’ın değil, Trabzon’un, Tekirdağ’ın, Antalya’ın da ihtiyacı yerel demokrasidir.
Üçüncüsü, siyasi ve toplumsal örgütlenmenin önü açılmalıdır. Bu bir lütuf değildir. 21. yüzyıla yakışır çok temel bir haktır. Yeni bir sivil demokratik toplum yasasıyla toplumun nefes alması sağlanmalıdır. Bu üç adım birlikte atıldığında hem kalıcı barış tesis edilebilir hem de demokratik cumhuriyetin inşasının önü açılır. Bu adımlar Kürt meselesinin siyasi ve hukuki bir zemine çekecektir. Biz kadınlar ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısını sonuna kadar destekliyoruz.”
/Kaynak: Birgün/









