Ölü bulunan Fatma Nur Çelik ile 8 yaşındaki kızı için bakanlıktan açıklama: Anne bize olumlu yanıt vermedi

Fatma Nur Çelik ve sekiz yaşındaki kızı İkra’nın ölümüne ilişkin CHP PM üyesi Aylin Nazlıaka, “Bu, kadınları ve çocukları korumakla yükümlü olanların ağır sorumluluğudur. Bu dosya kapanmayacak” dedi.

CHP PM üyesi Aylin Nazlıaka sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bir anne korunamadı. Bir çocuk korunamadı. Bu yalnızca bir dava dosyası değildir. Bu, kadınları ve çocukları korumakla yükümlü olanların ağır sorumluluğudur. Bu dosya kapanmayacak” dedi.

Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler’in öz kızı Hifa İkra’yı üç yaşındayken istismar etmesine karşı adalet mücadelesi veren Fatma Nur Çelik ve sekiz yaşındaki kızı İkra dün akşam Zeytinburnu sahilinde ölü bulundu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Çelik’in ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında gizlilik kararı ve yayın yasağı getirilirken PM Üyesi Aylin Nazlıaka da sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Nazlıaka, adalet nöbetindeki Fatma Nur Çelik’i ziyaretini hatırlatarak, “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin, biz öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum. 5 Mayıs’a kadar hayatta kalacağımı düşünmüyorum, demişti. Bugün o anne ve 7 yaşındaki çocuğu hayatta değil. Anadolu Adliyesi önünde günlerce nöbet tutmuştu. Hem kendisi hem de kızı için adalet istemişti. Ölüm tehdidi aldığını söylemiş, ‘Güvende değilim’ diye haykırmıştı. 2017 yılında cinsel saldırıya uğradığını, baskıyla faille evlendirildiğini anlatmıştı. Ardından kızının da 3 yaşından itibaren istismara maruz kaldığını söylemişti. Doktor raporları vardı. Savcılık tutuklama talep etmişti. Ancak şüpheli serbest bırakıldı, tedbirler kaldırıldı, dosya kapatıldı. Adliye önünde şu sözleri kayda geçirmiştik: ‘Bu aşamada benim intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse üzerinin intihar süsüyle örtülmesini istemiyorum.’ Bir anne korunamadı. Bir çocuk korunamadı” ifadelerini kullandı.

“Geç gelen adalet, adalet değildir” sözlerini yineleyen Nazlıaka şunları kaydetti:

“Eğer o çığlık duyulsaydı, bugün bir anne ve bir çocuk hayatta olacaktı. Şimdi soruyoruz: Bu haykırış neden duyulmadı? Bu tehditler neden ciddiye alınmadı? Bu kadın ve bu çocuk neden korunmadı? Bu yalnızca bir dava dosyası değildir. Bu, kadınları ve çocukları korumakla yükümlü olanların ağır sorumluluğudur. Adalet sağlanmadığında bedelini en savunmasızlar ödüyor. Bu dosya kapanmayacak!”

BAKANLIKTAN AÇIKLAMA

Zeytinburnu’nda ölü bulunan anne ve kızı için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan konu ile ilgili yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada ” Bazı basın yayın organlarında ‘Zeytinburnu sahilde anne ve kızının cesedi bulundu’ şeklinde yer alan haberler üzerine kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması uygun görülmüştür. Bir süredir haberlere konu olan ve öz babasının istismarına uğradığı iddia edilen çocuk hakkında İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesinin kararıyla Sağlık ve Danışmanlık Tedbiri uygulanmıştır. Sağlık kontrollerinin düzenli yapılmadığının anlaşılması üzerine tedavi sürecinin aksamaması için gerekli çalışmalar yürütülmüş ancak bu süreçte annenin reddedici tutumları sebebiyle yönlendirmelere olumlu yanıt alınamamıştır. 13.02.2026 tarihinde çocuğun özel bir vakıf hastanesine yatırıldığı bilgisi alınmış, tedavi süreci takip edilmiştir. Sağlık kurulu raporunda çocuğun yatılı psikiyatrik tedavisinin gerekli olabileceği belirtilmiştir. Buna rağmen annenin önerilen tedavi ve sevkleri kabul etmediği uzmanlarca bildirilmiştir. Çocuğun sağlık durumunun risk altında olması nedeniyle 02.03.2026 tarihinde acil koruma kararı çıkartılmış ve konu adli makamlara intikal ettirilmiştir. Aynı gün adrese gidilmiş ancak kimseye ulaşılamamıştır.

Akşam saatlerinde gelen ihbar üzerine anne ve çocuğun hayatını kaybettiği bilgisi alınmıştır. Yaşanan elim olay hepimizi derinden üzmüştür. Konu adli makamlarca soruşturulmaktadır. Öte yandan süreç boyunca, bazı medya organları ve sivil toplum kuruluşlarının süreci çarpıtarak Bakanlığımızın anne ve çocuğu korumaya yönelik girişimlerini “anne ile çocuğu ayırma çabasıö şeklinde yansıtması sorumsuz ve gerçek dışıdır.

Çocuğun üstün yararı doğrultusunda atılan adımların kamuoyu nezdinde farklı bir algı oluşturacak şekilde sunulması kabul edilemez. Bu üzücü olay vesilesiyle bir kez daha tüm medya mensuplarını ve STK’ları bu tür konularda yetkililerin yönlendirmesi doğrultusunda hassas ve titiz davranmaya davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” ifadeleri yer aldı.

Kaynak: Evrensel

İlginizi Çekebilir

İngiltere, Kıbrıs’a savaş gemisi göndermeye hazırlanıyor
Kela Şemrexê bû qada coşa 8’ê Adarê: Jin li hev civiyan

Öne Çıkanlar