Analiz: İran’da üst düzey liderlerin öldürülmesinden sonra dizginler kimin elinde?

28 Şubat’ta İsrail ve ABD ikilisinin İran’a karşı başlattıkları hava saldırısıyla bugüne kadar çok sayıda üst düzey lider yok edildi. İran rejimine yön veren dini lider Ali Hamaney’den en son bugün öldürülen Devrim Muhafızları sözcüsüne kadar üst düzey görevliler oradan kaldırıldı.

Peki kurmay kadrosunu kaybetmiş rejimin ipleri kimin elinde?

AP’nin Ortadoğu uzmanlarından Elena Becatoros analizinde bu soruya yanıt arıyor: 

İsrail, İran’ın üst düzey liderlerini birer birer ortadan kaldırdı.

Önce savaşın ilk ateşinde öldürülen Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney oldu . Şimdi de ülkenin en güçlü isimlerinden biri olarak kabul edilen İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Larijani de öldürüldü. Bunun yanı sıra birçok üst düzey askeri ve siyasi lider de hayatını kaybetti.

Üst düzey liderlerin bu kadar çok sayıda saf dışı bırakılmasıyla, İran’ı şimdi kim yönetiyor? İşte ülkenin güç yapısına, bilinenlere ve bilinmeyenlere bir bakış.

Hamaney’in halefi

İran’da nihai yetki, Şah’ı deviren devrimin ardından 1979’da İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasından bu yana iktidarın zirvesinde yer alan ülkenin dini liderine aittir.

Hamaney’in öldürülmesinin ardından, 56 yaşındaki oğlu Mujteba Hamaney hızla İran’ın yeni dini lideri olarak atandı. Gizemli bir kişilik olan genç Hamaney, 86 yaşındaki babasının hava saldırısında öldürülmesinden bu yana kamuoyu önünde görülmedi.

Söz konusu din adamı, daha önce hiçbir hükümet görevine seçilmemiş veya atanmamış olmasına rağmen, uzun zamandır bu görev için aday olarak görülüyordu. Genç Hamaney, ülkenin güçlü paramiliter Devrim Muhafızları ile yakın bağlarını sürdürüyor.

Görüşlerinin babasınınkinden bile daha katı olduğuna inanılıyor. Resmi olarak şu anda İran silahlı kuvvetlerinin başında ve ülkenin nükleer programıyla ilgili her türlü karar ona ait.

Peki gerçekten İran’ı o mu yönetiyor?

İsrail, İran’ın liderliğinin karmaşa içinde olduğunu söylüyor.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu Perşembe gecesi düzenlediği basın toplantısında , “Şu anda İran’ı kimin yönettiğinden emin değilim,” dedi:

 “Yerine geçen Ayetullah Mojtaba yüzünü göstermedi. Onu gördünüz mü? Biz görmedik ve orada tam olarak neler olup bittiğini garanti edemeyiz.”

Mojtaba Hameney’nin eşi Zahra Haddad Adel de babasının öldürüldüğü İsrail saldırısında hayatını kaybetti. ABD ve İsrail yetkilileri, Hameney’nin aynı saldırıda yaralandığını öne sürdüler.

Netanyahu, “İran’ın komuta ve kontrol yapısı tam bir kaos içinde,” dedi.

Birleşik Krallık merkezli savunma ve güvenlik düşünce kuruluşu Royal United Services Institute’te Ortadoğu güvenliği kıdemli araştırmacısı olan Burcu Özçelik, İran’ın üst düzey liderlerinin çoğunun ortadan kaldırılmasının teokrasiyi değiştireceğini, ancak bu değişimin kademeli olabileceğini söylüyor. 

Özçelik, “Liderlik önemlidir ve siyaset, istihbarat, iç güvenlik ve ordu alanlarındaki kilit karar vericilerin kaybı dönüştürücü sonuçlar doğuracaktır” dedi.

Özçelik, “Rejim çöküşü” terminolojisine takılıp kalmanın, ülkeye yönelik saldırılar ve üst düzey liderlerin öldürülmesi nedeniyle rejimin zaten değişmekte olduğu gerçeğini gizlediğini açıkladı. Ancak savaşın ülke üzerindeki tam etkisinin ortaya çıkmasının zaman alabileceğini de sözlerine ekledi:

“Haftalar veya aylar değil, yıllar sürebilecek bir değişime hazırlıklı olmalıyız.”

Devrim Muhafızları

Birçok analiste göre, gerçek güç artık İran’ın korkulan paramiliter gücü İslam Devrim Muhafızları’nın elinde .

Uluslararası Kriz Grubu’nun İran proje direktörü Ali Vaez, “Devrim Muhafızları artık devletin ta kendisi” dedi. Savaş öncesinde ülkenin sivil liderliğinin “tamamen” yüce lidere bağlı olduğunu açıklayan Vaez, Devrim Muhafızlarının ise ülkedeki en güçlü ikinci güç olduğunu belirtti.

Ancak şimdi, yaşlı Hameney’nin vefatı ve oğlunun babasıyla aynı yetkiye sahip olmaması nedeniyle, “ülkeyi fiilen yönetenler Devrim Muhafızları’dır” diyor. 

Devrim Muhafızları, İran’ın 1979 İslam Devrimi’nden doğarak ülkenin Şii din adamları tarafından yönetilen hükümetini korumak amacıyla kuruldu. Daha sonra anayasasına dahil edildi ve İran’ın düzenli silahlı kuvvetlerine paralel olarak faaliyet gösterdi.

Devrim Muhafızları’nın seferi Kudüs Gücü, İran’ın İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı “Direniş Ekseni” olarak tanımladığı yapının oluşturulmasında kilit rol oynadı . Suriye’nin eski Devlet Başkanı Beşar Esad’ı, Lübnan militan grubu Hizbullah’ı, Yemen’deki Husi isyancılarını ve bölgedeki diğer silahlı grupları destekledi.

Bağımsız bir ordu

Savaşın başlarında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkenin askeri birliklerinin merkezi hükümetin kontrolünden bağımsız hareket ettiğini öne sürmüştü.

Arakçi, 1 Mart’ta Al Jazeera’ye verdiği demeçte, “Bizim askeri birliklerimiz şu anda aslında bağımsız ve bir şekilde izole durumdalar ve kendilerine önceden verilen talimatlara, yani genel talimatlara göre hareket ediyorlar” demişti.

Tahran’ın Umman gibi diğer Körfez ülkelerine yönelik saldırıları hakkında sorulan sorulara yanıt olarak şunları söyledi: 

“Umman’da yaşananlar bizim tercihimiz değildi. Ordumuza ve silahlı kuvvetlerimize hedef seçerken dikkatli olmaları konusunda zaten talimat verdik.”

“Çok katmanlı liderlik”

Vaez’in belirttiğine göre, İsrail veya ABD’nin İran’a saldırma olasılığı uzun zamandır gündemdeydi. İslam Cumhuriyeti bunu planlamasına dahil etmiş ve birden fazla acil durum planı hazırlamıştı.

Vaez, “Bence ABD ve İsrail’in hatası, İran’ın bir terör örgütüne benzediği, rejimin başını kesmenin veya siyasi elitin bir veya iki kademesini ortadan kaldırmanın felç ve çöküşe yol açacağı yönündeki kendi söylemlerine inanmaları oldu” dedi:

 “Oysa bu bir devlet, … çok katmanlı bir liderliğe sahip.”

Tüm üst düzey generaller ortadan kaldırılsa bile, daha alt kademelerdekilerin üstlerinin bıraktığı yerden devam edebileceğini söyledi: “Bu rejimin birkaç düzine üst düzey liderin görevden alınmasıyla çökeceği beklentisi, bence bir yanılsamadan başka bir şey değil.”

/AP/

İlginizi Çekebilir

Mehmet Türkmen’in Annesinden Mesaj: “Oğlum İşçilerin Hakkını Savunsun, Çolak Kalmasın İstiyor”
Trump, Japonya Başbakanı ile görüştü: Pearl Harbor’a gönderme yaptı

Öne Çıkanlar