ABD Başkanı Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi ve ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Suriye’nin Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’i çevreleyen “krizin” çözümünün bir parçası olabileceğini önerdi. Barrack Beşar Esad yönetimi döneminde ortaya atılan “Dört Deniz Projesi” olarak bilinen öneriye işaret etti.
İsrail-ABD ile İran arasındaki savaş son günlerde Hürmüz Boğazı’nda odaklanırken, dünya ekonomisi buradan akışı sağlanan enerji transferinin yaşadığı zorluklar nedeniyle yeni bir krizle karşı karşıya.
Hürmüz Boğazı kadar derin olmasa da bir başka gerilim de Arap Yarımadası’nın batısındaki Kızıldeniz’de yaşanıyor.
İran’ın bölgedeki vekil güçlerinden Yemen’deki Ensarullah (Husiler) Kızıldeniz’de İsrail ve ona yardım eden İngiltere ve ABD ile Gazze’de savaşın başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana askeri bir gerilim halinde.
İran’ın gemi ve tanker geçişlerine kapattığı bölgede gerilim sürerken alternatif güzergahlar da gündeme geliyor. ABD Başkanı Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi ve ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Suriye’nin İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’i çevreleyen “krizin” çözümünün bir parçası olabileceğini önerdi.
Barrack, Washington’da Atlantic Council ve Suriye-Amerikan İş Konseyi’nin ev sahipliğinde düzenlenen bir diyalog konferansında bu açıklamaları yaptı. Suriyeli muhalif yayın Enab Baladi’nin aktardığına göre konferans, ABD’li enerji, petrol ve teknoloji şirketlerini; Suriye Petrol Şirketi CEO’su Yusuf Kublavi’yi; Suriye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi İbrahim Ulabi’yi ve ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Jacob A. McGee’yi bir araya getirdi.
Barrack, fırsatların sadece petrol ve doğalgaz üretiminde değil, aynı zamanda boru hatlarında da yattığını söyledi. Ancak boru hatlarının tarihsel olarak verimli çalışmadığını; sürekli savaşlar, güvenlik sorunları, zayıf altyapı ve sermaye yatırımı eksikliği nedeniyle bölgede kapasitelerinin yalnızca yaklaşık yüzde 30’u kadar kullanılabildiğini belirtti.
Yine de ABD elçisi, özellikle mevcut koşullar altında, hem Hürmüz Boğazı hem de Kızıldeniz’in ciddi bir ikilem oluşturması ve büyük zorluklar nedeniyle bu “olağanüstü” fırsatın şimdi ortaya çıktığını ifade etti. Bu nedenle, farklı bir çözüm sunan alternatif bir rotaya ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Tom Barrack, yerel ve uluslararası boru hatlarının Suriye’de kesiştiğini ekledi. ABD’li elçi, Beşar Esad yönetimi döneminde gündeme gelen “Dört Deniz Projesi” olarak bilinen öneriye işaret etti. Proje, Suriye’yi İran Körfezi, Hazar Denizi, Akdeniz ve Karadeniz arasında bir bağlantı haline getirmeyi; böylece Türkiye ve Suriye’nin enerji dağıtımının merkezi olabilmesini öngörüyordu.
“Dört Deniz” bağlantı projesi, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 2009 yılında Suriye’ye yaptığı ziyaret ve Beşar Esad ile görüşmesi sırasında gündeme gelmişti. O dönemde Gül, Ankara ile Şam arasında sınırsız iş birliği istediğini açıklamış ve Esad’a “Suriye, Türkiye, İran ve Irak’ı çevreleyen dört denizi birbirine bağlayarak küresel bir ticaret merkezi haline gelin” çağrısında bulunmuştu.
Barrack konuşmasında şunları kaydetti: “Suriye’nin kaderinin çevresinde olup biten her şeyle bağlantılı olduğunu biliyoruz. Bugün neden burada olduğunuzu düşünürseniz, bunun nedeni enerjidir. Jeopolitik olarak yaşanan şey, enerji sektörünün dağıtımdan güvenliğe odaklanmaya kaymasıdır. Neden güvenlik, özellikle de bu bölgede? Çünkü bir zamanlar enerji dağıtımının merkezinde yer alan su yolları artık güvenlik, koruma ve diğer alternatifler üzerinde düşünmeyi gerektiriyor.”
ABD temsilcisi, “Suriye’nin kara sınırlarına ve bunların sunduğu coğrafi konuma, güneyden kuzeye ve doğudan batıya baktığınızda, bu son derece çarpıcıdır” dedi.
Kaynak: İlke TV









