Agos 30 yaşında: Herkes el verdi, Hrant can verdi

GündemMedya
🔴Ortak akılda değil ortak isyanda buluşan bir grup insanın imece ürünü olarak ortaya çıktı Agos. Ama ejderhayı yenmek için gözü pek bir kahraman şarttır. Hrant işte o kahraman oldu.
Anna Turay Agos için yazdı:

Agos’un kuruluş sürecine yakından tanıklık eden eşim yıllar sonra itiraf etti. Gazeteye en fazla altı ay ömür biçmiş, dayanamayacağımızdan eminmiş. Bari şevkimiz kırılmasın diye hiç söz etmemiş!

Deneyimliydi. Ortamı, koşulları, olanaksızlıkları görüyor, kendimizi ne kadar paralarsak paralayalım bu kadar yokluk, yoksunluk içinde bu işin yürütülemeyeceğini herkesten daha iyi biliyordu elbette. Agos’un hazırlık çalışmaları sırasında imecemize dört başı mamur bir bütçe planı hazırlayarak katkı sağlamıştı. Düşünülmesi gereken her şey vardı bu planda. Yok yoktu. Dikkatle okuduk, inceledik ve sessizce yok ettik. Gerçekler moral bozucuydu, biz hayallerimize sığınmayı seçtik.

Başlangıçta Agos’ta bir gazeteci kadrosu yoktu, yazar, muhabir, grafiker, düzeltmen, reklam servisi yoktu. Para, fon, ofis, bilgisayar terminalleri, yazıcılar da yoktu.

Ya okur? Aslında o da yoktu. Ama Allah için, gönüllü çoktu.

Demek ki artık planlamalarla, SWOT analizleriyle vakit harcanmayacak, balıklama atlanacaktı. Ele ele tutuştuk, gözlerimizi kapatıp atladık! İyi ki!

Uzunca bir süre, akşamüstleri herkes kendi işinden çıkıp Agos mesaisine koştu. Derken, yavaş yavaş, pek çok şey yoktan var oldu. Düzen, sistem oluştu, oturdu. Başka hiçbir şeye benzemeyen, tamamen biricik, Agos’a özgü formlarla hem de. Çok çok umutla ve inançla, dayanışmayla, sabırla, kavgayla ve inatla…

Ve asıl olarak Hrant’ın rüzgârı, enerjisiyle… Agos, onun vicdanları uyandıran, sessizliği kıran benzersiz diliyle, harikulade iletişim kurma becerisiyle Agos oldu.

Ortak akılda değil ortak isyanda buluşan bir grup insanın imece ürünü olarak ortaya çıktı Agos. Ama ejderhayı yenmek için gözü pek bir kahraman şarttır. Hrant işte o kahraman oldu.

Agos daha ilk sayısından itibaren Türkiyeli Ermenileri toplumsal hafızasıyla buluşturdu. Bastırılan, unutturulan, silinen ne varsa… Şurada eski bir yerleşim yerinin adı, burada bir yemeğin tadı kokusu, geleneksel bir kutlamanın kökenini konuşmaya başladık. Kulağımız sesimizi duydu. Parlak bir başarının kıvancında bir olduk, sıradan bir caddenin altında yatan mezarlarımızı, gasp edilmiş bir araziye kondurulmuş pazaryerini de bildik. Yalnızca Ermeniler mi? Kulak veren herkesin hafızası gelişti, derinleşti.

Agos’un yaratmaya sıvananlar bunun neredeyse imkânsız olduğunu bilmiyorlardı. Bu sayede giriştiler ve başardılar. Agos bugün otuzuncu kilometre taşını dikiyor! İlk yıllara dönüp bakınca, yokluk, eksiklik olarak gördüklerimizin pek de bir önem taşımadığını, zayıflık olduğunu düşündüğümüz şeylerinse asıl gücümüz olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Agos’a herkes el verdi, emek verdi, ama ona can veren, imkânsızı yenen Hrant en büyük bedeli ödedi, canını verdi.

İlginizi Çekebilir

Türkiye’den Irak ve Kürdistan Bölgesi için ‘acil’ güvenlik uyarısı
WSJ: İran ile ABD arasındaki ateşkes görüşmeleri çıkmaza girdi

Öne Çıkanlar