BirGün’ün haberine göre Muş’un Varto ilçesinde IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’ne ait jeotermal kaynak arama çalışmaları yargıya taşındı.
Yöre dernekleri ve köyleri adına açılan dava dilekçesinde projenin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, ruhsatın iptali ve yürütmesinin durdurulması talep edildi. Varto Havzası’nın bu projeden çok ciddi etkileneceği belirtilen avukat Barış Yıldırım, “Telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açacak proje acilen iptal edilmeli” dedi. Tedirginliğin sürdüğü bölgede köylüler, “Toprağımızı, suyumuzu ve yaşam alanlarımızı korumak istiyoruz” diyerek projeye karşı mücadele edeceklerini vurguladı.
Varto Köprücük, Teknedüzü, Çalıdere, Küçüktepe, Güzelkent ve İçmeler köylerinde yaşayan yurttaşlar adına Bingöl İdare Mahkemesi’ne yapılan başvuruda, Muş İl Özel İdaresi tarafından bir enerji şirketine verilen jeotermal kaynak arama ruhsatının hukuka aykırı olduğu vurgulandı.
Dava dilekçesinde, projenin hayata geçirilmesi halinde çevre, tarım ve hayvancılık üzerinde “telafisi imkânsız zararlar” doğacağı vurgulandı.
BİLGİ VERİLMEDİ
Köylülerin avukatı Barış Yıldırım, sürecin şeffaf yürütülmediğini söyledi. Yurttaşların bilgi edinme başvurusu yaptığını ancak idarenin ruhsata ilişkin bilgi ve belgeleri paylaşmadığını ifade eden Yıldırım, “Çevreyi doğrudan etkileyen bir projede bilgi saklanamaz. Bu durum başlı başına hukuka aykırıdır” dedi.
Dava dilekçesinde de, bilgi edinme talebine verilen ret yanıtının mevzuata aykırı olduğu ve kamuoyunun projeden habersiz bırakıldığına dikkat çekildi.
TARIM RİSK ALTINDA
Dilekçede, ruhsat sahasının hem ekolojik hem de ekonomik açıdan kritik bir bölgede yer aldığı belirtildi. Bölgenin yaban keçisi, ayı, kurt ve vaşak gibi türlerin yaşam alanı olduğu, aynı zamanda önemli bir kuş göç güzergâhı üzerinde bulunduğu ifade edildi. Ayrıca sahada yoğun biçimde arıcılık, hayvancılık ve tarım yapıldığına dikkat çekilerek, sondaj faaliyetlerinin ekosistemi bozacağı ve köylülerin geçim kaynaklarını ortadan kaldırabileceği vurgulandı. Dilekçede, jeotermal sondaj çalışmaları sırasında ortaya çıkabilecek kimyasalların yeraltı ve yüzey sularını kirletebileceğine de işaret edildi. İçme ve kullanma suyu kaynaklarının zarar görebileceği, tarım arazilerinin verimsizleşebileceği ifade edildi. Ruhsat sahasının aynı zamanda orman, mera ve tarım alanı statüsünde olduğuna dikkat çekilen dilekçede, verilen ruhsatın ilgili mevzuata aykırı olduğu da kaydedildi.
FAY HATTI VURGUSU
Projeye başlanması halinde doğacak zararların geri döndürülemeyeceği belirtilen dilekçede, mahkemeden yürütmenin durdurulmasını talep etti. Dilekçede özetle şu ifadeler yer aldı: “Ruhsat sahası ülkemizin tarafı bulunduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne göre kesin koruma altında bulunan yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban domuzu, vaşak gibi fauna türleri ile kesin koruma altonda bulunan flora türlerinin yoğun habitatı durumundadır. Yörede yoğun şekilde arıcılık, hayvancılık ve tarım yapılmakta olup anılan ruhsata konu projenin yürütülmesi halinde ekosistem üzerinde oluşacak baskı ve ekosistem değişiminden kaynaklı arıcılık faaliyeti, hayvancılık faaliyeti ve tarımsal faaliyet ağır zarar görecektir. Ruhsata konu projenin yürütülmesi halinde yörenin yeraltı suları ile yüzey suları (içme ve kullanma suları) kullanılamaz hale gelecektir. Ruhsat sahasında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma mevzuatı kapsamında bulunan arkeolojik sit alanları, taşınmaz kültür varlıkları bulunmaktadır. Jeotermal kaynak arama faaliyeti için yapılacak sondajlar anılan arkeolojik sit alanlarının, taşınmaz kültür varlıklarının tahribine sebebiyet verecektir. Jeotermal kaynak arama faaliyeti için yapılacak sondaj sürecinde ortaya çıkacak hidrojen sülfür gibi ağır kimyasallar toprak, su ve hava parametrelerine telafisi imkânsız zararlar verecek bu durum çevre ve halk sağlığına ağır zararlar verecektir. Ruhsat sahası Doğu Anadolu Fay Hattı ile Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kesişim bölgesinde olup sondaj çalışmaları ile bölgede sismik hareket oluşumuna ve dolayısıyla deprem riskine sebebiyet verilecektir. Açıkça hukuka aykırı olan ve telafisi güç ve imkânsız zararlara neden olabilecek idarî işlemin yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini talep etmek gereği doğmuştur.”











