İlk sonuçlar 199 sandalyeli parlamentoya Tisza’nın 136, Orban’ın partisi Fidesz’in ise 56 vekil göndereceğine işaret ediyor.
Önemli yasal düzenlemeleri yapabilecek çoğunluk için 133 sandalyeye ihtiyaç var.
Seçimlere rekor seviyede katılım
Oy kullanma işleminden önce yapılan son anketler Tisza’nın oyların yüzde 55 ila 57’sini elde edeceğini gösteriyordu.
İlk sonuçların ardından Magyar Facebook’tan “Teşekkürler Macaristan” diye yazdı. Alman Spiegel dergisi de Orban’ın yenilgiyi kabul ettiğini, Magyar’ı telefonla arayarak zaferinden dolayı kutladığını aktardı.
Orban döneminin sonunu getiren oylama, ülkenin kader seçimi olarak görülüyordu. Seçime katılım da buna paralel şekilde rekor düzeyde oldu. Sandıkların kapanmasına yarım saat kala, yaklaşık 8 milyon seçmenin yüzde 77’si oy kullanmıştı. Bu, Macaristan’da 1990’daki demokratik dönüşümden bu yana görülmemiş seviyede bir katılım oranı.
Sonuçlar ne anlama geliyor?
Seçimler Budapeşte’nin yanı sıra Brüksel, Washington ve Moskova’dan da ilgiyle takip ediliyordu.
Orban, AB’ye yönelik sert eleştirileriyle bilinen bir isim. Macaristan Başbakanı yıllardır Avrupa’nın başta Ukrayna konusu olmak üzere önemli kararlarını veto eden bir isim. Onun bu tavrı Birlik’i hareket edemez hâle getiriyordu. Siyasi analistler Orban’ın yeniden seçilmesi durumunda AB’nin daha da zayıflayacağı yorumunu yapıyordu.
Örneğin AB’ye üye hiçbir ülke, Rusya ile Orban’ın Macaristan’ı kadar yakın bağlara sahip değil. Onun liderliğindeki Budapeşte yıllardır Rusya’ya karşı her adımı mümkün olduğunca geciktirme ya da etkisini azaltma yönünde girişimde bulundu.
Viktor Orban, Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada popülist sağ muhafazakâr ve aşırı sağ hareketler açısından da bir rol modeldi.
ABD Başkanı Donald Trump ve onun MAGA hareketinin Orban’a desteğinin altında bu neden yatıyor. Trump Macaristan’daki kampanya döneminde önce Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu, ardından da Başkan Yardımcısı JD Vance’i Budapeşte’ye göndermişti. Bununla da yetinmeyen ABD Başkanı, iki gün önce sosyal medya hesaplarından “Viktor Orban’a oy verin” diye yazarak seçimlere açıkça müdahale etti.
Macaristan’da ne değişecek?
Trump’ın bu girişimlerine rağmen ekonomik sorunlar ve yolsuzluk gibi konuların tartışıldığı kampanya döneminin ardından sandıktan Magyar ve partisi Tisza birinci çıktı.
Magyar da muhafazakâr bir isim. Kendisini dindar olarak tanımlıyor, milliyetçi bir çizgi izliyor.
Ancak söz konusu Brüksel’le ilişkiler olduğunda Orban’a göre daha uzlaşmacı bir tutum takınacağının mesajını veriyor.
Peter Magyar, ülkesini yeniden Avrupa eksenine çevirerek dondurulmuş hâldeki on milyarlarca euroluk AB desteğinin serbest kalmasını sağlamayı, bu yolla zayıflayan Macar ekonomisini güçlendirmeyi vadediyor.
Ukrayna’ya silah yardımlarına karşı olsa da Kiev’e yönelik dili Orban’ınki kadar sert değil. Göç konusunda ise selefinin sertlik yanlısı politikalarını sürdürmesi bekleniyor.
/Kaynak: Deutsche Welle/












