🔴Günlük kahve tüketiminin ruh sağlığı üzerinde koruyucu bir etkisi olabilir mi? Yeni bir araştırma, ölçülü tüketimin ruh sağlığı bozuklukları riskini azaltabileceğini öne sürüyor.
Journal of Affective Disorders dergisinde yayımlanan çalışma, günde iki ila üç fincan kahve içmenin özellikle erkeklerde ruh sağlığı açısından faydalı olabileceğini ortaya koydu.
Öte yandan, günde beş ya da daha fazla fincan kahve tüketimi, ruhsal bozukluk riskinin artmasıyla ilişkilendirildi.
Araştırma ekibi, 40-69 yaş aralığındaki bireyleri kapsayan geniş ölçekli bir ileriye dönük kohort olan UK Biobank’teki 460 bini aşkın katılımcının verilerini inceleyerek, günlük kahve tüketimi ile çeşitli ruhsal bozukluklar arasındaki ilişkiyi araştırdı.
Katılımcılar, kafeinsiz, hazır ve filtre gibi türler ile miktarları da içeren günlük kahve tüketimlerine ilişkin soruları yanıtladı ve medyan 13,4 yıl boyunca takip edildi.
Araştırmacılar, sonuçlarda J şeklinde bir eğri ortaya çıktığını, yani çok az ya da çok fazla kahve içenlerin kahveyi ölçülü tüketenler kadar fayda görmediğini belirledi.
Çalışmaya göre, kahve tüketimi ile duygudurum bozuklukları arasındaki ilişki erkeklerde daha güçlüydü.
“Günümüzde, beslenmenin ve diyetin ruhsal bozuklukların önlenmesi ve yönetimindeki rolüne yönelik ilgi artıyor” diye yazdı araştırmanın yazarları.
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, dünya genelinde bir milyardan fazla insan ruh sağlığı bozukluklarıyla yaşıyor.
DSÖ, anksiyete ve depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarının, uzun süreli engelliliğin dünya çapındaki ikinci en büyük nedeni olduğunu ve sağlıklı yaşam yılındaki kayıplara önemli ölçüde katkıda bulunduğunu bildiriyor.
Yazarlara göre, “ruh sağlığı bozuklukları pandemisi”ni dizginlemek için önleyici stratejilere ihtiyaç var.
Kahve nasıl yardımcı olabilir?
Kahve; kafein, polifenoller, melanoidinler ve diterpenler de dahil olmak üzere binden fazla biyoaktif bileşen içeriyor.
Çalışma, kafein ve klorojenik asit gibi bileşiklerin anti-enflamatuvar etkilerinin, kahveyi ölçülü tüketen kişilerde gözlenen daha düşük ruhsal hastalık riskini kısmen açıklayabileceğini öne sürüyor.
Yazarlar, kafeinin nöroprotektif etkilerini iki mekanizma üzerinden gösterdiğini belirtiyor: antidepresan etkilerle ilişkilendirilen A1R’nin etkinleştirilmesi ve strese bağlı sinirsel işlev bozukluğunu dengeleyen A2AR’nin baskılanması.
Kafeinin anti-enflamatuvar özellikleri, önceki çalışmalarda demans riskinin azalması ve bilişsel gerilemenin yavaşlamasıyla da ilişkilendirilmişti.
/euronews/











