Ekrem İmamoğlu’na yönelik “casusluk” davası başlıyor

GündemPolitika

🔴 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve danışman Necati Özkan hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla açılan davanın duruşması Silivri’de bugün başlıyor.

 
4 Temmuz 2025’te “casusluk” suçlamasıyla tutuklanan ve etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ifade veren Hüseyin Gün’ün iddiaları üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “casusluk” soruşturması başlatılmıştı. Soruşturma kapsamında, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında tutuklama kararı verilmişti. Hazırlanan iddianamede, İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün’ün “siyasal casusluk” suçundan cezalandırılması talep edilmiş, iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti.

Deutsche Welle‘nin haberine göre açılan davayla ilgili ilk duruşma Silivri’deki Marmara Cezaevi duruşma salonunda yapılacak.

İddianamede hangi suçlamalar yer aldı?

İmamoğlu, Özkan, Gün ve Yanardağ’ın “siyasal casusluk” suçundan15 yıldan 20 yıla kadar hapsinin talep edildiği iddianamede, İmamoğlu’nun 2019 yerel seçimlerini “manipüle etmeye yönelik faaliyetlerde bulunduğu” ve seçimleri halkın oylarıyla değil “siyasal casusluk” ve “manipülasyon” sayesinde kazandığı öne sürüldü.

İmamoğlu’nun “CHP’yi ele geçirmeyi hedeflediği”, ardından da kendisini “Cumhurbaşkanı adayı yaptırmayı planladığı” ve Kampanya Direktörü Necati Özkan ile de bu nedenle çalıştığı aktarıldı.

İddianamede, “Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında, siyasal casusluk suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasının sağlanarak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır” denildi.

Merdan Yanardağ: İddianamenin amacı TELE1’e el koymak

Duruşma öncesi bir açıklama yapan Merdan Yanardağ, iddianamenin amacının “TELE1’e el koymak” olduğunu savundu:

“Bu kumpas olarak nitelendirdiğim iddianamenin amacı TELE1’e el koymak, beni ve arkadaşlarımı medyadan uzaklaştırıp işsiz bırakmaktı. Bağımsız, borçsuz bir medya kuruluşu olan TELE1’e kayyum atanması basın tarihinin en önemli olaylarından biridir. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne müdahaledir. TELE1’e müdahale tüm medyayı etkiledi. Bu el koyma işleminden önce bana TELE1’i satmam için teklif geldi. TELE1’i satmayı kabul etmediğim için ardından bu davayla TELE1’e kayyum atadılar. Kayyum 144 meslektaşımızı işsiz bıraktı tazminatlarını ödemedi.”

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Yanardağ’ın 24 Ekim 2025 tarihinde gözaltına alınmasının ardından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) TELE1’e kayyum olarak atanmış, kısa bir süre önce de televizyon satışa çıkarılmıştı. Merdan Yanardağ açıklamasında hakkında herhangi bir somut delil olmadığına da dikkati çekti:

“Ben Türk Ceza Kanunu’nun devlet sırrını ele geçirip yabancı bir devlete, örgüte verme suçunu düzenleyen 328’inci maddesi ile suçlanıyorum. Ama iddianamede yabancı devlet yok, yabancı örgüt yok. Hakkımda somut ya da soyut delil yok. Yorum ve varsayıma dayalı ideolojik bir iddianameyle suçlanıyorum. Bu nedenle savunmamı ‘karşı iddianame’ olarak sunacağım.”

“31 Mart 2024 seçiminde Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesini sağlamakla” suçlandığını belirten Yanardağ, İmamoğlu’nu eleştiren yayınlar yaptıklarını da söyledi.

Uluslararası Af Örgütü de geçen hafta Yanardağ’ın derhal ve koşulsuz serbest bırakılması için çağrı yaparak, Türkiye’de gazetecilerin “aşırı geniş ve muğlak yasalar” kullanılarak susturulmaya çalışıldığını vurguladı.

İBB ve “siyasi casusluk” davalarından ayrı ayrı tutuklu bulunan Necati Özkan da duruşma öncesi yaptığı değerlendirmede, davayı “son yılların en hakikat dışı davalarından biri” olarak nitelendirmişti. Özkan, kamuoyuna daha önce “İBB yolsuzluk” başlığıyla servis edilen iddiaların karşılık bulmaması üzerine bu kez “casusluk” iddiasının gündeme getirildiğini belirterek sürecin “paranoya iklimiyle beslenen yeni bir hikâye” üzerinden kurgulandığını savunmuştu.

Özkan, 160 sayfalık iddianamede, yalnızca seçimlerden 12 gün önce tanıştığı ve bir kez görüştüğü bir iş insanının attığı birkaç WhatsApp mesajından “seçim manipülasyonu” iddiası çıkarılmaya çalışıldığını da vurgulayarak bunun “zorlama bir kurgu” olduğunu kaydetmişti.

/DW/

İlginizi Çekebilir

Erdoğan’dan Galatasaray’a şampiyonluk tebriği
Analiz: Metropolün gölgesinde Berlin’deki sağcı gençlerin şiddeti

Öne Çıkanlar