Tutuklu BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen’in yargılandığı dava Antep’te görüldü. Duruşmada savunma yapan Türkmen, “Kopan kolun hesabını sorduğum için suçlu oldum” dedi. Savcılık ceza isterken mahkeme Türkmen hakkında beraat kararı verdi.
Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklu yargılandığı davanın duruşması bugün Gaziantep Adliyesinde görülüyor. İşçilerin hak arama mücadelesinde yanlarında durduğu için hedef alınan Türkmen’e destek vermek amacıyla Türkiye’nin pek çok kentinden ve Avrupa’dan çok sayıda temsilci duruşma öncesi adliye önünde bir araya geldi. “Mehmet Türkmen yalnız değildir” ve “Sendikal haklar yargılanamaz” sloganları atılan açıklamada Türkmen’in derhal serbest bırakılması çağrıları dile getirildi.
Türkmen duruşmada yaptığı savunmada, “Adım gibi biliyorum ki bu soruşturma Şireci patronunun şikayeti üzerine açıldı. Kopan kolun hesabını sorduğum için suçlu oldum” dedi. Antep’te son 13 yılda en az 555 işçinin iş cinayetlerinde öldüğünü ama bir tek patronun hapis yatmadığını söyleyen Türkmen, “Patronlara ‘İstediğiniz kadar sömürün, konuşanı biz içeri atarız’ mesajı veriyorsunuz. Bu haksızlık bir an önce son bulmalı; zaten can çekişen adalete güven daha fazla sarsılmamalıdır” çağrısında bulundu.
Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcılık, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan Mehmet Türkmen hakkında hapis cezası verilmesini talep etti. Türkmen’in sendikacılık yapmasına engel teşkil edecek şekilde ‘siyasi yasak’ da talep eden savcılık, tahliye kararı verilmesini istedi.
Mahkeme Türkmen hakkında beraat kararı verdi.
30 kişilik salon gerginlik yarattı
Duruşmanın 30 kişilik salonda yapılmak istenmesi gerginlik yarattı. Avukatlar dahi dışarıda kalırken katılımcılar bu duruma tepki gösterdi.
Gaziantep Adliyesi 38. Asliye Ceza Mahkemesi heyeti salona gelirken, salona getirilen Mehmet Türkmen, salondakiler tarafından alkışlarla karşılandı.
Duruşma, Mehmet Türkmen’in savunmasıyla başladı.
Türkmen: “Savcının bile emin olmadığı bir suçla karşınızdayım”
Türkmen, savunmasına uğradığı hukuki karmaşayı ifşa ederek başladı. Önce ‘halkı kin ve nefrete sevk etmek’ suçundan gözaltına alındığını, karakolda ise bu suçlamanın aniden ‘halkı yanıltıcı bilgiyi yayma’ suçuna dönüştürüldüğünü belirtti. Savcının bile hangi suçtan emin olmadığını söyleyerek, bu belirsizliğin aslında bir susturma yöntemi olduğunu vurguladı.
“Şireci patronunun şikayetiyle buradayım”
Soruşturmanın re’sen açıldığı söylense de Türkmen, bu sürecin asıl kaynağını fabrika içinden aldığı bilgilerle bildiğini söyledi:
“Adım gibi biliyorum ki bu soruşturma Şireci patronunun şikayeti üzerine açıldı. Son 6 yılda 30 kez gözaltına alındım ve hepsi bir patronun telefonuyla oldu. Bir sendika genel başkanını gözaltına almak neden bu kadar kolay?”
“İyilikseverlik değil, susturma bedeli: O ev neden alındı?”
Türkmen, savunmasının devamında Şireci Tekstil’de kolu kopan işçiye dair konuştu. Patronun işçiye ev alarak şikayetini geri çektirdiğini, bunun bir hayırseverlik değil, adaletten kaçma yöntemi olduğunu söyledi: “Ahmet Şireci, işçilerin tazminatına çökmekle ünlüdür. O işçiye iyilik olsun diye değil, soruşturma kapansın diye ev aldı. İşçi şikayetçi olmadı diye delillerin karartıldığı, kan lekelerinin temizlendiği bir dosyada patron aklandı; ama ben o kopan kolun hesabını sorduğum için suçlu oldum.”
“Cezaevi koğuşu Başpınar işçileriyle dolu”
İçeride kaldığı 2 aylık süreçte pek çok gözlem yaptığını söyleyen Türkmen, kaldığı 60-65 kişilik koğuşlardaki tabloyu paylaştı: “Tanıştığım 300 kişinin yarısından fazlası Başpınar işçisiydi. Kimi sakat kaldığı için, kimi geçinemediği için oradaydı. Bu insanlar suçlu doğmadı, onları bu sistemsel adaletsizlik suça itti.”
Babası yoksulluk nedeniyle cezaevinde, çocuğu işçi
Türkmen, koğuş arkadaşı olan 30 yaşındaki bir işçinin hikayesi üzerinden yoksulluğun çocukları nasıl vurduğunu anlattı: “Koğuş arkadaşım uyuşturucudan yatıyor. ‘Borcum vardı, başka bir şansım kalmamıştı’ diye anlattı yaşadıklarını. 11 yaşındaki çocuğu okulu bırakıp çalışmaya başlamış. 6 ve 10 yaşındaki çocukları da okula gidemiyor ve iş bulsalar işçiliğe başlayacaklar. Çocuk, annesine kazandığı parayı verirken ‘Babam cezaevinden gönderdi’ diyormuş. Çünkü ‘Çocukları ona bakıyor’ demesinler istiyor. Babası utanmasın diye kurgulanmış bir şey bu. İşte ben, o çocuklar okusun, babaları insanca kazansın dediğim için buradayım.”
“555 işçi öldü, bir tek patron ifade vermedi”
İSİG Meclisinin raporuna atıfta bulunan Türkmen, Gaziantep’te son 13 yılda en az 555 işçinin öldüğünü hatırlattı: “Bu 555 ismin hepsi var. Bir tek patron hapis yatmadı, bir tek patron gözaltına alınmadı. Tekstil iş kolu en az riskli olanlardan biri olmasına rağmen neden her gün birinin eli, kolu kopuyor? Çünkü patronların kâr hırsı, işçinin canından kıymetli.”
“Adalet güvenini daha fazla sarsmayın”
Türkmen, savunmasını bitirirken dile getirdiği hiçbir şeyin yalan olmadığını vurguladı. Türkmen, “İki aydır sendikal görevimden ve ailemden uzağım. Patronlara ‘İstediğiniz kadar sömürün, konuşanı biz içeri atarız’ mesajı veriyorsunuz. Bu haksızlık bir an önce son bulmalı; zaten can çekişen adalet güveni daha fazla sarsılmamalıdır” dedi.
Tanıkların dinlenmesi talebi reddedildi
Avukat Eylem Sarıoğlu, fabrikalarda çalışırken uzuv kaybına uğrayan ve iş kazaları geçiren işçilerin tanık olarak dinlenmek için duruşma salonu dışında hazır bulunduğunu söyledi. Sarıoğlu, “Türkmen’in ifadesinde geçen sözler gerçekliğiyle ortadadır ve bu gerçeklerin dinlenmesini istiyoruz” dedi.
İddia makamı talebin reddini isterken, mahkeme heyeti de tanıkların dinlenmesi talebini reddetti.
Savcılık hapis cezası ve siyasi yasak talep etti
Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcılık, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan Mehmet Türkmen hakkında hapis cezası verilmesini talep etti. Türkmen’in sendikacılık yapmasına engel teşkil edecek şekilde ‘siyasi yasak’ da talep eden savcılık, tahliye kararı verilmesini istedi.
Duruşma öncesi açıklama: “İşçi haklarını savunmak suç değildir”
İşçilerin hak arama mücadelesinde yanlarında durduğu için hedef alınan Türkmen’e destek vermek amacıyla Türkiye kentlerinden ve Avrupa’dan çok sayıda temsilci adliye önünde bir araya geldi. Açıklama sırasında “Mehmet Türkmen yalnız değildir”, “Sendikal haklar yargılanamaz”, “Baskılar bizi yıldıramaz” “İş, ekmek, özgürlük” sloganları atıldı.
“Yanıltıcı bilgi değil, acı gerçekler”
BİRTEK-SEN Genel Sekreteri Mikail Kılıçalp, yaptığı açıklamada davanın hukuki değil siyasi olduğunu vurguladı. Kılıçalp, “Mehmet Türkmen’in suçu maaşlarını alamayan işçilerle yan yana durmak, iş cinayetlerinin hesabını sormaktır. Türkmen, ‘Yasalar zenginler için geçerli değil’ dediği için tutuklandı. Biz de soruyoruz: İşçinin tazminatına çöken, işten atan, emeğini gasp eden kaç patron bu kapıdan içeri girdi? Yanıltıcı olan bizim sözlerimiz değil, bu adaletsiz düzenin kendisidir” dedi.
“Bu bir şebeke düzenidir”
Kılıçalp işçi ölümlerinin bir kader olmadığını belirterek şunları kaydetti: “Sermaye sahipleri ve siyasal iktidarın ortak olduğu bu şebeke, bir düğmeye basarak sendikacıyı, gazeteciyi, siyasetçiyi tutukluyor. İş cinayetlerinin üstünü örtüyorlar. Her yıl 2000 işçinin canını alan bu düzenin dişlileri zarar görmesin diye Mehmet Türkmen susturulmak isteniyor. Ama bu mücadele her geçen gün daha da güçlenecek.”
Baro Başkanı Bülent Duran: “Bu karar açlığa mahkum edilenlerin tutuklanmasıdır”
Gaziantep Baro Başkanı Bülent Duran, yargılama sürecindeki hukuksuzluklara dikkat çekti. Duran, “Geçen yıl da işçilerin zam talebi yasaklandığında ‘Bizi mutsuz edenleri biz de mutsuz ederiz’ demişlerdi. Bu tutuklama kararı şahsi değil; açlığa mahkum edilen, örgütlenmek isteyen tüm insanların iradesine vurulmuş bir kelepçedir. Hukuk yaşamı ve hakları koruduğu sürece vardır. Biz bugün burada sadece Mehmet Türkmen için değil, Can Atalay ve doğasına, emeğine sahip çıkan herkes için buradayız” ifadelerini kullandı.
“Yılda 6 adet Soma yaşanıyor”
Avukatlarından Tugay Bek ise verilerle iş cinayetlerine vurgu yaptı. Bek, Mehmet Türkmen’in kamuoyunu yanılttığı iddiasına şu rakamlarla yanıt verdi:
– Sadece 2025 yılında 2 bin 555 işçi yaşamını yitirdi. Son on yılda bu sayı 25 bini aştı.
– 2013-2026 yılları arasında Gaziantep’te 555 işçi iş cinayetlerinde öldü.
– “Mehmet Türkmen’in suçu, her yıl aslında 6 tane ‘Soma Katliamı’ kadar işçinin can verdiği bu kölelik düzenini deşifre etmektir. Dezenformasyon yasası, toplumu korumak için değil, hak arayanları susturmak için bir sopa olarak kullanılıyor.”
Ayşe Türkmen: Oğlumu almadan gitmem
Mehmet Türkmen’in annesi Ayşe Türkmen de adliye önündeki kalabalığa seslendi. Oğlunun suçsuz olduğunu söyleyen anne Türkmen, “Oğlum işçinin, garibanın hakkını savunduğu için mi içerde? Ben oğlumu almaya geldim, onu bırakmazlarsa Ankara’ya kadar giderim” diyerek adalet talebini yineledi. Türkmen’in dayısı Mehmet Türkmen de Mehmet’in bir evi, arabası olmadığını, sadece işçilerin haklarını savunduğunu söyledi. Türkmen, “Mehmet patronların yanında olsaydı evi de arabası da her şeyi de olurdu ama o işçilerin yanında olmayı, onların mücadelesine destek vermeyi seçti ve bu yüzden tutuklu” diye konuştu.
Elini kaybeden işçiden Gürlek’e çağrı: Mehmet Türkmen’i bırakın
Geçirdiği iş kazasında elini kaybeden ve davada tanık olarak dinlenmesi istenen Mustafa Alkurt ise “10 yıl önce Özmen İplik’te iş kazası geçirdim. Altmış yedi gün hastanede yattım. 14 operasyon geçirdim. Bu süre boyunca beni hiç kimse aramadı, ziyaret etmedi, destek olmadı. Bir tek Mehmet Türkmen yanıma geldi, beni haberlere çıkardı, beni Meclise gönderdi. Mehmet bizim gibi işçilerin sesi oldu. Buradan Adalet Bakanı Akın Gürlek’e de sesleniyorum. ‘Vatandaşın bir talebi varsa çözeceğim’ demişti. Sayın Bakan, Mehmet Türkmen bize destek oldu, lütfen onu serbest bırakın. Adalet talebimizi görün, hakkımızı verin” çağrısında bulundu.
Açıklamaya destek veren kişi ve kurumlar
Mehmet Türkmen Davası İçin Dayanışma ve Gözlem Heyeti, Birleşik Kamu İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, Birleşik Metal İş Genel Başkanı Özkan Atar, Dev Turizm Genel Başkanı Turgay Özdemir, DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, Enerji Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, Gıda-İş Genel Başkanı Olcay Ozak, İletişim-İş Genel Başkanı Gürkan Emreoğlu, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Haber-Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, SES Eş Genel Başkanı Mehmet Sıddık Akın, Yapı Yol Sen Genel Başkanı Gültekin Narinli, BES Genel Sekreteri Sedat Suna, Eğitim Sen MYK Üyesi İzzet İldeş, Eğitim Sen MYK Üyesi Evrim Gülez, SES MYK Üyesi Eylem Kaya Eroğlu, Tarım Orkam Sen Merkez Kadın Sekreteri Ayşe Tutşi, Tarım Orkam Sen Genel Mali Sekreteri Nasır Demirkıran, Tüm Bel Sen MYK Üyesi Bülent Türkmen, Umut Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, SYKP İl Eş Başkanı Mustafa Yanılmaz, EHP Genel Başkan Yardımcısı Nehir Sevim, TÖP Dönem Sunucusu Pelin Kahiroğulları, Sinop Ayteks işçileri, Özel Öğretmenler Sendikası Gaziantep Temsilcisi, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, TİP Genel Başkanı Milletvekili Erkan Baş, CHP Milletvekili Okan Konuralp, CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka, CHP Milletvekili Ulaş Karasu, CHP Milletvekili Gamze Taşcıer, DEM Parti Milletvekili Perihan Koca, DEM Parti Milletvekili Ferit Şenyaşar, DEM Parti Milletvekili Adalet Kaya, TÖP Kurucular Kurulu Üyesi ve Dem Milletvekili Perihan Koca, Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca, Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, Hamburg Eyalet Milletvekili – Kay Jäger, ver.di Sendikası Stuttgart Şube Başkanı – Sidar Çarman, ver.di Sendikası Heilbronn Şube Başkanı – Katharina Kaupp, ver.di Sendikası Merkezi Konsey Üyesi, DIDF Yürütme Üyesi – Yusuf As, Ulusal İşyeri Temsilciler Ağı (NSSN) Yöneticisi – Paul Kershaw, Türkiye Halklarıyla Dayanışma Kampanyası (SPOT) Yöneticisi – Arif Bektaş.
/Kaynak: Evrensel/










