Cizre Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ömer Faruk Yıldırım, bölgedeki ekonomik sorunların çözümü için kalıcı toplumsal barışın ve hukuki güvencelerin şart olduğunu söyledi. Yıldırım, sınır kapıları ve lojistikte yaşanan sıkıntıların yalnızca bölgeyi değil, Türkiye’nin tamamını etkilediğini vurguladı.
PKK’nin silah yakma törenine katılan Cizre TSO Başkanı Ömer Faruk Yıldırım, aradan geçen zamanda devletin atması gereken somut adımları atmadığına dikkati çekerek “Süreç Cizre’yi ilgilendirdiği kadar Çorum’u, İstanbul’u ve Edirne’yi de ilgilendirmeli. Herkes sürece sahip çıkmalı” dedi.
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı sonrası PKK, 5-7 Mayıs tarihlerinde 12’nci Kongresi’ni toplayarak ‘partinin fesih ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırma kararı’ aldı. Ardından KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat öncülüğündeki 30 kişilik grup, 11 Temmuz’da silahlarını yakarak imha etti. Bu kararın üzerinden bir yıl, silahların yakılmasının üzerinden ise 10 ay geçmesine rağmen Meclis’ten beklenen hukuki düzenlemeler konusundaki sessizlik sürüyor.
Irak Federal Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinin kırsalındaki Casena Mağarası yakınlarında gerçekleşen silah yakma törenine katılan Cizre Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ömer Faruk Yıldırım; aradan geçen zamanda yaşananları, Silopi ve Nusaybin sınır kapılarının durumunu ve Cizre’deki ekonomik gidişatı değerlendirdi.
Sürecin başarısı ekonomiyi kalkındırır
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşmasından sermayenin de olumlu etkileneceğini belirten Yıldırım, “Onlarca yıldır acı eken bir şehrin evladı olarak bu barış sürecinin başarıya ulaşması elbette çok anlamlı. Ancak bir ticaret odası başkanı ve tüccar olarak bakıldığında, barış ve kardeşlik projesinin hayata geçirilmesi; sermayenin yeniden güvenli limanlara dönmesi demektir. Bu acıların bir daha yaşanmaması, Türkiye Cumhuriyeti devletinin önceliklerinin de artık güvenlikten ticarete doğru kayması anlamına gelecektir. Ülkenin gerek dış gerekse iç politikası artık savaşla değil, ticaretle meşgul olacak. Bunun hem dış ticarete hem de iç ticarete olan olumlu etkisi; ülkenin sanayisine ve istihdamına katkı sağlayacaktır. Fakat atılan adımları yavaş bulduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum” diye konuştu.
İstanbul, Çorum ve Edirne’yi de ilgilendiriyor
Yıldırım ayrıca, “Örgüt tarafından atılması gereken bütün adımlar atıldı, silahlar yakıldı. Biz o silahların yakılmasına da o tarihi ana da şahitlik ettik; ondan sonraki fesih sürecine de tanıklık ettik. Artık hukuk sistemi içerisinde anayasal bütün gereksinimlerin yerine getirilmesi ve insanlarımızın artık böyle bir gündemle meşgul olmaması için gerekli tüm kanuni ve zaruri adımların atılmasını bekliyoruz. Bu sürecin başarıya ulaşması, aslında Türkiye’nin tamamında ekonominin, istihdamın ve refah seviyesinin artması demektir. Dolayısıyla bu süreç bizi ilgilendirdiği kadar Çorum’u, Bursa’yı, İstanbul’u ve Edirne’yi de ilgilendiriyor” ifadelerini de kullandı.
Sivil toplum kuruluşlarının (STK) süreçteki rolüne değinen Yıldırım, ticaret ve sanayi odalarının sürecin başarıya ulaşması için daha fazla gayret göstermesi gerektiğini söyledi. Süreçte barış dilinin önemine vurgu yapan Yıldırım, “Barışı, barış diliyle istersek o zaman barış gerçekleşecek. Barışın gerçekleşmesi; bizlerin refahı kadar Çorumlu, Edirneli kardeşlerimizin de refahı demektir. Sürecin başarıya ulaşması ülke iktisadı açısından çok önemlidir. Herkesin bu süreci sonuna kadar desteklemesi ve sahiplenmesi gerekir. Bu sahiplenmenin oluşturacağı cesaretle ancak bu süreç başarıya ulaşabilir” dedi.
Nusaybin-Kamışlo sınır kapısı
Mardin’in Nusaybin ilçesi ile Rojava’nın Kamışlı kenti arasında yer alan ve 14 yıldır kapalı olan sınır kapısının ekonomiye etkilerine dikkat çeken Yıldırım, “Habur Sınır Kapısı’ndan sonra bizim amacımız Derik’ten de bir sınır kapısının açılması. Şehrimizden Rojava bölgesine açılan bir sınır kapısı olmalı. Acilen, hiçbir bahanenin arkasına sığınmadan Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılmasını istiyoruz. Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılması, hem Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile hem de Irak’la olan ticaretimizdeki irili ufaklı sorunların çözümünde bir lokomotif görevi görecek. Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılmaması için hiçbir gerekçe olmadığına inanıyoruz. Oradaki kardeşlerimize, soydaşlarımıza açılan bir kapının, şu anda hâlihazırda Suriye ile Türkiye arasında açık olan diğer sınır kapılarından hiçbir farkı yoktur. Artık bahanelerin arkasına sığınılarak o kapının kapalı bırakılması kabul edilemez” diye konuştu.
Habur Sınır Kapısı’nın önemi
Silopi’de bulunan Habur Sınır Kapısı’nın önemine değinen Yıldırım, “Burası sadece Cizre’yi veya Botan bölgesini ilgilendiren bir kapı değil. Meksika-Amerika arasındaki El Paso Sınır Kapısı’ndan sonra en yüksek işlem hacmine sahip kara hudut sınır kapısıdır. Bu kapıda çalışan şoförlerimizin zor durumda kalması, ülke ihracatımızın zora girmesi demektir. Şoförlerle ilgili oluşacak bir maliyet artışı, nakliyeci esnafımızın da maliyetlerinin yükselmesi anlamını taşır. Bu da navlun (taşımacılık) ücretlerinin yükselmesine neden olur. Nakliye ücretlerinin yükselmesi ise ihracatçımızın, bölge ülkelerindeki rakiplerine karşı rekabet gücünü zayıflatır. İhracatta oluşacak bir maliyet artışı, otomatik olarak ihraç ettiğimiz ürünlerin de zamlanması demektir. Bu durum arz-talep dengesini olumsuz etkileyeceğinden, ihracata olan talebin azalmasına yol açacaktır. İhracat talebinin azalması ise Türkiye’de istihdamı ve diğer ekonomik döngülerin tamamını zora sokar; adeta bir domino etkisi yaratır” ifadelerini kullandı.
İpek Yolu
İpek Yolu’nun Şırnak kent sınırında kalan kısmında belirgin altyapı ve yol bozukluğu sorunu olduğunu belirten Yıldırım, “Bu sorun onlarca yıldır var. Sürekli dile getiriyoruz ancak her ne hikmetse sadece Şırnak il sınırlarına girdiğinizde İpek Yolu’nda sorunlar baş gösteriyor. Bu sorunlar aslında doğrudan bir maliyet artışı demektir. Çünkü orada yaklaşık 28 bin araç sürekli hareket hâlinde. Günde 4 bin aracın geçtiği bir yolun bozuk ve çukurlarla dolu olması araçlara büyük zarar veriyor. Bu zarar nedeniyle araçlar sürekli servise gidiyor. Servisteki parçaların tamamının ithal olduğunu düşündüğümüzde, bu durumun ülkemizdeki cari açığı hatırı sayılır bir şekilde artırdığını da belirtmek gerekir” dedi.
Faiz oranları çok yüksek
Esnaf ve sanayicinin karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çeken Yıldırım, şöyle devam etti:
“Faiz oranlarının bu kadar yüksek olması hem esnafımızı hem de tüccarımızı büyük zorluklarla karşı karşıya bırakıyor. Finansmana erişimle ilgili sorunlarımız sadece bankaların uyguladığı yüksek faizlerden ibaret değil; bir de ipotek sorunu var. Bankalara vermemiz gereken ipoteklerin değerlendirilmesi ve bankaların bölgedeki ekspertiz firmalarının uyguladığı politikalar bizi çok olumsuz etkiliyor. Çünkü milyonluk arazilerimiz veya gayrimenkullerimiz, söz konusu ekspertiz firmaları tarafından çok düşük rakamlarla fiyatlandırılıyor. Bankalar da lisanslı ekspertiz firmalarının bu düşük raporlarını dikkate alıyor. Dolayısıyla faizin yüksekliğinden ziyade, finansmana erişimdeki en büyük engellerimizden biri de gayrimenkullerimizin değerinde kabul görmemesidir.”
Sanayi mektebi
“Gençler işsizlikten dolayı Cizre’den göç ediyor. Gençlerimizi sadece Habur Sınır Kapısı eksenli bir döngünün içine, adeta kendi ellerimizle ittik. Biz bunun farkında olduğumuz için Cizre Ticaret ve Sanayi Odası olarak Cizre’de bir ‘Sanayi Mektebi’ kurulması amacıyla son iki yıldır bir çalışma yürütüyoruz. Amacımız, piyasada ‘ara eleman’ denilen ama bizim ‘ana eleman’ olarak nitelendirdiğimiz nitelikli iş gücünü yetiştirmektir. Sanayi mektebimizde çalışmalara başlıyoruz; haziran ayı gibi ilk öğrencilerimizi almış olacağız. Gençlerimizin vasıflı eleman sıfatı kazanması için uğraşıyoruz ve uğraşmaya devam edeceğiz. Sanayi mektebimizin en önemli gayesi de bu olacak. Haziran ayı içerisinde halkımıza ve gençlerimize kapılarımızı açmış olacağız. İlk etapta seçeceğimiz öğrencilerimizi dört farklı branşta yetiştirmeye başlayacağız. Tamamıyla ücretsiz olacak bu eğitimlerle, gençlerimizin beceri, bilgi ve birikimlerini doğru yöne kanalize ederek onları hem sanayi kuruluşlarımızla hem de iş insanlarımızla entegre etmeye çalışacağız.”
/Kaynak: Mezopotamya Ajansı/











