Foza Yusif: Şam yönetimi seçim değil kendi tercihine uygun atama yaptı

GenelGündem

PYD Başkanlık Konseyi üyesi Foza Yusif, Suriye Parlamentosu seçimlerini “anti-demokratik bir dayatma” olarak nitelendirdi. Kürt partilerinin boykot kararını savunan Foza Yusif’e göre, Şam yönetimi halkın iradesi yerine kendi tercih ettiği isimleri parlamentoya taşıdı.

24 Mayıs’ta Suriye Parlamentosu üyelerini belirlemek için Rojava’nın Kürt bölgelerinde ‘’seçimler’’ yapıldı. Şam hükümetine göre bu bir seçim. Ancak Rojava’daki çoğu siyasi parti ve halk bunu bir seçimden ziyade geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara ve hükümeti tarafından yapılan bir atama olarak görüyor. 

Öte yandan, Rojava merkezli Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve diğer birçok parti, Şam hükümetinin hem yöntemini ve hem de Kürtler için sadece 4 sandalye ayırmasını eleştirerek, ‘seçimleri’ boykot etti.

Rojava’daki tüm siyasi güçler arasında Birlik Anlaşması daha önce imzalanmış olmasına rağmen, Suriye Ulusal Kürt Meclisi (ENKS) seçimi kabul ederek parlamentoya sadece iki üye gönderiyor. Diğer iki üye ise bağımsız.

Peki buraya nasıl gelindi? Suriye ve Rojava’da gerçekten de bir seçim mi yapıldı, yoksa Şam yönetiminin bir dayatması, oldu bittisi mi? PYD ve diğer siyasi partiler seçimleri neden boykot etti?

Nûmedya24’ten Diyar Ciwan, bu soruları PYD Başkanlık Konseyi Üyesi Foza Yusif‘e yöneltti.

Ciwan’ın Foza Yusif ile yaptığı röportaj şöyle:

*PYD de dahil olmak üzere siyasi partilerin büyük bir kısmı parlamento seçimlerini boykot etti. Katılıp mücadele etmek yerine neden boykot kararı aldınız? Başka bir deyişle, en azından bir Suriye muhalefeti kurma fırsatınız vardı, ancak bunu kabul etmediniz.

PYD ve diğer partilerin boykot kararı almasının şüphesiz birçok nedeni var, ancak ana neden parlamentodaki Kürt temsil oranının çok düşük olmasıydı. Başka bir deyişle, Şam hükümetinin bugün dayattığı şey, Suriye’deki Kürt halkının varoluş gerçekliğini temsil etmiyor.

İkinci neden ise belirlenen mekanizmaydı. Suriye’nin geneli için bunu demokratik bir mekanizma olarak tanımlamak mümkün değil.

Şimdi, sıra Kürt bölgelerine gelince, bu durum daha da kötüleşiyor. Örneğin, Cizre bölgesinde ve özellikle Serêkaniyê şehrinde, halkın iradesi dikkate alınmadan ve hatta şehir halkı evlerine dönmeden önce, Şam hükümeti kendi seçtiği bir Arap temsilciyi Serêkaniyê temsilcisi olarak atadı. Ayrıca, Cizre bölgesini temsil etmek üzere toplam 9 kişi aday gösterildi. 4 Kürt, 4 Arap ve 1 Süryani. Kürtler için, 2’sinin ENKS’den, 2’sinin de PYD ve diğer partilerden olması gerektiği söylendi. Hatta Süryani adayını bile kendi tercihlerine göre belirlediler. Bu durumun bölünmeye yol açacağı gerekçesiyle, Süryani toplumu seçimlere katılmama kararı aldı.

Kısacası, Şam hükümetinin seçimler konusunda Cizre bölgesi için çok özel bir politika geliştirdiği ve amacının toplumu bölmek olduğu söylenebilir. Başka bir deyişle, halkın iradesi yerine, Şam’ın kendisi, Meclis’e girecek üyeleri ve partileri tamamen kendi tercihlerine göre ayarladı. Bu politikanın yanlışlığının farkında olduğumuz ve bunun toplumu böleceğini gördüğümüz için, boykot etmeye karar verdik. Aksine, sürece katılsaydık, bu, dayatılan anti-demokratik mekanizmayı kabul ettiğimiz anlamına gelirdi. Tekrar ediyorum, bu antidemokratik politikayı kabul etmek yerine boykot etme kararımız doğru bir karardı.

*Toplumun tamamının hoşuna gitmese bile, Suriye Parlamentosu’na gidecek kişiler Kürt halkını temsil edebilecekler mi?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Suriye Parlamentosu’na gidecek kişiler bölge halkının siyasi iradesiyle belirlenmemiştir. İki tanesi bağımsız, diğer ikisi ise ENKS tarafından atanmıştır. Halkımıza hatırlatmak isteriz ki, geçen yıl Rojava’da Kürt Birliği Konferansı düzenlenmişti ve sonuç olarak, ortak bir mekanizma [Kürt heyeti] kuruldu. Bu heyetin görevi, Kürtler adına Şam hükümetiyle müzakere etmekti. Ancak ne yazık ki, bu heyet seçimler meselesinde hiçbir şekilde dikkate alınmadı. Hatta farklı pozisyonlar geliştirildiğini bile söyleyebiliriz. Bu nedenle, seçilen kişilerin Kürt partilerinin ortak iradesini temsil ettiğini söylemek zor. Halkımız bu adaylara oy vermediği için, bu kişilerin Suriye Parlamentosu’nda Kürt halkını temsil edebileceklerini söylemek de doğru değildir.

*Normalde siyasi mücadelenin alanlarından biri de o ülkelerin parlamentolarında temsil edilmek ve siyasi faaliyet göstermektir. Ancak şimdi Suriye Parlamentosu’nda yer almayacaksınız. Böyle bir durumda siyasi mücadelenizi nasıl geliştireceksiniz? Taleplerinizin kapsamı ne olacak?

Bugün Suriye’deki en büyük sorunun demokrasi eksikliği olduğunu söylemek yanlış olmaz. Aslında, Suriye halkının geçmişte rejime karşı ayaklanmasına neden olan şey de tam olarak demokrasi, adalet ve özgürlük eksikliğiydi. Biz de diyoruz ki şimdi Suriye’de siyasi, ekonomik ve sosyal istikrar gerçekten isteniyorsa, her şeyden önce demokrasi ve adalet hakim olmalıdır. Bunun için Suriye’nin gecikmeden bir Ulusal Kongre’ye gitme ihtiyacı var bize göre. Elbette, Araplar, Kürtler ve diğer topluluklar bu kongrede adil bir şekilde temsil edilmelidir. Bu kongre düzenlenirse, Suriye toplumunun taleplerine uygun olarak bu geçiş sürecini yönetmek için kapsamlı bir yol haritası hazırlanabilir.

Mevcut hükümet her türlü farklılığı tanımamada ısrar ederse, Suriye’deki ekonomik, sosyal ve siyasal kriz derinleşecektir. Dolayısıyla demokratik bir sistem kurulana dek istikrarlı bir Suriye’den bahsedemeyiz. Adaletin olmadığı bir yerde askeri, siyasi ve ekonomik istikrar sağlanamaz.

Ulusal Kongre düzenleme kararı, tüm Suriye halklarının çıkarına olacak adil ve demokratik bir anayasa taslağının hazırlanmasının yolunu açacaktır. Bu bağlamda, Suriye’nin geneli ve Kürt bölgelerindeki seçimlerin acilen iptal edilmesi ve yerine demokratik bir mekanizmanın getirilmesi gerekmektedir. Ancak o zaman Kürt halkının gerçek temsili ve siyasi iradesinden bahsedebiliriz.

SURİYE’DE TARTIŞMALI ‘SEÇİMLER’ HAKKINDA

Suriye’de Esad rejiminin Aralık 2024’te çöküşüyle başlayan geçiş süreci, HTŞ Lideri Ahmed el Şara liderliğindeki Suriye Geçiş Hükümeti’nin düzenlediği ilk “seçimle” gündeme oturdu. 5 Ekim 2025’te yapılan “seçim” doğrudan halk oylamasıyla değil, bölgesel seçim kurullarında oy kullanacak 6 bin delegenin katılımıyla gerçekleştirildi ve isimleri merkezi olarak belirlenen 1.570 aday yarıştı.

210 sandalyenin üçte biri doğrudan Şara tarafından atandı. Kalan sandalyeler ise Şara’nın oluşturduğu 11 kişilik Yüksek Komite’nin vilayet bazında kurduğu alt komiteler aracılığıyla dolaylı biçimde belirlendi.

Seçimlerin teknik altyapısı her açıdan eksikti. Nüfus kayıtları, kimlik belgeleri ve seçmen listeleri tamamlanmadı. Tartışmalı seçimler Süveyda, Rakka ve Haseke’de yapılmadı. Bu durum, seçimlerin meşru bir oylamadan ziyade, Şara’nın atamalar yoluyla iktidarını güçlendirme adımı olarak yorumlandı.

Yüksek Seçim Komitesi’nin açıkladığı dağılıma göre, teorik olarak Halep 32, Şam 22, Humus ve Hama 12’şer, Haseke ve Deyrizor 10’ar, Lazkiye 7, Dera ve Rakka 6’şar, Tartus 5, Süveyda ve Kuneytra ise 3’er sandalyeye sahip.

Suriye Parlamentosu (Halk Meclisi), ilk toplantısını 8 Haziran Pazartesi günü gerçekleştirecek.

İlginizi Çekebilir

İran rejiminden kadın tutuklulara baskı: İki aktiviste 53 yıl hapis
Trump: İran ile anlaşma ya harika ve anlamlı olacak ya da olmayacak

Öne Çıkanlar