Robin Fırat: Fransa Bir Haftada : Şampiyonluk Ateşi, Kürt Renkleri ve Bardella Gölgesi

Genel

Geçen hafta Fransa kelimenin tam anlamıyla bir uçtan diğerine savruldu. Paris sokaklarında bir tarafta Kürt kültürünün renkleri vardı, öbür tarafta yanan arabalar, polisle çatışmalar, gözaltılar. Aynı şehir, aynı günler, ama bambaşka iki yüz.

Trocadéro’da ateş, Saint-Cloud’da yanan arabalar

Haftanın en gürültülü başlığı tabii futboldan geldi. PSG, 30 Mayıs’ta Budapeşte’de Arsenal’i yenip üst üste ikinci kez Şampiyonlar Ligi’ni kaldırdı. Ama o sevinç sokağa inince bambaşka bir şeye dönüştü. Champs-Élysées’de yirmi bine yakın insan toplanırken, Parc des Princes ve Porte de Saint-Cloud taraflarında arabalar, kiralık elektrikli bisikletler ve çöp konteynerleri ateşe verildi; polise havai fişek ve maytaplar savruldu. Pazar sabahına gelindiğinde Paris’teki gözaltı sayısı yüzleri buluyordu, ülke genelinde rakam dört yüzü aşmıştı ve bir genç hayatını kaybetti. En acı tarafı da şu: geçen yıl ilk kupayı aldıklarında da neredeyse aynı şeyler yaşanmıştı. Yani bu artık talihsiz bir kaza değil, takvime yazılmış bir senaryo gibi.

Bu nokta diaspora açısından önemli, çünkü Fransa’da spor sevinciyle kamu düzeni krizinin bu kadar iç içe geçmesi ülkenin çok daha derin bir gerilimini ele veriyor. Tepkiler de gecikmedi.

Sağın korosu: “Sadece Fransa’da…”

Olaylara ilk ve en sert çıkış, beklendiği gibi sağ kanattan geldi. Marine Le Pen daha cumartesi gecesinden X üzerinden, bir futbol kupasının kazanılmasının yalnızca Fransa’da isyana dönüştüğünü yazdı. Ama asıl tonu pazartesi günü Bardella ve Zemmour belirledi. Jordan Bardella televizyonda resmen ortalığı yıktı; olanları “açık açık iç savaş sahneleri” diye niteledi ve “bugün araba yakıyorlar, yarın gelip dairelerinizin kapısını kırıp evlerinize girecekler, uyanın” mealinde bir konuşma yaptı. Éric Zemmour ise daha da ileri gitti, olayları “banliyölerden Paris’e akan Arap-Müslüman gençliğe” bağladı ve “iç düşmanı ezmek lazım” dedi; paylaştığı videoda bunu bir “medeniyet savaşının ilk belirtisi” diye tanımlayıp çözüm olarak açıkça geri göç politikasını savundu.

Bu çıkışlar tesadüf değil. Yanan araba görüntüleri, aşırı sağın yıllardır işlediği “düzen çökmüş, devlet sokağa hâkim değil” anlatısının en hazır, en görsel kanıtı haline geliyor. Hükümet ise pazar günkü kutlamaları kontrol altında tutmak için neredeyse 5.800 güvenlik görevlisi seferber etti. Bir şampiyonluk kutlamasını yönetilmesi gereken bir tehlike gibi görmek bile başlı başına bir şeyin göstergesi.

Bu manzaranın siyasi arka planını anketler tamamlıyor. Mayıs sonu Odoxa anketine göre Jordan Bardella ilk turda yüzde 32 ile açık ara önde; ikinci tur senaryosunda Édouard Philippe’i yüzde 52’ye 48 geçiyor, ki birkaç ay önce tablo tam tersiydi. Solda ise Mélenchon yüzde 16’ya çıkarken Philippe yüzde 17’ye düşmüş durumda, ikisi ikinci tur bileti için dişe diş. Bazı anketlerde Bardella’nın ilk tur oyu yüzde 34-38 bandına kadar çıkıyor; sondajcılar bile “1988’deki Mitterrand’dan beri böylesini görmedik” diyor. Yani yanan arabaların görüntüsüyle Bardella’nın yükselişi aynı haftanın iki ayrı sayfası gibi görünse de aslında aynı hikâyenin parçaları.

Cebin gerçeği: Asgari ücret arttı

Bu siyasi gürültünün ortasında, doğrudan insanların cebine dokunan somut bir haber de vardı. Bugün, 1 Haziran itibarıyla asgari ücret SMIC zamlandı. Enflasyon yüzde 2 eşiğini geçince otomatik olarak devreye giren mekanizma sayesinde maaş yüzde 2,41 arttı: brüt aylık 1.823 eurodan 1.867 euroya, net olarak da yaklaşık 1.443 eurodan 1.478 euroya çıktı. Yani ele geçen tutarda ayda 35 euro civarı bir artış. Üstüne temmuzdan itibaren düşük gelirlilere verilen prime d’activité desteği de ortalama 50 euro artacak. Kulağa fena gelmiyor, ama gerçek şu ki bu zam çoğu işçi için zaten kabarmış kira, market ve enerji faturasının ardından nefes nefese koşan bir artıştan ibaret. Diaspora içinde asgari ücretle çalışan epey insan olduğu düşünülürse, bu rakam soyut bir istatistik değil, doğrudan ay sonunu getirme meselesi.

Aynı şehrin diğer yüzü: Kürt Kültür Festivali

Tam da bu gerilimli havanın ortasında, Paris’in 10. bölgesi merkezli olarak 29-31 Mayıs’ta 5. Paris Kürt Kültür Festivali düzenlendi. Fransa Kürt Demokratik Konseyi’nin (CDK-F) öncülüğünde, Paris Belediyesi ve Danielle Mitterrand Vakfı gibi kurumların desteğiyle gerçekleşen festival; geleneksel kıyafet defilesi, halk dansları, sergiler, çocuk etkinlikleri ve bir kapanış konseriyle üç gün boyunca Mezopotamya’nın en kadim halklarından birinin kültürünü görünür kıldı. Açılış sahnesini Ruşan Filiztek aldı, Drancy’de Orhan İnce’nin “Hêvî” filmi gösterildi.

Fransa’nın resmî kurumlarının desteğiyle böyle bir festivalin yapılması güzel, ama tam da o noktada tanınma ile siyasi çözüm arasındaki o ince çizgiyi de hatırlatıyor insana. Kültürel görünürlük artıyor, evet, ama Kürt meselesinin siyasi tarafı hâlâ havada asılı duruyor.

Atlantik’te bir Rus tankeri

Haftanın dış politika başlığı ise denizden geldi. Fransız Donanması, 31 Mayıs sabahı Atlantik’te, Bretanya açıklarının yaklaşık 740 kilometre batısında “Tagor” adlı bir petrol tankerine el koydu. Madagaskar bayrağı çekmiş ama Murmansk’tan geliyordu gemi; Rusya’nın yaptırımları delmek için kullandığı hayalet filoya ait olduğundan şüpheleniliyor. Macron olayı bizzat X’ten duyurdu ve bunun İngiltere dahil müttefiklerle birlikte yapılan ortak bir operasyon olduğunu vurguladı. Bu, Fransa’nın Eylül 2025’ten bu yana el koyduğu dördüncü tanker. Yani Paris, Ukrayna savaşının finansmanını kesme işinde denizde gayet aktif bir hat tutuyor.

Toparlarsak

Geçen hafta Fransa, tek bir ülkenin içine kaç ayrı gerçekliğin aynı anda sığabileceğini gösterdi: yanan arabalar ve “iç savaş” diye gürleyen aşırı sağ, asgari ücreti birkaç euro artarken cebi her yıl biraz daha daralan işçiler, sokakta kendi kültürünü kutlayan Kürtler ve denizde güç gösterisi yapan bir devlet. Hepsinin ortak noktası tek bir şey: Fransa artık olağan akışından çok, sürekli bir gerilim ve kontrol hâli içinde yönetiliyor.

 

İlginizi Çekebilir

CHP’de olağanüstü kurultay için 12 Temmuz hazırlığı
Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında yeni dalga: 3 gözaltı

Öne Çıkanlar