CHP’ye yönelik yargı ve kolluk uygulamalarını eleştiren Tuncer Bakırhan, bu tür müdahalelerin yalnızca tek bir siyasi partiyle sınırlı kalmayacağını belirtti. Bakırhan, “Bugün CHP’ye giden kolluk yarın AK Parti’ye gider” ifadelerini kullanarak demokratik siyasete yönelik baskıların genelleşebileceği uyarısında bulundu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında konuştu.
Bayrama derinleşen yoksulluk koşullarında girildiğini söyleyen Bakırhan, birçok yurttaşın çocuklarına harçlık veremediğini, evine tatlı alamadığını belirtti. Türkiye’nin ağır bir ekonomik sorundan geçtiğini ifade eden Bakırhan, iktidarın ekonomi politikalarının sonuç vermediğini söyledi.
İktidarın yıllardır ekonominin düzeleceğini söylediğini ancak bunun gerçekleşmediğini belirten Bakırhan, yoksulluk ve açlığın büyüyerek devam ettiğini söyledi.
“Türkiye en sert siyasi krizlerinden birini yaşıyor”
Türkiye’nin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir kriz yaşadığını söyleyen Bakırhan, CHP’ye ilişkin yargı süreci ve son gelişmelere de değindi. CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararını ve parti genel merkezine yönelik polis müdahalesine ikilin konuşan Bakırhan, “Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı istinaf mahkemesinin verdiği mutlak butlan kararı ve genel merkezin kolluk şiddetiyle basılması bu krizin en çıplak yüzü oldu” dedi.
Söz konusu kararın yalnızca CHP’yi ilgilendirmediğini belirten Bakırhan, “Mutlak butlan kararı salt bu parti meselesinin çok ötesindedir. Bu karar demokratik siyaseti dışarıdan zorla şekillendirme girişimidir. Hiç kimse bize başka hikâye anlatmasın. Demokratik siyaset dışarıdan hukuk müdahalesiyle şekillendirilmek isteniyor” ifadelerini kullandı.
Siyasetin yargı kararlarıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyleyen Bakırhan, “Siyaseti yargı kararnamesiyle şekillendirmek, demokrasiyi prosedürün arkasına saklayarak etkisizleştirmektir” dedi.
Türkiye’de yaşanan süreçlere ilişkin deneyim sahibi olduklarını dile getiren Bakırhan, “Türkiye’de bu rejimin en yakın tanığı, sanığı ve şahidi bizleriz. Hiçbir zaman cambaza bakmadık. Bundan böyle de cambaza bakmayacağımızı bir kez daha belirtmek istiyorum” diye konuştu.
Demokratik meşruiyet vurgusu yapan Bakırhan, “İstisnanın kural haline geldiği bir düzende tek pusula demokratik meşruiyettir. Hiçbir zaman sandığın iradesinin yargı kararnamesiyle iptal edilmesini kabul etmeyeceğiz. Kimse de bize kabul ettirmeyecek. Çok net söylüyoruz. Bizler açısından Türkiye siyasetinin anahtar kavramı demokratik meşruiyettir” dedi.
“Türkiye’de demokratik ve sivil yaşamın önünü açmalıdır”
Yargıtay’a çağrıda bulunan Bakırhan, “Bu kararla siyasi partilerin ve sivil toplumun tek bir güvencesi kalmamıştır. Yargıtay derhal toplanarak bu garabete bir son vermeli, Türkiye’de demokratik ve sivil yaşamın önünü açmalıdır” dedi.
Hukuksuzluğun yalnızca bir kesimle sınırlı kalmayacağını belirten Bakırhan, “Bugün bir partinin kapısını kıran anlayış, yarın bütün siyasetin kapısına dayanır. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne giden kolluk, yarın AKP’ye gider. Öbür gün MHP’ye, DEVA’ya, Gelecek Partisi’ne, Saadet Partisi’ne gider. Bize zaten hep geldi, biz o hukuksuzluğu iyi tanıyoruz” diye konuştu.
“Bir partinin kapısı kırıldığında siyasetin kapısı kırılır”
CHP içindeki tartışmalara da değinen Bakırhan, siyasi rekabetin “başkalarının sözlüğüyle” yürütülmemesi gerektiğini söyledi. Bakırhan, “Bugün rakibine yapıştırdığın etiket, yarın senin yakalığını tutacak elin provasıdır. Siyaset bugünün öfkesiyle değil, yarının yüzleşmesiyle yapılır. Unutmayalım ki bir partinin kapısı kırıldığında aslında siyasetin kapısı kırılır. Toplumun siyaset kurumuna dair umut ve güveni aşınır” ifadelerini kullandı.
“Yeni bir çağı ancak demokratik cumhuriyeti inşa ederek başlayabiliriz”
Konuşmasının devamında Türkiye’nin yakın siyasi tarihine değinen Bakırhan, Cumhuriyet tarihi boyunca birçok kritik dönemeçte demokrasiyi büyütmek yerine siyaseti daraltan tercihlerin yapıldığını söyledi.
Bakırkan, “Bu tarihsel akış bize bir hakikati söylüyor. Bu ülkede demokrasi ertelendikçe kriz büyür. Hukuk askıya alındıkça toplum yaralandı. Siyaset daraltıldıkça vesayet güçlendi. Baskı tercih edildikçe sorunlar kökleşti. Türkiye’nin kök sorunu Cumhuriyet değildir. Cumhuriyetin demokrasiyle tamamlanmamış olmasıdır” ifadelerini kullandı.
Barış ve demokratik toplum sürecine de değinen Bakırhan, “Barış ve demokratik toplum süreci, cumhuriyeti demokrasiyle buluşturma paradigmasıdır. Kök nedenlere çözüm ürettiğimizde bu ülkede siyasi krizler çağını kapatırız. Yeni bir çağı ancak demokratik cumhuriyeti inşa ederek başlayabiliriz” dedi.
DEM Parti’nin mücadelesinin cumhuriyeti demokrasi, eşit yurttaşlık ve hukukla buluşturmak olduğunu söyleyen Bakırhan, “Artık bu ülkenin kaderi korkuyla değil cesaretle, inkarla değil hakikatle, vesayetle değil halkların ortak demokrasisiyle yazılmalıdır” diye konuştu.
“CHP’ye yönelik yargı müdahalesi barış sürecine dair kaygıları artırdı”
Sürecin yalnızca Kürt meselesinin çözümüne indirgenemeyeceğini belirten Bakırhan, “Bu süreç sadece Kürtlerin sorunu değil, sadece Kürt meselesinin çözümü değil. Bu süreç aslında Türkiye’nin demokratikleşme sorunudur” dedi.
Muhalefet, sivil toplum, demokratik kitle örgütleri ve toplumun tüm kesimlerinin sürece sahip çıkması gerektiğini ifade eden Bakırhan, “Muhalefetiyle, sivil toplumuyla, demokratik kitle örgütüyle, Adanalısı, Sinoplusu, Edirnelisi, Karslısıyla birlikte bu sürece sahip çıkarak Türkiye’yi yeni bir zemine, yeni bir noktaya taşıyabiliriz” ifadelerini kullandı.
CHP’ye yönelik yargı müdahalesinin barış sürecine ilişkin kaygıları artırdığını ve toplumdaki güvensizliği derinleştirdiğini söyledi. Bakırhan, “Bu yaşananlar barış sürecinde atılması gereken adımları gölgeleyecek her türlü iç gerilimi yaratır. Bu da yarar değil zarar verir. Topluma zarar verir, sürece zarar verir, ülkenin geleceğine zarar verir” dedi.
DEM Parti’nin süreçteki konumuna da değinen Bakırhan, “Biz hiçbir tarafın güdümünde değiliz. Biz kendimiziz. Biz üçüncü yoluz. Mevcut düzenden rahatsız ve hoşnutsuz olan her kesimin sesi olmaya devam edeceğiz. Sesini duyuramayanların evi, kapısı olacağız” dedi.
Konuşmasının sonunda Ahmet Arif’in sözlerine atıf yapan Bakırhan, gençlere, kadınlara, emekçilere ve demokratlara seslenerek umut vurgusu yaptı; “Ahmet Arif aynen şöyle diyordu; ‘Bir umudum da sende, anlıyor musun?’ Evet, umudumuz Van’dır. Umudumuz Edirne’dir. Umudumuz İzmir’dir. Bu memlekette yaşayan her bir insanımızdır. Bu memleketin doğası, suyu, havası ve mücadele birikimidir.”
/Kaynak: Evrensel/











