DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 5 Haziran’daki MYK toplantısında son gelişmelerin değerlendirileceğini ve yol haritasının netleştirileceğini söyledi. Koçyiğit, CHP’ye ilişkin yargı kararının sürece etkileri olacağını belirtti.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, PKK’nin feshine yönelik yasal düzenleme beklentileri, Pervin Buldan’ın “7-8 maddelik bir çerçeve yasa üzerinde durulduğu ve bayramdan sonra yoğun bir siyasi temas trafiği yürütüleceği” yönündeki açıklamaları, CHP’ye “mutlak butlan” kararının ardından yaşanan gelişmelerin süreci etkileyip etkilemeyeceği ve Devlet Bahçeli’nin süreçle ilgili önerilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) oluşturulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı ortak raporda da çerçeve yasa hazırlanmasının yer aldığını hatırlatan Koçyiğit, “Komisyon raporunun içinde de böyle bir yasaya ihtiyaç olduğu işaret edilmişti. Şimdi bu yasanın aslında gecikmiş olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Çok uzun süredir bekliyoruz böyle bir yasayı. Komisyon aşamasında konuştuk, komisyondan sonra konuştuk. Ramazan Bayramı öncesi bunu çok tartıştık ve ‘Ramazan sonrası’ diye ifade edildi ama halihazırda bu yasanın çıkmamış olması büyük bir zaman kaybı” ifadelerini kullandı.
Koçyiğit, şöyle konuştu:
“Bu yasa tabii ki öncelikle bir kod kanun olacağı için aslında esası Sayın Buldan’ın da çizdiği bir çerçevede, yani silah bırakanların, örgüt üyelerinin siyasal ve sosyal hayata katılımını sağlayabilecek, onların hukuksal olarak nasıl bir sürece tabi tutulacaklarını belirleyen bir yasadan bahsediyoruz. O anlamıyla çok uzun bir yasadan ziyade genel çerçevesi, genel ilkeleri belirlenmiş bir ‘geçiş süreci yasası’ olarak tasarlanması gerekiyor ki aslında geçmiş dönemlerde karşılıklı diyaloglarda böyle olması gerektiğine dair karşılıklı görüş alışverişinde de bulunduk.
“BİR DİZİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPMAK GEREKİYOR”
Halihazırda elimizde bir taslak yok. Tabii ki geçiş süreci yasası bir başlangıç yasası, yani ‘kod kanun’ dediğimiz bir başlangıç kanunu. Ondan sonra bir dizi kanunda değişiklik yapmak gerekiyor. Bunların başında infaz hukuku geliyor, Terörle Mücadele Kanunu ve diğer bütün kanunlarda da yine bu kod kanunu referans alarak düzenleme yapmak gerekiyor. O anlamıyla birbirine bağlı bir yasal süreçten bahsediyoruz aslında. Ama başlangıcı ne derseniz tam da işte o ‘kod kanun’ dediğimiz, ‘barış yasası’ dediğimiz ya da ‘demokratik entegrasyon yasası’, yani öz olarak silah bırakma sürecinin hukuksal düzlemini burada, Meclis’te tarif edilecek yasayı tarif ediyoruz.
Tabii ki çok uzun bir metin olmayacak. Çok geniş bir kanun olmasını beklemiyoruz. Nihayetinde bizim kendi taslağımız var, kendi taslağımızı oluşturduk. Birkaç projeksiyonla bunu çalıştık, farklı farklı şekillerde ama halihazırda hükümet kanadında buna dair bir taslak paylaşılmış değil. Şimdi beklentimiz, son görüşmede de Sayın Buldan da ifade etti, bunun bayram sonrası; işte Kurban Bayramı’nı geride bıraktık, hızlı bir şekilde bunun istişarelerine başlamak, konuşmak, tartışmak ve Meclis’e Adalet Komisyonu’na oradan da Genel Kurul’a havale edilmesini bekliyoruz.”
“KOD KANUNUN ÇERÇEVESİNİ BİRLİKTE OLUŞTURMALIYIZ”
“Pervin Buldan’ın bahsettiği 7-8 maddelik yasa diğer partilerle görüşülerek oluşturulmuş bir taslak mı yoksa DEM Parti’nin hazırlamış olduğu bir taslak mı” sorusuna Koçyiğit şu yanıtı verdi:
“İkisi de değil aslında. Sayın Buldan bir ihtiyacı tarif ediyor aslında. Burada biraz Sayın Öcalan’la da konuşulan, tartışılan, bizim de çokça ifade ettiğimiz, bütün çatışma çözümlerindeki geçiş hukuku açısından da olması gerekeni tarif eden bir yerde duruyoruz. O anlamıyla ne sadece bizim taslağımız ne de diğer partilerle istişare ettiğimiz bir taslak olarak ifadelendirirsek yanlış olur. Ama ‘İhtiyaç nedir?’ sorusunun yanıtı tam da öyle. İşte 8-10 maddelik belki bir kod kanuna ihtiyaç var ve bu kod kanunu birlikte konuşmamız, çerçevesini birlikte oluşturmamız lazım. Tıpkı komisyon raporunu birlikte konuşup, tartışıp, istişare ederek geçirdiğimiz gibi. O anlamıyla burada halihazırda bir masa etrafında toplanmış, diğer partilerle beraber, iktidar ve Cumhur İttifakı olarak da bunu ifade edelim veya diğer muhalefet partileriyle bunu müzakere etme şansımız halihazırda olmadı. Dediğim gibi bugünden itibaren bu sürecin belki de başlaması gerekiyor, hızlı bir şekilde bu sürece girmemiz gerekiyor.”
“GENEL ÇERÇEVESİ ÖCALAN İLE KONUŞULUP, TARTIŞILDI”
“Pervin Buldan bu açıklamayı İmralı’dan döndükten sonra yaptı. Abdullah Öcalan’ın bilgisi dahilinde bu şekilde oluşturulmuş bir taslak diyebilir miyiz” sorusu üzerine Koçyiğit, şöyle konuştu:
“Bir taslaktan ziyade aslında kaç maddeden oluşabileceğine dair ve neyi içereceğine dair bir belirleme var orada. O anlamıyla elle yazılmış, madde madde bir taslaktan bahsetmiyoruz aslında. Sayın Buldan da bundan bahsetmiyor. Ama tabii ki genel çerçevesi sürecin ihtiyaçları nedeniyle Sayın Öcalan’la da tartışılmış; onu ifade edelim. Yani ne olması gerektiğine dair bir karşılıklı görüş alışverişi yapıldığını biliyoruz. Ama tabii ki bunun detaylarını ayrıca konuşmak gerekiyor, parlamento zemininde konuşmak gerekiyor, siyaset zemininde konuşmak gerekiyor ve bunun asıl muhatabı olan Sayın Öcalan’la yasayı konuşmak, tartışmak ve ortak bir çerçeve, ortak bir yol haritası belirleyerek de bir an önce pratikleştirmek gerekiyor. O anlamıyla Sayın Öcalan’ın bir taslak üzerinde çalıştığı üzerinden değil, genel çerçevesi Sayın Öcalan ile de konuşulup tartışıldı diye ifadelendirmek daha doğru olur.”
“İKTİDARIN NE ÖNERDİĞİNİ ORTAYA KOYMASI GEREKİYOR”
“Bu konuyla ilgili temaslarınız Meclis Başkanlığıyla mı yoksa diğer partilerle mi olacak? Bundan sonraki süreç nasıl yürüyecek” sorusuna Gülistan Kılıç Koçyiğit, şu karşılığı verdi:
“Meclis Başkanı’na çokça çağrı yapıldı, bizler de eş genel başkanlarımız da çokça çağrı yaptılar. İnisiyatif alması gerektiğine dair, süreçte kolaylaştırıcı bir rol oynaması gerektiğine dair, Meclis’in bu süreçte tarihsel bir rolü olduğunu, bu tarihsel role uygun olarak Meclis’teki pozisyonunu da buna elverişli; sonuçta Meclis Başkanı bütün siyasi partilerin ve bütün milletvekillerinin bu anlamıyla başkanlığını yapmış oluyor, daha doğrusu bütün milletvekillerini temsil ediyor, o anlamda böyle bir kolaylaştırıcı rol oynayabilir Meclis Başkanı. Elbette biz de dönem dönem Sayın Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’la da görüşüyoruz. Ama bundan sonraki süreci biraz daha iktidar cephesi muhalefetle beraber özellikle de komisyonda yer alan, grubu bulunan partilerle beraber İstişare etmesi gerekiyor.
Ama bunun ilk adımı öncelikle iktidarın bu taslağı bizlerle paylaşması, bu taslağı kamuoyuna açık hale getirmesi, ne düşündüğünü, ne önerdiğini ortaya koyması gerekiyor ki hepimiz ona göre taslaklarımızı ya da görüşlerimizi, önerilerimizi, itirazlarımızı, eleştirilerimizi yapabilelim; oradan bir tartışma zemini, istişare zemini, müzakere zemini doğabilsin ve yol alabilelim. Halihazırda bu henüz sağlanabilmiş değil. Bayramı da geride bıraktığımız için hem İmralı Heyetimizin kendisi hem de partimizin ilgili bütün kurulları, hem ikili görüşmeleri hem belki eğer ilerlerse ve bir olgunluğa erişirse bir masa etrafında yan yana gelmeyi de sağlayabilecek o istişareleri yürütecek. O diyalogları yürüteceğiz.”
“MERKEZ YÜRÜTME KURULUMUZU BEKLEMEK GEREKİYOR”
Bunun için temaslarda bulunup bulunmayacakları veya temasların ne zaman başlayacağı sorusu üzerine, Gülistan Kılıç Koçyiğit şöyle konuştu:
“Biz aslında sık sık görüşüyoruz yani hani dönem dönem iktidar partisiyle AKP ile de görüşüyoruz, diğer partilerle de görüşüyoruz. İmralı Heyetimiz de dönem dönem görüşmeler yapıyor. Yine bizler Meclis zemininde bu görüşmeleri gerçekleştiriyoruz. Ayın 5’inde Merkez Yürütme Kurulumuz var. Merkez Yürütme Kurulumuz hem son İmralı görüşmesini değerlendirecek hem biliyorsunuz bayram öncesi çok ciddi gelişmeler oldu, CHP’deki butlan kararı… Bütün bunlara dair kapsamlı bir değerlendirme yapacak ve onun üzerinden de muhtemelen bütün bu görüşme trafiğinin takvimi de oluşacak. Ondan sonra da bu görüşmeler hem başlar hem de aynı zamanda kamuoyuna da duyurusu yapılır. Yani ayın 5’inde bunların her birinin şekillenmesini bekliyoruz diyebiliriz, ayın 5’indeki Merkez Yürütme Kurulumuzu beklemek gerekiyor.”
CHP’YE YÖNELİK MUTLAK BUTLAN KARARI
CHP’deki son yaşananların bu süreci etkileyip etkilemeyeceği konusunda Koçyiğit, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Elbetteki etkiler, etkilememesini beklemek açıkçası çok mantıklı değil. Nihayetinde Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin ana muhalefet partisi. Son seçimde yerel yönetim seçimlerinde birinci çıkmış bir parti. Bugün böyle hukuksuz bir kararla karşı karşıya kalması; demokrasiye aykırı, demokrasiye darbe yapan bir kararla karşı karşıya kalmasının çok her şeye etkileri olduğunu ifade edelim. Hukuk tartışması yapılmaya çalışılıyor, bu butlan kararı üzerine ama meselenin hukuk olmadığını hepimiz biliyoruz. Burada siyasi bir mesele var, yargı eliyle siyasetin dizayn edilme meselesi var. Tabii ki bu en başta sürece olan güveni zedeleyen bir yerde duruyor.
Eş Genel Başkanımız grup toplantısında kürsüde de ifade etti; sonuçta toplum, halkımız, tabanımız bize şu soruyor: Bu koşullarda nasıl barış olacak? Ya da bu koşullarda bu kadar kendi içerisine dönmüş, bu kadar kendi sorununu aşmaya çalışan, kurultay ve diğer gündemlerle meşgul olan bir Cumhuriyet Halk Partisi’nin gerçekten Kürt sorununun demokratik çözümü başta olmak üzere Türkiye’nin diğer sorunlarına ne kadar eğilebilecek, bunları ne kadar gündem yapacak sorusu hepimiz açısından bir soru işareti olarak duruyor.
Umuyor ve diliyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi çok hızlı bir şekilde bu süreçten toparlanarak, birleşik olarak bir yol alır; buradan çıkar ve hem Kürt sorunu demokratik çözümü hem de Türkiye’nin diğer sorunlarına ve özellikle de aslında demokrasi açığını kapatmak için de birlikte yol alabileceğimiz bir zemini de hep beraber yeniden inşa edebiliriz. Şu anda doğal olarak kendi gündemleri çok yoğun ve kendi gündemleri üzerinden konuşuyorlar, tartışıyorlar, kamuoyuna bu yansıyor. Kendi almaları gereken yollar var.
Ama en nihayetinde ‘barış süreci’ dediğimiz şey de 100 yıllık bir mesele. Bizim her birimizi, bu ülkede yaşayan her bir yurttaşı bağlayan hepimiz için yaşamsal önemde bir mesele ve aynı zamanda bu sürecin demokrasi ile de çok yakın bir ilişkisi var. Bunu da ifade etmek gerekiyor. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına gelen birçok şeyin demokrasi açığından olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu ülke demokratik bir cumhuriyeti inşa edemediği için, gerçekten hukukun üstünlüğünü tesis edemediği için, adaletli bir sistem inşa edemediği için bugün her birimizin başına ve en son Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına bunlar geldi. Buradan çıkışının yolunun da aslında bu sürece sarılmak olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin düze çıkmaya ihtiyacı var, Türkiye’nin demokratik cumhuriyeti inşa etmeye ihtiyacı var, Türkiye’nin hukukun üstünlüğüne olan bir sistemi inşa etmeye ihtiyaç var ama bunlar içinde en temel sorunlardan biri olan Kürt sorununun demokratik çözümüne ihtiyaç var. Bu iki süreç, yani Kürt sorununun demokratik çözümü, barış ile demokrasi birbirinden ayrılmaz iki başlık, birbirini tamamlayan iki başlık. Birini diğerinin önüne koyan değil, birinin diğerini öncelediği, tamamladığı bir yerden meseleye bakıyoruz. Umuyor ve diliyorum ki bu süreç çok hızlı bir şekilde tamamlanır ve yeniden Cumhuriyet Halk Partisi de bu barış sürecini daha esastan gündemine alma koşullarına sahip olur.”
“ANA MUHALEFET PARTİSİNİN OLMADIĞI BİR DENKLEMDE SORUN YAŞANACAĞINI HERKES GÖRÜYOR”
CHP’de yaşananların gündemi değiştirdiğine işaret eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bayram öncesi, mutlak butlan kararından önce bambaşka bir şey konuşuyorduk, yasaları konuşuyorduk, koordinasyonu konuşuyorduk. Meclis’teki ‘izleme kurulu’nu konuşuyorduk, silah bırakma sürecinin nasıl olacağını konuşuyorduk, nasıl bir yasa olacağını konuşuyorduk ama bugün bambaşka bir şey konuşuyoruz. O anlamıyla her şeyin tabii ki bu sürece etkisi var. Ama biz yine de şunu söyleyelim: Bu süreç, Kürt sorunun demokratik çözümü ve barış süreci gerçek anlamda hepimizin bazen bir adım diğer o gündemlerden geri çıkarak, daha dışarıdan bakıp ne olursa olsun o gündemi devam ettirmemiz gereken bir yerde duruyor. Yoksa evet her birimiz, hepimiz hukuksuzluk yaşıyoruz. Ama bir de sürekli fikri takip olarak takip etmemiz gereken ve nihayete erdirmemiz gereken bir gündem olarak ele almak gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu süreçteki kritik rolünün altını çizmemiz gerekiyor. Ana muhalefet partisinin olmadığı, ana muhalefet partisinin denklem dışı kaldığı bir sürecin başarı şansının olmayacağını, çok az olacağını, bunu gerçekten ilerletme konusunda çok sorun yaşanacağını takdir edersiniz; herkes görüyor, biliyor. O anlamıyla evet zor bir dönemde ve zor bir denklemin içerisindeyiz.”
“MECLİS’TE KOMİSYON OLUŞTURULMASI ÇOK ÖNEMLİ”
Gülistan Kılıç Koçyiğit, MHP Genel Baykanı Devlet Bahçeli’nin Meclis’te bir komisyon oluşturulması ve diğer önerilerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bazı önerilerini değerlendirmeye tabi tutmak ve içini nasıl dolduracağımızı birlikte konuşmamız gerekiyor. Ama bazı önerilerine ve değerlendirmelerine katılmadığımızı ilk günden de söyledik. Öncelikle Sayın Öcalan’ın rolünün sadece silahsızlanma tartışmasına indirgenmesini doğru bulmuyoruz. Yani Sayın Öcalan sadece PKK’nin silah bırakma tartışmasının muhatabı değildir, Kürt sorununun demokratik çözümünün muhatabıdır. Meselenin, Kürt sorununun güvenlik endeksine, Sayın Öcalan’ın rolünün de PKK’nin silah bırakmasına indirgenmesinin çok yanlış ve yanılgılı olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bunu doğru bulmuyoruz. Buraya daha geniş perspektiften bakmak gerekiyor.
Fakat Meclis’te bir komisyon oluşturulması önemli. Biz de ‘izleme kurulu oluşturulmalı’ diye daha önce açıkladık parti olarak. Bu kurulun önemli olduğunu düşünüyoruz. İşi kolaylaştırabilecek, Meclis sürecini, yasama faaliyetini koordine edebilecek, partiler arası istişareyi güçlendirebilecek ve bu meseleyi güncel siyasal konjonktürün dışında bir esastan gündem, bir esaslı başlık olarak yürütecek bir koordinasyona, bir kurula ihtiyaç var. Bu hem silahsızlanma aşaması açısından bir öncelik ki biz aynı zamanda bu kurulun bunu da takip etmesi gerektiğini düşünüyoruz, hem yasa yapma sürecinin muhatabı olacak bir kurul oluşturulabilir hem de bu istişare çareyi güçlendirecek ve bunu belki de topluma da anlatacak; ne yapıldığını, nasıl yapıldığını, neden yapılmak istendiğini topluma da anlatacak bir kurula, bir koordinasyona ihtiyaç var. Halihazırda mesele sadece güvenlik bürokrasisi üzerinden yürüyor gibi görünüyor farkındaysanız. Ve doğal olarak bunun getirdiği zorluklar var. O anlamıyla siyasetin daha fazla rol alması gerekiyor, siyasetin daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. siyasi partilerin daha fazla sorumluluk alması gerekiyor ve en önemlisi Meclis’in devreye girmesi gerekiyor.
Bakın sadece bir Komisyon bile aslında birçok şeyi kolaylaştırdı, birçok tartışmayı tüketmemize yol açtı. Yeniden bir sorun etrafında yan yana gelebilmek, konuşabilmek, tartışabilmek ve beraber ortak aklı üretme noktasının kendisinin çok ciddi bir kazanım olduğunun altını çizmemiz gerekiyor.
Şimdi o deneyimden, o kazanımdan yola çıkarak yeniden bir koordinasyon kurulabilir ve bu koordinasyonun nasıl olacağını, kaç kişiden oluşacağını, nasıl bir mekanizma yani işlevini, rolünü de yine aynı şekilde komisyon aşamasındaki gibi bütün partilerle tartışabiliriz, konuşabiliriz ve içini beraber doldurabiliriz. Ama biz de Meclis zemininde bir muhataplığın, bir izleme kurulunun, bir koordinasyonun, koordinatörlüğün adına ne dersek diyelim, oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.”
“MECLİS GEREKİRSE YAZIN MESAİ YAPMALI”
Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM tatile girmeden çerçeve yasanın çıkarılması çağrısında bulunarak, şunları kaydetti:
“Bakın 11 Temmuz geliyor; silah yakma töreninin neredeyse birinci yılı dolacak; silah bırakanlar, 30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum Grubu hala gelemedi. Yenilerinin gelmesi için bir koşul yok. O nedenle bu kod kanunun bu yasama döneminde mutlaka çıkması gerekiyor. Bunu en öncelikli iş olarak önümüze koymamız gerekiyor. Gerekirse bütün yaz Meclis’in gerçek anlamda barış için mesai yapması gerekiyor. Belki de bütün yazımızı gerçekten Kürt sorunun demokratik çözümü için mesaiyle geçirmeliyiz. Bu Meclis’te çok mesai yaptık, çok sabahladık. Her zaman neredeyse temmuzun sonuna kadar çalışıyoruz ama içinde gerçekten toplum yararına bir yasa çıkıyor mu, yaptığımız o yasalar ne kadar topluma değiyor, ne kadar geleceğimize dair yasalar, bunu da sormamız gerekiyor. Onun için hep beraber ‘Bu yaz barış için çalışalım, bu yazı barış yasaları için çalışalım’ diyeceğimiz bir atmosfere, bir akla, bir nasıl diyeyim bakış açısına ihtiyacımız var.
Onun için sadece bir temmuz takvimi üzerinden değil, biz bu yasalar için ne kadar süre gerekiyorsa o kadar Meclis’in mesai yapması ve mutlaka yeni yasama dönemine kalmadan da özellikle kod kanunun ve ona bağlı diğer kanunların, mesela infaz kanununun toplumun en büyük beklentilerinden biri bunların hızla çıkması gerekiyor. Yani binlerce telefon alıyoruz, binlerce mail geliyor, her gün DM kutularımız doluyor, insanların ciddi bir beklentisi var.
Herkes ‘infaz kanunu ne zaman çıkacak, bu barış yasası, kod kanun ne zaman çıkacak’ diye soruyor. Siyasetin artık buna yanıt oluşturması gerekiyor. Kafasını kuma gömen değil; zamanı erteleyen, öteleyen değil, gerçekten bugünden sorumluluk alıp bugünden gereğini yapan bir anlayışa akla ihtiyaç var.”
/Kaynak: Anka/











