Seyyidüşşüheda ve Nuceba gibi gruplar “İşgalci varken silah bırakmayız” derken, İmam Ali Tugayları ve Asaib Ehlihak gibi bazı gruplar ise devlete entegre olma ve silah teslimi yönünde adımlar atıyor.
Yeni Irak hükümeti, “İstikrarlı bir devlet ve üretken bir ekonomi” vizyonuyla hazırladığı dört yıllık çalışma programının ilk sırasına “silahların devletin elinde toplanmasını” koydu. Hükümet bu adımı hukukun üstünlüğü ve ulusal güvenlik için şart koşarken, Heşdi Şabi çatısı altındaki gruplardan farklı sesler yükselmeye devam ediyor.
“Hükümetin işgalciyi çıkaracak ve ülkeyi koruyacak gücü yok”
Rûdaw’a konuşan Seyyidüşşüheda Tugayları Sözcüsü Kazım Fertusi, hükümetin girişimini reddettiklerini belirterek, “Biz silahlarımızı teslim etmeyeceğiz ve hükümetin bu çalışmalarının dışında kalacağız” dedi. Fertusi, gerekçelerini ise şu sözlerle açıkladı:
“İşgalci güçler hala topraklarımızda. Hükümetimizin onları ülkeden çıkarma kapasitesi olmadığı gibi, hava sahasını koruyacak bir radarı veya hava savunma sistemi de yok. Bu şartlar altında kendi kendimizi korumak zorundayız.”
Aynı şekilde Nuceba Hareketi Siyasi Büro Üyesi Firas Yasir de yaşananları “medya propagandası” olarak nitelendirdi. ABD’nin Heşdi Şabi’yi dağıtmak için siyasi liderlere baskı yaptığını iddia eden Yasir, “Silah bırakma konusu Irak İslami Direnişi tarafından kesin bir dille reddedilmektedir. Zaten Haşdi Şabi şu an resmi olarak Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı’na bağlıdır” ifadelerini kullandı.
Irak Hizbullahı ve Ashab-ı Kehf cephesi: Merceiyetten resmi yazı şart
Irak Hizbullah Tugayları ve Ashab-ı Kehf grupları da silah bırakmaya karşı çıkan cephede yer alıyor.
Hizbullah Tugayları Güvenlik Sorumlusu Ebu Mücahid Assaf, X (Twitter) hesabından yaptığı açıklamada, silah bırakan tarafların boşluğunu kendilerinin dolduracağını belirterek sürece ironik bir tepki gösterdi. Assaf, “Silahını teslim etmek isteyenlerin silah sayımını yapmaya hazırız. Hatta devletin kullanamayacağı İHA, füze ve tanksavar gibi özel silahları parası mukabilinde satın alabiliriz” dedi.
Irak’taki ‘İslami Direniş’ ağının kurucularından Ashab-ı Kehf grubu ise 2 Haziran’da yayımladığı bildiride topu Şii dini otoriteye (Merceiyet) attı. Grup, “Bizden direnişi bırakmamızı isteyen her kimse, bize Merceiyet’in resmi yazısını getirmek zorundadır” diyerek Necef’in onayını şart koştu.
Sadr’ın çağrısına uyanlar: Kimler teslim kararı aldı?
Geçtiğimiz ayın 26’sında Şii lider Mukteda es-Sadr’ın sürpriz bir çıkışla askeri kanadı Saraya es-Selam’ı Sadr Akımı’ndan ayırdığını duyurması ve Heşdi Şabi gruplarına “silahlarınızı devlete teslim edin” çağrısı yapması bazı gruplarda karşılık buldu.
Bu çağrıların ardından İmam Ali Tugayları Genel Sekreterliği bir bildiri yayımlayarak Heşdi Şabi Kurulu ile örgütsel bağlarını kopardığını açıkladı. Bildiride bu kararın, “ulusal sorumluluk ve Koordinasyon Çerçevesi’nin devletleşme iradesi” ile uyumlu olduğu vurgulandı.
Benzer bir adım da Asaib Ehlilhak Hareketi’nden geldi. Hareket, Merceiyet’in talepleri doğrultusunda Heşdi Şabi Kurulu içindeki askeri unsurlarıyla bağını koparmak ve silah teslim sürecini yönetmek üzere özel bir komite kurulduğunu duyurdu.
/Kaynak: Rûdaw/











