AYM, Diyarbakır’ın İstasyon Meydanı’nda düzenlenen “Büyük İnsanlık” mitingine yönelik IŞİD tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırının ardından haklarında “görevi ihmal” suçlamasıyla dava açılan ve beraat eden 14 polis hakkında yapılan başvuruyu karara bağladı.
Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), 5 Haziran 2015’te Diyarbakır’da düzenlediği mitinge yönelik bombalı saldırı sonrası haklarında dava açılan ve beraat eden 14 polisle ilgili yapılan bireysel başvuruyu “kabul edilemez” buldu.
Saldırıda yaşamını yitirenler ve yaralananlar adına yürütülen hukuk mücadelesinde dosya avukatları, kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıma hazırlığında.
Saldırıda yaşamını yitirenler ve yaralananlardan oluşan 10 müşteki adına “adil yargılanma hakkı” ile “yaşam hakkı ihlali” gerekçesiyle yapılan başvuruya ilişkin kararını 27 Şubat’ta veren yüksek mahkeme, başvuruyu “iç hukuk yollarının tüketilmediği” gerekçesiyle kabul edilemez buldu.
HDP’nin 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nden önceki son mitingi olan Diyarbakır mitingine IŞİD tarafından düzenlenen saldırının ardından aynı örgüt, 20 Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nı düzenlemişti.
AYM: Mağdur sıfatı ortadan kalktı
Kararın gerekçesinde, 10 kişi adına yapılan başvurunun 2022/81371 numaralı bireysel başvuru dosyasıyla birleştirildiği belirtildi. AYM, “yaşam hakkı ihlali” yönünden yaptığı değerlendirmede bireysel başvurunun, ihlallerin yargı mercileri tarafından giderilmemesi halinde işletilen ikincil bir başvuru yolu olduğuna işaret etti.
Mahkeme, somut olayda öne çıkan ihlalin bireysel başvuru yapılmadan önce yargı makamlarınca tespit edildiğini ve başvurucular açısından uygun ve yeterli telafinin sağlandığını belirterek mağdur sıfatının ortadan kalktığı sonucuna ulaştı.
“Adil yargılanma hakkı” kapsamında yapılan değerlendirmede ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik başvurunun, başvuru yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle kabul edilemez bulunduğu ifade edildi. “Yaşam hakkı ihlali” yönündeki değerlendirmenin ise kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilmediği kaydedildi.
Avukat Nadide Kurul: Dosyayı AİHM’e taşıyacağız
Dosya avukatlarından Nadide Kurul, kararın ardından yaptığı değerlendirmede devletin, bireylerin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü kapsamında soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerini etkili biçimde yürütmekle sorumlu olduğuna dikkat çekti.
AYM’nin önceki bireysel başvuru kararlarında da kamu görevlilerinin etkili biçimde soruşturulmamasını ve yargılanmamasını yaşam hakkının korunması açısından ciddi bir eksiklik olarak değerlendirdiğini hatırlatan Kurul, bağımsız ve etkili soruşturma mekanizmasının tüm kamu makamları için işletilmesi gerektiğinin daha önce de vurgulandığını ifade etti.
Kurul, verilen kararın hem AYM’nin kendi içtihadıyla hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla uyumlu olmadığını belirterek, yaşam hakkı ihlallerinde yalnızca tazminat ödenmesinin mağduriyetin giderilmesi açısından yeterli kabul edilemeyeceğini söyledi.
Yargılama süreci boyunca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yapılan araştırma taleplerinin karşılanmadığını aktaran Kurul, saldırıyı gerçekleştiren sanıkların cezalandırılmasının tek başına olayın tüm yönleriyle aydınlatıldığı anlamına gelmediğini vurguladı. Patlamanın nasıl gerçekleştiği, faillerin nasıl hareket ettiği ve olası bağlantıların ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Kurul, devletin yaşam hakkını koruma sorumluluğunu ancak tüm sorumluların ortaya çıkarıldığı etkili bir soruşturmayla yerine getirebileceğini belirtti.
Hukuki sürecin devam edeceğini aktaran Kurul, AYM’nin 14 polis hakkında verdiği karara karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapılacağını kaydetti.
Dava sürecinde neler yaşandı?
HDP tarafından 5 Haziran 2015’te Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitinge yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırıda 5 kişi yaşamını yitirdi, 210 kişi yaralandı. İki bini aşkın polisin görev yaptığı miting alanındaki saldırının ardından, patlamanın gerçekleştiği bölgede arama ve tarama faaliyetlerinden sorumlu 14 polis hakkında 2017 yılında “ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla Diyarbakır 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
İddianamede patlamada yaralanan ve zarar gören 10 kişi müşteki olarak yer aldı. Mahkeme, dava aşamasında HDP’nin ve saldırıda yaralanan 26 kişinin davaya katılma taleplerini kabul ederek UYAP sistemine kaydetti.
Yargılama sonunda 8 Ekim 2021’de 10 polis hakkında beraat kararı verilirken, 4 polis hakkında ise “görevi kötüye kullanmak” suçundan 2 ay 15 gün hapis cezası verildi ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uygulandı.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi, 2022 yılında yaptığı incelemede dört polis hakkında verilen hükmü, “bombaların belediye tarafından çöplerin toplanmaması nedeniyle tespit edilemediği ve olayda polislere suç yüklenemeyeceği” gerekçesiyle bozarak dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. Aynı süreçte 10 polis hakkında verilen beraat kararına yapılan itirazlar da reddedildi.
Yerel mahkemede yeniden görülen davada ise daha önce katılma talepleri kabul edilen HDP ve 26 kişiye duruşma gününün bildirilmediği ortaya çıktı. Katılan avukatları, sıfatlarının kaldırıldığını duruşma sırasında öğrendiklerini belirtirken, yargılama avukatların yokluğunda sürdürüldü ve dört polis hakkında da beraat kararı verildi.
Gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edilmediğini belirten katılan avukatları, bu nedenle istinaf başvurusu yapamadı. Buna karşın duruşma savcısı beraat kararını istinafa taşıdı.
Diyarbakır Barosu ile saldırıda yaralanan beş kişi ve avukatları Nadide Kurul ile Zeynep Işık, yargılama sürecinde yapılan işlemler nedeniyle dönemin mahkeme hakimi hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikâyette bulundu. Başvuruda, duruşma gününün avukatlara bildirilmediği ve katılan sıfatlarının UYAP üzerinden kaldırıldığı ifade edildi.
Şikâyet dilekçesinde, gerekçeli kararın katılan avukatlarına tebliğ edilmeden dosyanın istinaf aşamasına taşındığı da belirtilirken, yapılan işlemler nedeniyle soruşturma açılması talep edildi. Ancak başvuruya ilişkin sonraki süreçte herhangi bir işlem yapılmadı.
Tüm bu gelişmelerin ardından dosya avukatları, “adil yargılanma hakkı” ve “yaşam hakkı” ihlali gerekçeleriyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.
Kaynak: İlke TV











