🔴Alevilere yönelik saldırılara dair konuşan DEM Partili Celal Fırat, “Suriye’de başta Alevi kadınlar olmak üzere tüm kadınlara yönelik kaçırma, cinsel şiddet, zorla evlendirme ve ideolojik baskı uygulamalarına son verilmelidir” dedi.
Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS), Suriye’de Alevilere yönelik devam eden şiddet, baskı, kaçırma ve hak ihlallerine ilişkin topladıkları imzalara dair Mecliste basın toplantısı düzenledi.
Yapılan açıklamaya Alevi dernekleri, sol sosyalist partiler ve demokratik kitle örgütleri destek verdi. Birçok siyasi parti temsilcisi ve milletvekilinin katıldığı basın toplantısında hazırlanan basın metnini, imzacı kurumlar adına Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat okudu.
Suriye’de Alevilere yönelik yaşanan şiddet, baskı ve insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmayacaklarını söyleyen Fırat, “Suriye’de yaşayan çeşitli inanç ve milliyetlerden halkların haklarının korunması, sivillere yönelik saldırıların durdurulması, kadınlara karşı işlenen suçların soruşturulması ve halkların kendi kaderini tayin hakkının savunulması amacıyla yürüttüğümüz uluslararası imza kampanyasına verilen destekleri kamuoyuyla paylaşıyoruz” dedi.
Alevi, Dürzi, Hristiyan topluluklarının ve HTŞ’nin saldırıları altında olan halkların sistematik bir şekilde şiddet, zorla yerinden edilme ve “etnik-dinsel temizlik” uygulamalarıyla karşı karşıya kaldıklarına dikkat çeken Fırat, “Yaşananlar, tekçi ve köktendinci bir yönetim anlayışının inşasını hedefleyen politikaların sonucudur. HTŞ ve diğer cihatçı grupların işlediği insanlık suçlarına ilişkin iddialar her geçen gün artmakta; bu ihlaller Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Uluslararası Af Örgütü, Human Rights Watch, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ve Suriye İnsan Hakları Ağı tarafından yayımlanan çeşitli raporlarda belgelenmektedir. Başta Aleviler olmak üzere, seküler yaşam tarzını ve düşünceyi benimseyen birçok kişi işlerinden uzaklaştırılmakta, mülksüzleştirilmekte ve ekonomik olarak açlığa mahkûm edilmektedir” ifadelerini kullandı.
‘Tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır’
Suriye’de yaşanan insani krizin yalnızca Suriye içinde değerlendirilemeyeceğini belirten Fırat, “Baskılara, şiddete ve soykırıma uğrayan halklardan kadınların ve sivillerin hedef alındığı sistematik saldırılar, uluslararası hukukun ve temel insan haklarının açık ihlali niteliğindedir. Alevi kadınlara yönelik kaçırma, cinsel şiddet ve zorla asimilasyon politikalarına son verilsin! 2025 yılı boyunca çok sayıda Alevi, Dürzi ve Kürt kadın ile kız çocuğu ağır insan hakları ihlallerine maruz kalmıştır. Uluslararası kuruluşların raporları, özellikle Alevi kadın ve kız çocuklarının kaçırılması, cinsiyete dayalı şiddete uğraması, zorla evlendirilmesi ve baskı yoluyla kimliklerinden koparılması riskinin giderek arttığını ortaya koymaktadır. Alevi kadınlara yönelik saldırılar artık son derece tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır” diye konuştu.
‘Baskılar meşrulaştırılıyor’
Kadınların maruz kaldığı baskıya dikkat çeken Fırat, “Kadınlara ilişkin ‘İslam’ı seçti’, ‘gönüllü olarak ayrıldı’ ya da ‘Allah yolunda gitti’ gibi söylemlerle kaçırılma ve baskılar meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Böylece kaçırma, alıkoyma ve kadınlara yönelik şiddet görünmez hâle getirilmektedir. 29 Nisan 2026 tarihinde kaçırılan Betül Süleyman Alluş vakası, bu uygulamaların en çarpıcı örneklerinden biridir. Ailesinden alınan bilgilere göre Betül Süleyman Alluş’un, Ceble’de HTŞ kontrolündeki ve Selefi/Vahhabi anlayışın dayatıldığı bir kız yurdunda veya eğitim merkezinde tutulduğu iddia edilmektedir. Kendi iradesini özgürce ortaya koyup koyamadığı, ailesiyle serbestçe iletişim kurup kuramadığı ve hangi koşullar altında bulunduğu konusunda ciddi endişeler bulunmaktadır. Başta Betül Süleyman Alluş olmak üzere zulme uğrayan, kaçırılan, cinsel şiddet uygulanan bütün kadınlar için sessiz kalmak yalnızca bir kadının özgürlüğünün gasp edilmesine göz yummak anlamına gelmemekte; aynı zamanda Alevi toplumuna yönelik sistematik baskı politikalarının yaygınlaşmasına da zemin hazırlamaktadır” şeklinde ifadeler kullandı.
Talepler
Uluslararası topluma ve kadın örgütlerine çağrı yapan Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suriye’de yaşananlar yalnızca bir güvenlik sorunu değildir. Bu süreç, halkların var olma, inançlarını özgürce yaşama ve kendi geleceklerini belirleme mücadelesidir. Alevi, Dürzi, Hristiyan ve Kürt topluluklarına yönelik saldırılar, ülkenin çoğulcu yapısını ortadan kaldırmayı amaçlayan baskı politikalarının bir parçasıdır. Uluslararası imza kampanyamıza destek veren kişi ve kurumlarla birlikte aşağıdaki talepleri kamuoyunun dikkatine sunuyoruz:
- Betül Süleyman Alluş ve benzer şekilde kaçırılan, tutsak edilen tüm kadınlar, derhal özgürlüğüne kavuşturulmalı ve ailelerine teslim edilmelidir.
- Suriye’de başta Alevi kadınlar olmak üzere tüm kadınlara yönelik kaçırma, cinsel şiddet, zorla evlendirme ve ideolojik baskı uygulamalarına son verilmelidir.
- HTŞ ve bağlı silahlı grupların Alevilere, diğer azınlıklara ve özellikle kadınlara yönelik işlediği iddia edilen suçların araştırılması amacıyla bağımsız uluslararası bir soruşturma komisyonu oluşturulmalı ve sahada incelemeler başlatılmalıdır.
- Sivillere yönelik saldırılar ve etnik-dinsel temizlik uygulamaları derhal durdurulmalıdır.
- İnsan hakları ihlalleri bağımsız mekanizmalar tarafından izlenmeli, sorumlular hakkında etkili adli süreçler işletilmelidir.
- Halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı gösterilmeli; azınlıkların güvenliği, eşit yurttaşlık ve temel hakları güvence altına alınmalıdır.”
Açıklamanın ardından toplanan imzalar Meclis Başkanlığına sunulurken çalışmalara ilişkin hazırlanan dosyalar ise Mecliste bulunan siyasi partilere sunuldu.
/Mezopotamya Ajansı/












