AB Komisyonu: Kritik hammadde yarışı bir güç mücadelesidir…

DünyaGündem

🔴 Avrupa Komisyonu Uluslararası Ortaklıklar Genel Müdürü Koen Doens çarşamba günü yaptığı açıklamada, AB’nin Çin’e olan yüksek bağımlılığının gölgesinde, kritik hammaddeler üzerindeki küresel yarışın artık sadece madenlere erişimle değil, doğrudan güçle ilgili olduğunu belirtti.

Üst düzey Komisyon yetkilisinin bu açıklamaları, AB’nin temiz teknolojilerin geliştirilmesi için hayati önem taşıyan kritik hammaddelerin arzını çeşitlendirmekte zorlandığı bir döneme denk geliyor. AB denetçileri yakın zamanda, birliğin Çin’e yüksek oranda bağımlı kalmaya devam ederken, başarılı bir enerji dönüşümünü baltalama riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Doens, Brüksel’de düzenlenen EIT Raw Materials Zirvesi’ndeki konuşmasında, “Güç, çıkarma, arıtma, işleme, taşıma standartları, finansman ve nihayetinde sanayi kapasitesini kontrol edenlerin elinde olacak,” dedi.

Belçikalı yetkili, iklim nötr ekonomiye geçiş yarışında, lityum, kobalt ve grafit gibi minerallerin, 20. yüzyılda petrol ve gazın taşıdığı stratejik değere bugün sahip olduğunu belirterek, nadir toprak elementlerine yönelik artan jeopolitik ilgiyi örnek gösterdi. Stratejik özerkliğin savunma amaçlı bir maliyet değil, AB’nin uzun vadeli ekonomik dayanıklılığı için hayati bir yatırım olduğunu vurguladı.

“Bugün güvenlik için fazladan bedel ödemek, yarın arz şoklarının rehinesi olmamayı sağlar,” diyen Doens, asıl zorluğun, AB’nin stratejik özerkliğini gerçekten güvence altına almak için madenden pazara uzanan tedarik zincirleri kurmak olduğunu söyledi.

AB’nin kritik ham maddeler stratejisi

Güneş panelleri, piller ve rüzgar türbinleri üretimini artırma hedefiyle AB, 2024’te kabul edilen kurallar çerçevesinde 2030’a kadar kritik ham maddelerin teminini artırmak için ülkesi içi hedefler belirledi: çıkarma için yüzde 10, arıtma için yüzde 40 ve geri dönüşüm için yüzde 15.

Ancak Avrupa’da bulunmayan nadir toprak metalleri gibi bazı kilit ham maddeler, Birliği bugüne kadar Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Güney Afrika, ABD ve Zambiya’nın da aralarında bulunduğu çeşitli ülkelerle 16 ortaklık kurmaya itti.

Bu anlaşmalar, AB’nin yurt dışında altyapı yatırımlarına yönelik stratejik planı olan ve bütçe açısından büyük farklara rağmen Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’yle rekabet etmeyi amaçlayan sözde Global Gateway kapsamında yapıldı.

“Artık riskleri ihraç etmeyi, bağımlılığı ithal etmeyi ve piyasanın tek başına arz güvenliğini garanti edeceğini ummayı göze alamayız,” diyen Doens, dolaylı olarak Çin’in kritik ham maddeler tedarik zincirinin tamamında sahip olduğu küresel hakimiyete atıfta bulundu.

“Ham maddelere, madenlere erişimi güvence altına almakla yetinemeyiz; diğerleri arıtma, işleme, üretim ve teknolojide üstünlük kurarken,” diye ekledi.

Çin’in hakimiyetini kırmak

Çin, kritik ham maddelerin küresel üretiminin yüzde 60’ını ve arıtma kapasitesinin yüzde 90’ını elinde bulunduruyor. Avrupa Parlamentosu araştırma birimine göre AB, ham maddelerin yaklaşık yüzde 90’ı ve nadir toprak mıknatıslarının yüzde 98’i için toplu halde Pekin’e bağımlı. Pekin, son yıllarda, en son 2025’te, AB’ye yönelik nadir topraklar ihracatını defalarca durdurdu ya da kısıtladı.

Bağımlılıkları azaltmaya yönelik arayışta, düşünce kuruluşu Avrupa Birliği Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (EU ISS), Çin’in baskı gücüne maruziyeti sınırlamak için “ticaret ortakları” yerine bir “müttefik sanayi bloğu” kurulmasını önerdi.

EU ISS raporunda, “Koalisyon, aynı korumaları benimsemeleri koşuluyla, rakip olmayan ülkelere açık bir davet sunmalı. Odak, Malezya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Brezilya ve Endonezya gibi hammadde üreticileri veya rezerv sahibi ülkeler ile Hindistan gibi geniş nitelikli işgücüne sahip ülkeler olmalı,” deniliyor.

Çin’in gerçek üstünlüğünün kaynağının yalnızca madencilik değil, aynı zamanda ham maddeleri sanayi ölçeğinde rafine edip işleyebilme kapasitesi olduğu dikkate alındığında, EU ISS raporu, Avrupa’nın da çevre standartları ve işçilik maliyetleri kısa vadede rekabet gücünü azaltsa bile ülke içi arıtma altyapısına yoğun yatırım yapması gerektiğini savunuyor.

Çalışma ayrıca, devletlerin petrol rezervleri ya da mühimmat depoları tuttuğu gibi Avrupa’nın da kritik minerallerin stratejik rezervlerine ihtiyaç duyduğunu öne sürüyor. Bu öneri, ani ambargolar, Tayvan kaynaklı bir gerilim ya da tedarik çöküşlerini içeren olası senaryolarla gerekçelendiriliyor.

EU ISS tarafından dile getirilen en tartışmalı fikirlerden biri, Avrupa’nın demokratik sistemlerin alıştığından daha hızlı hareket etmesi gerektiği. Çalışmada, izin süreçlerindeki gecikmeler, parçalı düzenlemeler ve çevresel onay prosedürleri sık sık “jeopolitik aciliyetle” bağdaşmayan unsurlar olarak anılıyor.

Komisyon, ülke içi kritik ham madde çıkarımını hızlandırmak için kısa süre önce, arzı çeşitlendirmek amacıyla “riskleri azaltma stratejisi” olarak adlandırdığı plan kapsamında, kısa süre önce kabul edilen AB su kurallarının yeniden ele alınmasını önerdi.

Kritik ham maddelerin çıkarılması, arıtılması ve geri dönüştürülmesine yönelik faaliyetler su kullanımı ve su kalitesiyle yakından bağlantılı.

Komisyon’un Su Çerçeve Direktifi’ni yeniden açma kararı, 27 parlamenterin, artan su stresi, düşen su kalitesi ve artan iklim kaynaklı risklere atıfta bulunarak, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ve diğer Komisyon üyelerine mektup göndermesine yol açtı.

AP milletvekillerinin mektubunda, “AB’nin su mevzuatının temel taşını yeniden açmak, vatandaşlara, yatırımcılara ve sahada AB hukukunu uygulamak için çalışan herkese yanlış bir mesaj verme riski taşıyor,” ifadeleri yer aldı.

Ancak AB yürütme organı, Birliğin rekabet gücünü artırmak amacıyla çevre düzenlemelerini gevşetme yolunda ilerlemeye kararlı görünüyor.

Komisyon yetkilisi Doens, “Öncelikli projeleri tespit etmeli, idari gecikmeleri aşmalı, kamu ve özel finansmanı harekete geçirmeli ve Avrupa’nın diğerlerine kıyasla daha üstün, daha sürdürülebilir ve cazip bir teklif ortaya koyabildiğini göstermeliyiz,” dedi.

 

/Kaynak: Euronews/

İlginizi Çekebilir

Rusya ve Çin, çok kutuplu dünya düzeninin inşasına ilişkin ortak bildiriyi kabul etti

Öne Çıkanlar