“Tıkanıklık” tartışmaları sürerken AKP kurmayları sürecin aleyhlerine işlediğini belirtiyor. Karar aşamasına gelindiği vurgulanırken, DEM Parti desteği olmadan siyasi sonuç alınamayacağı ifade ediliyor.
Türkiye 1 Ekim 2024’ten bu yana yeni çözüm sürecini tartışıyor. Bahçeli’nin yaptığı çağrıyla başlayan, Öcalan’ın mesajıyla hız kazanan süreçte, PKK’nin kendini feshetmesi ve sembolik silah bırakma töreniyle ilk aşama kapanmıştı. Bundan sonraki aşamada ise Meclis’te kurulan komisyon çalışmaları öne çıkmış, İmralı’da AKP-MHP-DEM Parti üyelerinin katılımıyla gerçekleşen ziyaret sürecin en çok ses getiren gelişmesi olmuştu.
Komisyon raporunun yayımlanmasının ardından gözler yapılacak “yasal düzenlemelere” çevrilmiş, Ramazan Bayramı sonrasında adımların atılmaya başlayacağı öne sürülmüştü. Ancak bugüne kadar bu konuda bir adım atılmış değil ve taraflar bu bekleyişten birbirlerini sorumlu tutmayı sürdürüyor.
Sürecin tıkanması yönünde sesler yükselirken AKP kulislerinden sürece ilişkin yorumlar geldi.
AKP kurmayları, süreçteki tıkanıklık iddialarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu süreç bizim aleyhimize işliyor. Eninde sonunda karar noktasına geleceğiz. Bir yıl sonra erken seçim yapmaktan söz ediyoruz. Peki bu seçim kararını kiminle çıkaracağız? DEM’in desteği olmadan sonuç alamayız” dedi.
Nefes yazarı Nuray Babacan bugünkü yazısında, çözüm sürecine ilişkin iktidar partisi kulislerine yansıyan bilgileri aktardı.
”BU YOLDAN DÖNEMEYİZ”
“Bu yoldan dönemeyiz” diyen AKP kurmayları, süreçteki tıkanıklık iddialarına ilişkin şunları söyledi:
“Bu süreç bizim aleyhimize işliyor. Eninde sonunda karar noktasına geleceğiz. Bir yıl sonra erken seçim yapmaktan söz ediyoruz. Peki bu seçim kararını kiminle çıkaracağız? DEM’in desteği olmadan sonuç alamayız.
Bir grup, ‘güvenlik mekanizması karar versin silahların tam bırakıldığı onayı verilmeden yasaları yapmayalım’ diyor. Normalde bunların güvenlik bürokrasisi ve devlet olmasını beklersin, bu sefer tam tersi siyasette direnenler var.
Bazı siyasiler ve bürokratlar olarak biz de ‘yasayı yapalım içine silahların teslim şartını koyalım. Güvenlik mekanizması da ona göre işlesin’ diyoruz. Sonunda bir karar verilecek, bundan geri dönüş yok. Geri dönülürse bir daha bu yol alınamaz…”
/Kaynak: Birgün/











