Temel Demirer tarafından yazılan yazılar

Temel Demirer: Barış (Mı) Dediniz?

Yazarlar
“Bizim tercihimiz savaş ve barış arasında değil, haysiyetli veya haksız bir yaşam arasında.”[1]   Herkes kendinde eksik olanı arar; tıpkı ezilenlerin eşitlik, kardeşlik ve barışı aradığı gibi… Bu elbette sınıflı-sömürücü…

Temel Demirer: 3.Dünya Savaşı Güzergâhında

Yazarlar
 “İnsan bazı şeyleri unutabilir, hayat bu, bazı şeyleri de hatırlar.”[2]    Kanımca, “Serius est quam cogitas/ Vakit sandığından da geç” diye betimlenmesi gereken bir eşikteyiz; “Cennete giden yol cehennemden başlar,”…

Temel Demirer: Felsefe, Eyleyen Tutkudur

Yazarlar
“Hiç bir sözümüz umutsuzluk taşımayacak… İnanacağız, inandıracağız… Yaşadığımız cehennemin, cennete dönüşeceğine!”[1]   Göze almayan, diyeti ödenmeyen cüretkârlıktan ari, tutkusuz bir filozof ile felsefenin mümkün olamayacağından şüphem yok; Virginia Woolf’un, “Filozof…

Temel Demirer: Paranın- Yoksullaştıran!- Zenginlik Suçu

Yazarlar
 “Yoksulların düşünmesini önleyen şey başkalarının disiplinidir, zenginleri önleyense kendilerininki.”[1]   Eduardo Galeano’nun, “Görevliler, görevini yapmaz. Politikacılar, konuşur ama hiçbir şey söylemezler. Seçmenler, oy kullanır ama seçemezler. Bilgilendirme medyası bilgilendirmez. Okullar…

Temel Demirer: Aklın Özgürleşmesi İçin Tabulara ‘Hayır’

Yazarlar
 “Gerçeğin düşmanı tabular ve inançlardır.”[1]   Pierre Boulez’in, “Benim için merak hayattır. Merak etmiyorsan tabutunun içindesin,” saptamasına değer veren birisi olarak, “tabuları” tartışmadan aklın özgürleştirilebileceğine inanmayanlardanım! Hem de Diyanet İşleri…

Temel Demirer: Zorbaya Karşı Ayağa Kalkma Özgürlüğü

Yazarlar
 “Uğrunda yaşama mücadelesi vereceğim hiçbir şeyim kalmadıktan sonra bilgi, bilim, felsefe neye yarar? Onursuz bir hayatın ne anlamı olur.”[1]   i) Yaşamı, insan(lık)ın karşılıklı sorumluluk duygusu/ dayanışmasının biçimlendirmesi için, devrim(ciler)…

Temel Demirer: Kork(ma)mak Ve Özgürlük Üzerine

Yazarlar
“Neyin var senin? Korkuyor gibisin!”[1]   Kapitalizmin korku olduğu ve sürüleştirdiği yığınları da korku imparatorluğuna köle ettiği bir “sır” değil. Dogmalarla beslenen korku, ağır bir yüktür; “küçük” ölüm, ya da…