TİP Genel Başkanı Erkan Baş, DEM Parti ile olası seçim iş birliklerine ilişkin değerlendirmeleri sonrası gelen eleştirilere yanıt verdi. Baş, kamuoyunda tepki çeken ifadelerinin yanlış anlaşıldığını belirterek açıklamada bulundu.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, T24’e verdiği röportajda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Baş’a, “DEM Parti ile yeniden ittifak yapmanız mümkün mü?” sorusu yöneltildi.
Baş, seçimlerden ziyade ortak mücadele ve programın öncelikli olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Açıkçası şu anda birinci önceliğimiz seçim değil. Böyle bir durumda da hangi koşullar, hangi programda yan yana geleceğimiz önemli. Biz şu konuda ısrarcıyız. Saray rejimiyle kim asla uzlaşmaz, kim bunlarla masaya oturmaz, kim bunlara teslim olmaz, kim bunlarla kanının son damlasına kadar mücadele eder sorusuna ben sanıyorum ki herkes TİP yanıtını verir.”
‘Ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler’
Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baş, çok adaylı bir seçimin gündeme gelebileceğini belirterek şöyle konuştu:
“Genel seçim sadece genel seçim değil, sadece Cumhurbaşkanlığı seçimi. Benim görebildiğim kadarıyla bu sefer çok adaylı bir sürece doğru gidiyoruz. Mesela orada da tartışmamız lazım. Hangi program etrafında ortak Cumhurbaşkanı adayları çıkartabiliriz? Biraz önce anlattığımız programımıza uygun bir seçeneği cumhurbaşkanı adayı yapmakta ortaklaşabilir miyiz mesela? Burada DEM Parti’nin tercihi ne olacak? Mesela onların şu talebini anlayabilirim. Ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler. Biz burada ortaklaşmayabiliriz. Bunlar konuşulur. Ama TİP açısından şunu söyleyeyim. Biz seçimlere kendi başımıza ve kendi adaylarımıza girme ihtimalimizi gözeten bir hazırlık içerisindeyiz.”
Tepkilerin ardından açıklama yaptı
Erkan Baş’ın sözleri kısa sürede sosyal medyada ve siyasi çevrelerde tartışma konusu olurken, ek bir açıklama gönderdi.
Erkan Baş, DEM Parti’nin seçim sürecinde farklı bir siyasi tercih yapabileceğine işaret etmek istediğini belirterek şunları söyledi:
“Düşündüğüm ile ifade ediş biçimim arasında tam bir uyum oluşmadığını gördüğüm bir bölüme dair kısa bir ekleme yapmak istiyorum.
Söyleşide geçen ‘ana dili Kürtçe olan aday’ ifadesiyle anlatmak istediğim durum tam olarak şuydu:
Biz Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini, dostluğu ve dayanışmayı esas alan bir yaklaşımı benimsemekle birlikte, ortada iki ayrı siyasal hareket olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir.
Bizim için esas olan ortak mücadeledir. Ancak örneğin mücadelenin sadece bir alanı olan seçim sürecinde DEM Partili dostlarımız Kürt sorununu tek gündem olarak ele alan bir yaklaşım benimseyebilir; böyle olacak demiyorum ama bu da bir olasılıktır ve kendi açılarından bir tercihtir. Böyle bir tercih durumunda bu ne kadar meşruysa, bizim de kendi çizgimiz doğrultusunda başka bir tercih ortaya koymamız o kadar meşrudur.
Yoksa Türkiye’nin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın etnik kökeninin; Kürt, Türk, Laz, Çerkes ya da Arap olmasının bizim ve partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz. Yanlış anlaşılmaya müsait bu ifademe bu vesileyle açıklık getirmiş olayım.”
/Kaynak: Evrensel/











