Hafız Akdemir 34 yıl önce katledildi: Yüzleşme sağlanmalı

Genel

🔴 Amed’in Sûr ilçesinde 8 Haziran 1992’de Hizbullah tarafından katledilen Özgür Gündem gazetesi Amed muhabiri Hafız Akdemir cinayetiyle ilgili başlatılan soruşturmada, 8 yıl boyunca hiçbir ilerleme kaydedilmedi.

Amed’in Sûr ilçesinde 8 Haziran 1992’de Hizbullah tarafından katledilen Özgür Gündem gazetesi Amed muhabiri Hafız Akdemir’in 34’üncü ölüm yıldönümü karşılanıyor. Gazetenin Amed bürosuna giderken uğradığı silahlı saldırıda katledilen Akdemir’in ölümüyle ilgili başlatılan soruşturmada, 8 yıl boyunca hiçbir ilerleme kaydedilmedi.

90’lı yıllarda devlet tarafından kullanılan Hizbullah sorumlusu Hüseyin Velioğlu’nun, 17 Ocak 2000 tarihinde İstanbul Beykoz’da bulunan bir villada öldürülmesinin ardından Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan Hizbullah Ana Davası’nda yer alan 31 sanığa yöneltilen 188 cinayet arasında Hafız Akdemir’in katledilmesi de yer aldı.

 Tetikçi olduğu belirtilen Hizbullah üyesi “Hüseyin” kod adlı Cihan Yıldız ise, 2008 yılında İnterpol tarafından Avusturya’nın başkenti Viyana’da yakalanıp getirildiği Türkiye’de, Akdemir’in de aralarında olduğu 11 cinayetten sorumlu tutuldu. Yargılama sonucunda Yıldız, 6 cinayet ve 2 silahlı yaralama suçundan müebbet hapis cezasını çarptırıldı. Yıldız, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) “adil yargılanma hakkının ihlali” kararıyla diğer Hizbullah hükümlüleri ile birlikte 11 yıllık tutukluluğun ardından salıverildi.

Akdemir’in katledildiği sırada yanında olan yeğeni Veysi Polat, tanıklığını anlattı. 

 ‘CESUR BİR GAZETECİYDİ’

Altı kardeşin en küçüğü olan Hafız Akdemir’in uzun yıllar cezaevinde kaldığını, 1991 yılında tahliye olduktan sonra yaklaşık bir yıl boyunca aynı evde yaşadıklarını söyleyen Polat, “Bizim açımızdan çok naif, disiplinli ve üretken biriydi. Kalemi de oldukça güçlüydü. Cezaevindeyken dergi çıkarmaya başlamıştı. Yazı dili ve gazetecilik birikimi, özgürlüğüne kavuştuktan sonra daha da gelişti. Özgür Basın geleneğinin ilk yayınlarından biri olan Yeni Ülke Gazetesi’nde muhabir olarak göreve başladı.  O dönemde benim de gazetede çalışmamı istemişti. Dışarıda vakit geçirmek yerine orada çalışmanın benim için daha iyi olacağını söylemişti. Ben de onun tavsiyesiyle gazetede çalışmaya başladım. Ev yaşamı dışındaki çalışkanlığına ve üretkenliğine gazetede de yakından tanıklık ettim. Son derece cesur bir gazeteciydi” dedi. 

 90’lı yılların Kürt coğrafyasında neredeyse her mahalleye, her eve ateşin düştüğü yıllar olduğunu söyleyen Polat, insanların sokak ortasında katledildiğini, köylerin yakıldığını, insanların enselerinde vurularak öldürüldüğünü söyledi.  Hafız Akdemir’in o dönemlerde devlet eliyle eğitilen, beslenen ve korunan bir yapının varlığına dair araştırmalar yaptığını ve bu sırada katledildiğini söyleyen Polat, “Gazetenin Amed Bürosu o dönemde bölge açısından referans kabul edilen bir yerdi. Bölge toplantılarında gündemi iyi takip eden, arkadaşlarına öneriler sunan, çalışmalarıyla öne çıkan bir isimdi. Bu coğrafyada yaşanan tüm haksız ve hukuksuz uygulamaları Türkiye ve dünya kamuoyuna ulaştırmak için büyük çaba gösteriyordu. Bu nedenle devlet nezdinde hedef seçilen isimlerden biri oldu.

8 Haziran 1992 Pazartesi günüydü. Her zamanki gibi rutin işlerimizi yapıyorduk. İskender Paşa Mahallesi Melik Ahmet semtinde karşılıklı binalarda oturuyorduk. Evden işe giderken kapı önde buluşuyorduk. O gün de telefon açtı aşağıya indim evden çıktık. Yüz metre kadar ilerledikten sonra Sûr’un dar sokaklarında bir el arabası dediğimiz çekçek karşıdan geliyordu, sağlı sollu ayrıldık. Araç geçtikten sonra dayıma dönmemle beraber silahın patlaması bir oldu. Şüphe uyandıran bir durum da olmadı. Hafız katilini hiç görmedi sadece benim ona dönüp ona bakmamla silahın patlaması bir oldu. Katille yüz yüze geldik mermi neresine geldi bilmiyordum. Hafız yüz üstü yere düştü bende katile doğru hamle yaparken bir mermi de bana sıktı ayaklarıma nişan almıştı ama değmedi. Sonra bir kovalamaca oldu fakat o uzaklaştı. Bende Hafız’ın vurulduğu yere doğru gittim. Başında birkaç kişi vardı hastaneye götürdük.  Başından vurulmuştu, kanlar akıyordu. Yarası çok ağırdı onu yoğun bakıma, beni de gözaltına aldılar. İfade işlemleri baya bir uzun sürdü. Dayımın 3 saat yaşam savaşı verdikten sonra Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde 12.30’da şehit düştüğü haberi geldi” diye belirtti. 

 ‘KATİLİ BASINDAN ÖĞRENDİM’

 Yürütülen soruşturma ve yargılama sürecine tepki gösteren Polat, “Olayın tek görgü tanığı olmama, katili kovalamama rağmen emniyete birkaç defa gidip robot resmi çizdirdim fakat herhangi bir mahkemeden bir davetiye gelmedi. Bir gazetede çalışırken haber ajansına bir son dakika haberi düştü, haberde şöyle yazıyordu;  1992 yılında Diyarbakır’da öldürülen gazeteci Hafız Akdemir’in katili Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu, Avusturya’nın Viyana kentinde yakalanarak Türkiye’ye getirildi diye. Ben dayımın katilinin yakalandığını haber ajansından öğrendim tabi bu önemli bir gelişmeydi. Daha sonra baktığımızda İstanbul Beykoz’da Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun ölü olarak yakalandığı hücre evinde dokümanlar bulunmuş. Bu dokümanlar arasında da listeler var kim kimi hangi silahla öldürmüş diye oradaki donelerde tutuluyordu. Cinayette kullanılan silahta makarov marka, 9mm çapında boş kovanlar bulunmuştu. Bu yakalanan kişinin de Hafız Akdemir ile birlikte 5 cinayet 4 yaralama olayından sorumlu tutulduğu, orda notların alındığı ortaya çıktı. Bu çerçevede Türkiye bir kırmızı bülten yakalama kararı çıkarmış ve bu süreçte de Avusturya’nın Viyana kentinde yakalanıp Türkiye’ye getirildiği yönünde bir gelişme olmuş” diye belirtti. 

‘ÖRGÜTSEL YAPI ÖNEMLİ’ 

Yasa ve hukuk sisteminin, görgü tanıklarını ve delilleri esas almadığını ve soruşturma sürecinin beklentilerini karşılamadığını vurgulayan Polat, “Yani yasa ve hukukta herhangi bir olay işlendiğinde görgü tanıkları önce dinlenir ve deliller toplanır. Tek görgü tanığı olmama rağmen ne yazık ki uzun süren yargılama olmasına rağmen tek celse mahkemeye davet edilmedim, katille yüzleşmedim, herhangi bir şey sorulmadı. Gıyabımızda yargılama yapıldı. Devlet güvenlik mahkemeleri yasalarında ki değişiklik nedeni ile sonra katil beraat etti” dedi.

 ‘YÜZLEŞME GERÇEKLEŞMELİ’

 Dayısının katledilişi üzerinden geçen zamana rağmen adaletin sağlanmadığını belirten Polat,  Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na işaret ederek, Hafız Akdemir ve Kürt coğrafyasında yaşanan cinayetlere değindi. Polat, “Kürtler bu coğrafyada çok büyük acılar yaşadı eğer toplumsal bir barış olacaksa geçmişle yüzleşilmeden,  hakikatler ortaya çıkarılmadan, bu ailelerin yüreğine su serpilmeden sağlanamaz” şeklinde konuştu. Polat, “Hafız Akdemir ile birlikte Özgür Basın geleneği Kürt coğrafyasında ve Türkiye genelinde 90’lı yılların karanlık dönemin gerçek yüzü yaşananlar bu coğrafyadaki acıları gündeme getirdi. Uluslararası kamuoyuna taşıdı, bedeli de çok ağır oldu. Çünkü o dönemde o gazeteciler gerçekten ateşten gömlek giydi. Bu coğrafyada Apê Musa, Cengiz Altun, Burhan Karadeniz, Hüseyin Deniz, Yahya Orhan, Kemal Kılıç, Ferhat Tepe gibi birçok arkadaşımız bu uğurda katledildi” dedi.

/Kaynak: Mezopotamya Ajansı/

İlginizi Çekebilir

KNK Genel Kurulu’nda ikinci gün: Gündem Ulusal Konferans
Perihan Kaya: Kadın ve Erkek İlişkisi; İnsanlığın En Uzun Ortaklığı

Öne Çıkanlar