Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı davanın 38. günü sona erdi. Duruşmada savunma yapan reklamcı Murat Kapki, MASAK raporundaki tespitlere itiraz ederek “hiçbir şirket cirosunun 2,5 katı kâr elde edemez” dedi. Kapki, etkin pişmanlık sürecine ve ifade alma yöntemlerine ilişkin iddialar dile getirirken, savcılık görüşmeleri ve bazı siyasi isimlerle ilgili aktarımlarda da bulundu.
CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davasının 38. celsesi görüldü.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda gerçekleştirilen celseye, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu’nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu isimler katıldı.
Bir kısım tutuksuz yargılananlar ile avukatların da katıldığı celsede, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu yakınları izleyici olarak yer aldı.
DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI
Celse öncesi, tutuklu eski İBB Medya AŞ Genel Müdürü İpek Elif Atayman’ın doğum günü kutlandı. Sağlık sorunları yaşayan eski Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy arkadaşlarının kollarında salona giriş yaptı.
Dün savunmasını tamamlayan tutuklu Kültür AŞ Hakediş Şefi Gökhan Köseoğlu’nun avukatlarının beyanları bugün alındı.
MASAK RAPORU’NA SUÇ DUYURUSU: “HANGİ ŞİRKET CİROSUNUN 2,5 KATI KADAR KÂR EDER?”
Ardından etkin pişmanlık ifadesini geri çeken isimlerden reklamcı Murat Kapki’nin savunmasına geçildi.
Kapki, şirketi hakkında düzenlenen MASAK raporunun hatalı olduğunu ve bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını belirtti. Avukatlar da daha önceki celselerde bu hatalı hesaplamaya dikakt çekmişti.
Kapki, şöyle konuştu:
“Şirketim hakkında düzenlenen MASAK raporunda, 2024’te kârlılık oranımız, üç yıldan sonra bir anda 0.21’den 2.53’e çıkmış. 2020-2023 arasında net kâr bölü satış işlemi yapmışlar. 2024’te ise ciro bölü kar yapmışlar. Doğru işlem yapsalardı kârlılığımız 0.30 olacaktı. Yani bazı işlemleri terse çevirip matematiksel olarak karlılık katımı 2 katına çıkarmışlar. Avukatlarım sağolsun onlar bunu buldu. Sözde biz ciromuzun 2,5 katı kâr etmişiz. Hangi şirket cirosunun 2,5 katı kâr eder? Sırf ‘burada olağanüstü bir varlık artışı var, bu para suç örgütüne gidiyor’ diyebilmek için yapmışlar. Savcılar bu raporu olduğu gibi almış, hiç inceleme ve araştırma yapılmamış.
“UYDURMA RAPORLARLA SUÇ ÜRETİLİYOR”
Hiç inceleme, araştırma, kontrol dahi yapılmamış Başkanım. Televizyonlarda yine o arkadaşlar —biraz önce isimlerinden bir tanesini söyledim, yeri geldiğinde yine söyleyeceğim— Murat Kapki hakkında MASAK raporları olduğunu söyleyip bağırıyorlar. Ben izliyorum; odamdayım, tek başınasınız, televizyonla falan bir ara kendi kendime konuşmaya başladım artık. İnsan soruyor: Biz kime sığınalım? Derdimizi kime anlatalım? Uydurma raporlarla suç üretiliyor. Eğer o hesap hatasını avukatlarım fark etmeseydi, dikkatinizi çekmeseydi ne olacaktı? Savcı benim lehime olan delilleri toplamakla yükümlü değil mi? Elindeki delilin doğru olup olmadığını kontrol etmek zorunda değil mi Sayın Başkanım?
Hiçbir suçumuz olmadığı için MASAK raporuyla, tevdii raporuyla, bilirkişi raporuyla, vergi raporuyla hatalı tespitler yapıp hakkımızda suç üretiyorlar. Lütfen Sayın Başkanım; bu raporları dikkatle inceleyin ve bu raporlardaki sahte, yanlış, uydurma tespitleri yapanlardan hesabını soracak adil kararları siz verin. Ben adalete gerçekten inanmak istiyorum, gereğini yapacağınıza da inanmak istiyorum. Sayın Başkanım, bu arada MASAK’taki ilgili kurumla ilgili suç duyurusunda bulunacağız zaten.”
“8 BİN KİRA ÖDEDİĞİM YER BENDEN ALINIP 2 BİNE ENSAR VAKFI YÖNETİCİSİNE VERİLDİ”
Murat Kapki, savunmasında reklam ihalelerine yönelik dikkat çeken beyanlarda bulunuyor. Özellikle elinden alınan köprü reklamları ve Murat Ongun ile ilgili anlattıkları dikkat çekti. Kamu zararı oluşturduğu iddialarına tepki gösteren Kapki, “Karayolları Bölge Müdürlüğü benim reklam işi yaptığım ve pırlanta dediğim 8 tane köprünün işlerine el koymuştu. Devlet Demiryolları, ihale yapmadan, çağrı usulü benim 8 bin TL verdiğim, köprülerdeki üst geçit reklamlarını elimden alarak 2 bin TL’den İbrahim Bacacı diye birine (Ensar Vakfı ve TÜRGEV yöneticisi). 8 bin nere 2 bin nere? Kamu zararını biz mi uğrattık onlar mı uğrattı?” dedi.
Kapki, Kadıköy–Karaköy iskelelerindeki reklam alanlarını 20 Haziran 2019’da, İstanbul seçimlerinin yenilenmesine günler kala, İBB iştiraki Şehir Hatları’ndan kiraladığını söyledi. Kapki, sözleşmenin belediyeye vekâlet eden Ali Yerlikaya döneminde yapıldığını belirtti.
Kapki, seçim öncesi yapılan kiralama nedeniyle “CHP gelmeden kendi adamlarına yer verildi” yönünde iddialar ortaya atıldığını ancak 3 yıllık sözleşmesinin bir yıl dolmadan feshedildiğini ifade ederken “Murat Ongun’la birbirimizi hiç sevmeyiz. Eğer iddianamede anlatıldığı gibi Ongun benim, reklam işlemlerinden sorumlu yöneticim olsaydı, AKP dönemindeki bir ihaleyle bu yerleri kiraladığım düşünüldüğünde anlatıldığı gibi aynı yapının içindeysek, Ongun benim elimden bu alanları neden alsın?” diye konuştu.
“YALNIZCA MASAK DEĞİL, BİLİRKİŞİ VE TEVDİ RAPORLARI DA HATALI”
Dava, verilen yaklaşık 2 saatlik aranın ardından Murat Kapki’nin savunmasıyla devam ediyor. Kapki, yalnızca MASAK raporunda değil şirket faaliyetleri hakkında düzenlenen bilirkişi ve tevdi raporlarında da usulsüzlük ve hatalar olduğunu öne sürdü.
Kapki, ilgili kısımda şöyle konuştu:
“Tevdi raporunda usulsüzlükler yapılmış. Müfettişler, 365 günün tamamında panolarda yüzde 100 dolulukla çalıştığımızı yazmış. Açıkladım, bu ancak yüzde 60 olabilir. Raporda her yeri en yüksek fiyattan her gün sattığımız yazılmış. Şirket raporlarımıza bakmaları bile yeterdi. Ortada bir kamu zararı yok. Bu alanda sürekli zarar eden İBB ve Kültür AŞ, ilk kez bizim dönemimizde kar etmiştir. Biz Kültür AŞ’den para alan taraf değiliz, para veren tarafız ama raporlarda bunun tam aksi yazıyor.
Bilirkişi raporlarına göre ise reklam işini yapabilecek onlarca ulusal ve uluslararası firma mevcut. Fakat bilirkişiler ‘rekabet azaldı’ diyebilmek için neredeyse mahalle esnafının ihaleye girememesini aleyhime bilimsel bir veriymiş gibi ortaya koymuş. Çağlayan Adliyesi’nin orada yaptığımız bir işi, Piyalepaşa Bulvarı olarak yazmışlar. Hem Çağlayan hem Piyalepaşa olarak listelenmiş. Sonradan da bilirkişi raporunda ‘liste dışı kullanım var’ demişler. Bu doğru değil. Resmen sahtekârlık yapmışlar.”
“MURAT ONGUN İLE İLGİLİ BİLDİĞİNİ ANLAT SENİN LEHİNE OLUR”
Murat Kapki: “İfadem esnasında Savcı Bey ‘Zaten CHP’li de değilsin’ dedi. ‘Benim ne alakam var, sadece ticaret yapıyorum’ dedim. Savcı Bey o esnada bana ‘Murat Ongun’la aranızın kötü olduğunu anladık. Murat Ongun’la alakalı bize anlatacağın bir şeyler varsa anlat’ dedi. O telefon tapesinden kötü olduğumuzu anlamışlar. ‘Bize yardımcı olursan senin de lehine olur’ dedi; aynen bu kelimeyi kullandı. Yani bana açıkça ‘kendini savunmak yerine isim ver’ dedi. Ben o esnada bu soruya ‘Sayın Savcım, ne biliyorsam onu anlattım’ dedim. Savcı Bey beni tutuklama talebiyle sevk etti. Sulh Ceza Hakimi de suratıma bile bakmadan tutukladı.”
“BENİMLE AYNI İHALEYİ ALAN İLBAKLAR NEDEN İDDİANAMEDE YOK?”
Kapki, dosyada adı geçen ancak iddianamede yer almayan bazı firmalara dikkat çekti:
“Dosyada İlbakların adı geçiyordu ama iddianamede yoklar. Onlar da benimle aynı ihaleleri aldılar. Benimle beraber Silivri’ye getirildiler. Benim suçlu, onların suçsuz sayılmasının sebebi nedir?”
ESKİ AKP’Lİ BİRİNCİ HAKKINDA KONUŞTU
Kapki, mahkemelik olduğu eski AKP MKYK üyesi avukat Mücahit Birinci ile ilgili etkin pişmanlık sürecini de mahkemede de şöyle aktardı:
“31 Temmuz’dan önce bir avukatla görüştüm. Bana Mücahit Birinci’nin elinin kolunun çok uzun olduğunu, AKP içinden olduğunu ve beni 2.5 milyon dolara buradan çıkarabileceğini söyledi ama önce vekalet vermem gerektiğini belirtti. Ben de ‘2 milyon dolara olur ama etkin pişmanlık ifadesi vermem’ dedim, o da ‘tamam’ dedi.
31 Temmuz’da Birinci bana geldi. Birinci kapıdan girerken ‘Sen ne büyük adamsın! AKP’nin bazı kesimlerinde seninle gurur duyuyorlar’ diyerek abartılı şekilde beni övdü. Sana birazdan bir şeyler anlatacağım ancak lütfen Makyavelist düşün dedi. Tamam dedim. ‘Yarın öbür gün AKP gider CHP gelir, kıçımı kurtarmak için yaptım dersin’ dedi. Ben ne ‘CHP’liyim ne AKP’liyim’ dedim. Olmaz, ‘Makyavelist düşün’ dedi. Ağzına dolamış bir Makyavelist kelimesi…
Neyse önüme imzalamam için bir kağıt koydu ‘Bunu imzala iki hafta sonraya çıkarsın’ dedi. Okumaya başladım ve İmamoğlu, Ongun ve hatta Özgür Özel ile ilgili, benim hiç duymadığım şeyleri, Hüseyin Köksal’ın ağzından olarak yazmış. ‘Ben bunu imzalarsam bana para vermen gerekir’ dedim. Bana ‘Sen bu işleri bilmiyorsun galiba’ dedi. Evet ilk kez yaşıyordum. Gazetede çıkan şeyleri bir araya getirmiş, öyle şeyler yazılmış ki aklınız durur başkanım… İmzalamayacağımı söyledim, elimi sıktı çıkış yaptı oradan.
Tam çıkmadan ‘Sadece para versek çıkamıyor muyuz?’ dedim.. ‘Yok ama ben bundan İmamoğlu ve Özgür Özel ile ilgili şeyleri çıkarsam, sadece Ongun kalsa imzalar mısın?’ dedi. Yine imzalamayacağımı söyledim.
İş olmadı ama bir hafta sonra savcının önüne çıktım, anlattıklarım karşısında şok oldu. İşi araştıracağını ve sonra bunun hakkında tutanak tutacaklarını söyledi. O ara Birinci hala benim hakkımda konuşuyordu, benim avukatım olduğunu söylüyordu.”
“İFADE VEREYİM DİYE EŞİMİ ADLİYEYE GETİRDİLER”
Tutuklandıktan sonra pek çok kişi, benim ismimin geçtiği ifadeler vererek tahliye edildi. Savcı ile hem sağlık sorunlarım hem de benim hakkımda ifade verip tahliye edilenlerin iddialarıyla ilgili konuşmak için dilekçe verdim. Savcı, sadece ek ifade verirsem söyleyebileceğimi belirten bir cevap yazdı. Tam bu arada kardeşim tutuklandı. Ben de beni çağırmayacaklarını düşünüp bir daha bir şey yazmamaya karar verdim. Ardından avukatım beni ziyarete geldi, eşimin ifade için Çağlayan Adliyesi’ne götürüldüğünü söyledi. Arkamdan kapı açıldı, infaz memuru ‘Savcı Bey çağırdı, Çağlayan’a gidiyorsun’ dedi, dakikasında oldu.
İki buçuk saatlik yola çıktım, kafamdan neler geçtiğine inanamazsınız. Çocuklarımı, eşimi, oğlumu düşünüyorum. Kardeşim tutuklanmış, kayınpederim alınmış. Adliyeye geldiğimde savcının odasının önüne getirildim. Savcı beyin katibi geldi, savcının benimle önce özel görüşeceğini, daha sonra avukatlarımın geleceğini söyledi.
Savcı bey sağolsun ayağa kalktı beni karşıladı. İletişim kurduğum değil, başka bir savcıydı. ’Eşimi de almışsınız?’ diye sordum. Bana gülerek ‘Almadık, davet ettik’ dedi. ‘Allah razı olsun savcım’ dedim, beterin beteri var. O an eşimin tutuklanma ihtimalini, çocuklarımıza ne olacağını düşündüm. Etkin pişmanlık için oraya getirildiğimi anladım.
Savcı Bey ‘Konuş’ dedi, ‘Ne konuşayım, vallahi bir şey bilmiyorum’ dedim. Kahve içtik, tekrar ifade verip vermeyeceğimi sordu. Vereceğimi söyledim. Savcı bey daha önce benim hakkımda verilen ifadeleri okudu ama kim olduklarını söylemedi ve ‘Bak bunlar da var’ diye okudu. Konuşmaya devam ettik, bir ara durdu bir telefon açtı, eşimin oradan gönderilebileceğini söyledi.
Sonra bana Servet Yıldırım’ın ifadelerini okuyarak ‘Bak Servet çıkmış, sen de anlat çık’ dedi. ‘Tamam anlatayım da ben bir şey bilmiyorum’ dedim. Murat Ongun ve Hüseyin Köksal’ın benimle ilgili düşüncelerini aktardı. Murat Ongun’un beni sevmediğini falan söyledi.
“SAVCININ YAZDIRMAK İSTEDİĞİ İMAMOĞLU İFADESİNE KARŞI ÇIKTIM”
Daha sonra ifade vermeye başlayarak gazetelerden gördüğüm bazı haberleri veya Servet’in ifadelerini tekrarlamaya başladım. Bunlar kayda geçiyordu. Okursanız, birebir aynısını verdiğimi görürsünüz. Savcıya da şunu sordum ‘Daha buradan çıkmadan gazeteler ne olup ne bittiğini yazıyor, nasıl oluyor gizlilik yok mu?’, bana ‘Biz de bilmiyoruz’ dediler. Ya nasıl bilmiyorsunuz? Bu gazetelerin hepsini sakladım. Hakkımı mahkemelerde arayacağım.
Hatta Savcı Bey benim ifademe; ‘Ekrem İmamoğlu bu ihaleler yoluyla elde ettiği geliri Cumhurbaşkanı olmak ve diğer siyasi hedeflerini gerçekleştirmek için fon olarak kullanmıştır’ yazdırmak istedi. Ben buna itiraz ettim, yazdırmadım. O yüzden benim hakkımdaki ifadelerin de hangi şartlar altında ve ne amaçla verildiğini tahmin edebiliyorum.”
MAHKEME BAŞKANI: “BURASI SENİN MİTİNG ALANIN DEĞİL”
Mahkeme Başkanı’nın Murat Kapki’ye “Siz ifade verirken avukatınız neredeydi” sorusuna Ekrem İmamoğlu tepki gösterdi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı ve Ekrem İmamoğlu arasında tartışma çıktı.
Mahkeme Başkanı’nın “Burası senin miting alanın değil, bu şekilde sesini yükseltme” sözleri üzerine İmamoğlu “Bu soruları sormanız gereken ilk kişi Murat Kapki değildi. Birçok etkin pişmanlıkçı konuştu. Bu insanlarım mal ve can güvenliği size emanet” dedi.
EKREM İMAMOĞLU: “KANIM DONDU”
Duruşma sona erdi.
Ekrem İmamoğlu, salondan ayrılırken Murat Kapki’nin ailesine seslenerek “Size ve evlatlarınıza yapılanları duyunca kanım dondu” dedi.
/Kaynak:BirGün/










