Özel,Newsweek’e yazdı: Türkiye’nin demokrasi meselesi dünyanın güvenlik meselesi haline geldi

DünyaGündem

🔴 Mahkemenin CHP’nin Genel Başkanlığı görevinden alınan Özgür Özel, yaşanan son gelişmeleri ABD’nin önde gelen dergilerinden Newsweek’te yazdığı köşe yazısında ele aldı.

Söz konusu yazıda Özel, Türkiye’nin demokrasiyle ilgili iç meselelerinin artık dünyayı ilgilendiren güvenlik sorunlarına dönüşmeye başladığını savundu.

Yazıda, “Uluslararası gözlemciler, demokratik kurumların aşınmasını kaygı verici ama esasen Türkiye’nin iç meselesi olarak gördü. Bu, Türk vatandaşlarının kendi siyasal sistemleri içinde yüzleşmesi gereken bir sorun olarak değerlendirildi. O dönem artık sona erdi. Daha karanlık bir sayfa açıldı,” ifadeleri yer aldı:

“Türkiye’nin demokrasi krizi artık çok daha büyük bir şeye dönüştü. Bu kriz, sınırlarımızın çok ötesinde sonuçları olabilecek bir güvenlik krizine evriliyor. Bugün Türkiye’de yaşananlar yalnızca demokrasiyi önemseyenleri değil; Avrupa’nın, NATO’nun, Karadeniz’in, Doğu Akdeniz’in ve Ortadoğu’nun uzun vadeli istikrarını önemseyen herkesi ilgilendirmeli.”

Türkiye’nin stratejik önemine vurgu

Özel’in yazısına göre, Türkiye’nin iç meselesinin dünyayı ilgilendirmesinin nedeni ülkenin, “siyasi açıdan istikrarsızlaşamayacak kadar stratejik öneme sahip” olması.

“Türkiye bugün derin bir siyasi ve ekonomik çözülmeyle karşı karşıya. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümeti, devlet aygıtının büyük bölümünü kontrolü altına aldıktan sonra, geriye kalan son anlamlı demokratik alternatifi de ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu sırada toplum ekonomik sıkıntı, sosyal öfke, kamu kurumlarına güven kaybı ve geleceğe dair derin bir güvensizlik içinde daha da ağır bir tabloya sürükleniyor,” diyen CHP Lideri, şöyle ekledi:

“Son bir yılda Erdoğan hükümeti, demokratik muhalefete karşı benzeri görülmemiş bir kampanyayı yoğunlaştırdı. Bu demokratik tercih hakkına yönelik saldırı, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2024 yerel seçimlerinde tarihi bir belediye başarısı elde etmesinin ve onlarca yıl sonra ilk kez Türkiye’nin birinci partisi haline gelmesinin ardından hız kazandı. Bunun sonucunda iktidar, siyasi rekabet yerine giderek daha fazla yargı müdahalesine yöneldi.”

Ekrem İmamoğlu vurgusu

Özel’in yazısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) tutuklanarak görevden alınan eski başkanı Ekrem İmamoğlu da yer aldı.

CHP’ye yönelik baskı sürecinin en görünür hedefinin İmamoğlu olduğunu savunan Özel, onun için “Erdoğan’ın en güçlü rakibi” nitelemesini kullandı:

“İmamoğlu, Mart 2025’te akıl dışı ve siyasi saiklerle yöneltilmiş suçlamalarla tutuklandı. İmamoğlu, bin yıllarla ölçülen bir hapis cezası tehdidiyle karşı karşıya. 2025’ten bu yana yaklaşık 20 CHP’li belediye başkanı ve yüzlerce belediye görevlisi, haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmadan cezaevinde. Hepsi tutuklu yargılanıyor. Biz bu saldırıya, ülkenin dört bir yanında vatandaşları büyük mitinglerde bir araya getirerek yanıt verdik. Partimizin sınırlarını aşan, milyonlarca insanı buluşturan bir toplumsal seferberlik başlattık.”

Mutlak butlan hakkında ne dedi?

Özel’in yazısında CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı, “olağanüstü bir doktrin” diye nitelendi:

“En son olarak bir mahkeme, “mutlak butlan” adı verilen olağanüstü bir doktrine başvurarak CHP’nin 2023 Kurultayı’nı yok saymaya, beni partinin seçilmiş genel başkanlığı görevinden almaya ve kurultayı kaybetmiş, art arda 13 seçim yenilgisiyle itibarsızlaşmış önceki yönetimi yeniden göreve getirmeye yöneldi. Asıl amaç, Türkiye’nin en büyük muhalefet partisini yargı kontrolü altına almaktı. Bu plan, Erdoğan’ın Türkiye’de kurmak istediği siyasi düzenle uyumlu hareket etmeye hazır bazı aktörlerin açık işbirliğiyle yürütülüyor.”

“Bu sisteme ister tek parti rejimi deyin, ister tek adam yönetimi. Yönetimin mantığı aynı: Anlamlı her rakibi ortadan kaldırmak ve gerçek muhalefetin yerine denetlenen, uyumlu bir muhalefet yerleştirmek.”

‘Derin istikrarsızlık senaryosu’

Özel’in yazısına göre, Türkiye’de muhalefetin olası tasfiyesi, derin bir istikrarsızlığa neden olacak.

“Erdoğan anlamlı muhalefeti tasfiye etmeyi başarırsa, Türkiye modern tarihinde ilk kez derin bir toplumsal hoşnutsuzlukla, ağır bir meşruiyet kriziyle ve vatandaşların barışçıl biçimde siyasi değişim talep edebileceği anlamlı bir kurumsal mekanizmanın yokluğuyla karşı karşıya kalacak,” diyen Özel şöyle devam etti:

“Bu yalnızca otoriter konsolidasyon senaryosu değildir. Bu, derin bir istikrarsızlık senaryosudur.”

“Tarih bize tutarlı bir ders verir: Siyasi sistemler alternatifler ortadan kalktığında istikrarlı hale gelmez. Vatandaşlar barışçıl değişimin hâlâ mümkün olduğuna inandığında istikrarlı hale gelir. Sovyetler Birliği, Şah dönemi İran’ı, Doğu Bloku ve Arap dünyasının büyük bölümü Soğuk Savaş boyunca istikrarlı görünüyordu. Ta ki bir anda öyle olmadıkları ortaya çıkana kadar. Sistemler çoğu zaman tam da karşı konulamaz göründükleri anda en kırılgan haldedir.”

“Türkiye’nin stratejik önemi bu tehlikeyi daha da ağırlaştırıyor. Karadeniz’in kapı bekçisi, NATO’nun en büyük ikinci askeri gücü ve Avrupa, Avrasya, Ortadoğu ile Doğu Akdeniz’in kesişim noktasındaki bir ülke olarak Türkiye’nin göç, enerji ve bölgesel güvenlik alanındaki rolü düşünüldüğünde, demokratik çöküş sınırlarımız içinde kalmaz.”

Avrupa güvenliği vurgusu

Özel’in yazısında ayrıca, CHP’nin Avrupa Birliği (AB) için değerli bir ortak olabileceği ifade edildi. Yazı özellikle de Avrupa’nın yeni bir güvenlik mimarisi geliştirmeye çalıştığına vurgu yaptı.

“Tarih ayrıca şunu da gösteriyor: İçeride istikrarsızlık ve meşruiyet kaybı yaşayan hükümetler, krizlerini çoğu zaman dışarıya taşır. Dış politikada gerilim, militarize edilmiş söylem ve jeopolitik maceracılık, artık sağlayamadıkları demokratik rızanın ve ekonomik başarının yerine geçer. Böyle dönemlerde dış politika krizleri ulusal beka meselesi olarak sunulur,” diyen Özel şöyle ekledi:

“Türkiye’nin ana muhalefet partisinin lideri olarak ülkemizin Avrupa’nın en değerli ortaklarından biri olabileceğine ve nihayetinde Avrupa’nın yeni bir güvenlik mimarisi inşa ettiği bir dönemde Avrupa Birliği’nin tam üyesi haline gelebileceğine yürekten inanıyorum. Ancak sürdürülebilir ortaklıklar demokratik meşruiyet gerektirir.”

Bir ülke, içeride istikrarı ayakta tutan demokratik temelleri aynı anda yıkarken, sonsuza kadar bölgesel istikrarın sütunu olarak hizmet edemez.”

‘NATO tarihinde benzeri görülmemiş bir nokta’

Özel’e göre mevcut eğilimler sürerse, “Türkiye NATO tarihinde benzeri görülmemiş bir noktaya” sürüklenme riskiyle karşı karşıya kalacak.” Yazıda o nokta şöyle tanımlanıyor:

“Stratejik olarak vazgeçilmez ama artık demokrasi olarak işlemeyen bir üye. Üstelik milyonlarca vatandaşının, barışçıl demokratik yollarla değiştirme imkânı bulamadığı siyasi ve ekonomik düzenden giderek daha fazla hoşnutsuz hale geldiği bir ülke.”

Özel, “Bu yalnızca bir iç kriz olmaz. Bu, derin bir güvenlik meselesine dönüşür,” diye de ekledi:

“Yürüttüğümüz demokratik mücadele yalnızca Türkiye’nin demokratik geleceğini ve dünyanın stratejik açıdan en önemli ülkelerinden birinin istikrarını belirlemeyecek. Aynı zamanda bölgemizin, Avrupa’nın ve NATO’nun güvenliğini de şekillendirecek.”

“Demokrasi ile istikrar uzun süre birbirinden ayrı tutulamaz. Bu mücadelenin sonucu, sınırlarımızın çok ötesine uzanacak sonuçları olan bir emsal oluşturabilir. Ya demokratik yenilenmeyi cesaretlendirecek ya da zaten ağır baskı altındaki bir bölgede daha fazla otoriter konsolidasyonun önünü açacaktır.”

 

/Kaynak: Euronews/

İlginizi Çekebilir

Ermenistan’da seçim gerilimi: Rusya elçisini çekti, Avrupa Birliği tepki gösterdi

Öne Çıkanlar