Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanlığı Üyesi Sipan Hemo, son dönemde sıkça tartışılan entegrasyon konusuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Hemo, Şam hükümetinin mevcut tutumunu eleştirirken, “demokratikleşme” ve “kadın özgürlüğünün” entegrasyonun temelini oluşturduğunu vurguladı.
Rojava merkezli Hawar Haber Ajansı’na (ANHA) bir röportaj veren Hemo, ”Bizim anlayışımıza göre en iyi entegrasyon demokratik entegrasyondur” dedi.
ANHA‘nın Sipan Hemo ile yaptığı röportaj şöyle:
Suriye’de çözüm için entegrasyon konusu üzerine tartışmalar gündemde. Özellikle SDG bu konuda öne çıkıyor. Siz entegrasyona nasıl yaklaşıyorsunuz?
Entegrasyon kelimesi önemli bir gündem oldu ve herkes bunun üzerine konuşuyor. Lakin SDG olarak entegrasyonu farklı anlamlandırıyoruz. Bizim anlayışımıza göre en iyi entegrasyon, demokratik entegrasyondur. Bu entegrasyon halkların iradesiyle, özgür zihniyetle şekillenir. Fakat farklı yöntemlerden bahsediliyor. Kimileri, “Şam’da bir devlet kuruldu ve herkes ona katılmalı” diyor. Yaşanan gelişmeleri değerlendirdiğimizde böyle bir durum görmüyoruz. Bize karşı olanların bir sistemleri yok. Zaten kendilerini de ‘geçici hükümet’ olarak adlandırmışlar. Bilimsel olarak bakıldığında uzlaşmaya yanaşır bir zihniyetleri olmadığı ortada. Bu zihniyet biat üzerine kurulu. Ya da diğer bir deyişle katı İslam iktidarı esaslarına dayanıyor. Her ne kadar renklerini değiştirmeye, başka renklerde ilişkiler kurmaya çalışsalar da bütün toplumu kucaklayacak bir durumda değiller.
SDG demokratik entegrasyon istiyor, geçiş hükümeti ise SDG’nin feshedilmesini. Sizin önerdiğiniz entegrasyon yöntemi nedir?
SDG’nin sözünü ettiği demokratik entegrasyon, Suriye’nin tüm bileşenleri için olduğunu açıkça belirtiyoruz. Kürt halkı için, Kuzey ve Doğu Suriye’nin tüm halkları, Suriye’nin tamamı için geçerlidir. Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar, Sünniler için de geçerli olabilir. Mevcut hükümet Suriye’nin tüm bölgelerini ve bileşenlerini tanıyan bir düzeye geldiğinde, o zaman demokratik bir entegrasyondan bahsedebiliriz. Fakat mevcut durumda böyle bir şey yok. Çoğu kez 10 Mart mutabakatından bahsediyorlar. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdî ile Ahmet El Şara arasında imzalanmıştı ve olumlu bir şeydi. Fakat Şam’daki geçici yönetim bu ittifakı boşa çıkardı.
Bu mutabakat imzalandığında Suriye’nin kıyı bölgesinde Alevilere karşı büyük soykırımlar gerçekleşiyordu. Yine Süveyda’daki saldırılara şahit olduk. Ardından Şam hükümeti tek taraflı ve dar bir anayasa taslağı çıkardı. Biz de dahil Suriyeli hiçbir taraf taslakta yer almadı. Şimdi de parlamento seçimlerinden bahsediyorlar. Kendileri, Kuzey ve Doğu Suriye ile Süveyda’nın seçimlere katılmayacağını söylediler. Bu şekilde 10 Mart mutabakatını boşa çıkardılar. 5 aydır görüyoruz ki Şam hükümeti demokratik entegrasyon zihniyetine sahip değil.
Kürt, Arap, Ermeni, Süryani ve benzeri tüm bileşenlerin kendi iradesini içinde gördüğü, kendini ifade edebildiği demokratik bir Suriye istiyoruz. Bizler 1970’lerden beri despot bir sistem içinde yaşadık. Buna karşı bir devrim gelişti. Fakat şimdi de başka bir despotlaşma girişimine, diğer bir deyişle katı bir merkezi yönetime doğru evrilmeye tanık oluyoruz. Her şeyi kendileri yapıyor, kimseye danışmıyorlar. Eskisinden daha olumsuz bir durum var.
Entegrasyonu nasıl geliştireceğimizi soracak olursanız, bunu iki başlıkta belirtebiliriz. Birincisi demokratikleşme, ikincisi de kadın özgürlüğü. Şam’daki geçici hükümete bu iki konudaki görüşlerini soralım, kendileri söylesinler. Demokratikleşme ve kadın özgürlüğü anlaşmanın esaslarını oluşturuyor ama bu iki önemli nokta, Şam hükümetinde mevcut değil. Ama Suriye’nin demokratikleşmesi konusunda umutsuz değiliz.
Uygulama çabaları olursa SDG’nin entegrasyonu nasıl olacak? Nasıl bir ordu kurulacak?
Kanunlarda bir değişiklik olmadığı müddetçe SDG’nin entegrasyonu hakkında herhangi bir tartışma yapamayız. Öncelikle kanun çıkarılmalı ve bir yönetim belirlenmeli. O zaman SDG’nin durumunu tartışmaya alabiliriz. SDG’yi Kuzey ve Doğu Suriye kazınımlarının koruyucusu olarak nitelendiriyoruz. Eğer gelecekte Suriye’nin demokratikleşmesi adına adımlar atılırsa o zaman SDG tüm Suriye’nin teminatının temeli olur.
Entegrasyon kavramı özünde toplumsal bir kavramdır. Şu anda bize yönelik yapılanlar siyasi amaçlarla bağlantılıdır. Biz de böyle görüyoruz; değişim dönüşüm sağlayacak siyasi gelişmeler yaşanacaktır. SDG olarak deneyimlerimiz ışığında, Suriye ordusu için yeni bir şema oluşturmaya hazırız. Büyük tecrübelerimiz oldu. Kuzey ve Doğu Suriye’de DAIŞ’e karşı büyük bir savaş yürüttük. Yine Baas rejimine karşı büyük bir savaş yürüttük. Suriye ordusunun temeli olabiliriz. İlk adım olarak Şam hükümeti ordusuyla ortak askeri meclis oluşturabiliriz. Bu adımların pratikleşmesi siyasi amaçlarla bağlantılıdır.
Suriye bileşenlerinin sorunları siyasi ve idari sorunlardır. Demokratik sistem geliştiğinde, ademi merkeziyetçi sistem oluştuğunda, Suriye’nin tüm bölgeleri kendi iradeleriyle temsil edildiğinde ordu da bu esaslara göre olacaktır. Siyasi hususlara yüklenmek ordulaşmaya göre olmayabilir. Ordu, toplumun demokratik kazanımlarını korumak içindir ve siyasi yasalarla kurulur. Ordunun tüm bileşenlerin temsilcisi olması gerekir. Siyaset nasıl olursa ordu da öyle olur. Bizim fikriyatımıza göre ordu bir savunma gücüdür, siyasi hedeflerle doğrudan bağlantılıdır. Kendi başına farklı bir şey değildir. Sistem ne ise ordu da o sistemi korumak için vardır.
Demokratik entegrasyonun uygulanmaması konusunda, Türkiye gibi bölgesel güçlerin nasıl bir rolü olduğunu düşünüyorsunuz? Suriye’ye yönelik müdahalelerin tehlikesi nedir?
Suriye’deki sorunların çözümünde hiç şüphe yok ki bölgesel ve uluslararası güçlerin etkisi var. Fakat unutulmamalıdır ki bölgesel ve uluslararası güçler, hiçbir zaman kendi çıkarları dışında hareket etmez. Bu güçler çözüme neden oldukları gibi krizlerin derinleşmesine de neden olabiliyorlar. Başlıca sorumlu ABD’dir. Suriye’deki değişimin en etkili öğesi, hatta sorumlusu uluslararası koalisyon ve ABD’dir. Batılı güçlerden talebimiz, kendileri için neyi gerekli görüyorlarsa Suriye halkı için de gerekli görsünler. Mesela ABD bilim, teknik, kanun, hak, hukuk konularında gelişmişken diğer ülkelerde çıkarlarını yürütebilmek için krizler çıkarıyor. İsteğimiz halkların özgürlüğüdür. Bizim için esas olan toplumun değerlerini korumaktır. Umuyoruz ki Batılı ülkeler ekonomi hesapları, halkların çıkarları üzerinde tutmazlar.
Suriye’nin son 15 yılında bölge halkı birçok savaş, yıkım, ölüm ve göç yaşadı. Buna şimdi de şahit oluyoruz. Bunlar, uluslararası güçlerin politikalarından bağımsız değil. Hiç şüphe yok ki Türkiye’nin Suriye üzerinde büyük rolü var. SDG olarak Türk devletine karşı hiçbir zaman tehdit oluşturmadığımızı ve oluşturmayacağımızı belirtmek istiyoruz. Kürt halkının varlığının demokratik Suriye’nin teminatı olduğuna inanıyoruz. Kürtleri, Arapları, Alevileri, Dürzileri, Hristiyanları düşündüğümüz kadar Türkmen halkını da düşünüyoruz. Eğer Türkiye, Suriye’de barış ve istikrar istiyorsa -ki Suriye’nin barış ve istikrarı Türkiye için de güvenliğin temeli olur-, Kürtleri kendisi için tehlike olarak görmemeli, Kürtlerin Suriye’nin demokratikleşmesinde esas olduğuna inanmalı.
Entegrasyon, Kuzey ve Doğu Suriye için neyi getirecektir?
Tüm bileşenlerin özgürlüğünü esas alan demokratik entegrasyon, Suriye’nin ve bölgenin tüm sorunları için çözüm olacaktır. Ama biat ve teslim alma zihniyetine göre olursa Suriye krizlerden kurtulamaz. Yine tekrar belirtmek istiyorum, biat ve teslim alma zihniyeti Suriye’nin kıyısında ve Süveyda’da katliamlara neden oldu. Demokratik entegrasyon olursa hem Kuzey ve Doğu Suriye’de hem de Suriye’nin tamamında kriz çıkmaz.
Çok hassas bir süreçten geçiyoruz. Demokratik ve yekpare bir Suriye inşa etme hedefimiz var. Bu mücadelemiz birçok kez bazılarının hesaplarını bozuyor ve bu nedenle bize yönelik saldırılar gerçekleşiyor. Bölgelerimizde karışıklık çıkarmak istiyorlar. Kuzey ve Doğu Suriye’deki Arap halkımız bu oyunu gördü ve bilincine vardı. Kuzey ve Doğu Suriye’deki Arap bileşenlerimiz şahsında bölgenin tüm bileşenlerinin duruşunun, Şam’ın ve tüm Suriye’nin geleceğinin teminatı olacağını düşünüyorum.
Süveyda’da Dürzi halkına karşı yapılanlar aşiretler eliyle değildi. Bu istihbarat oyunuydu. Farklı şekillerde halk üzerinde soykırım yürütmek istiyorlar. Halkımızın bunun bilincinde olduğuna ve bu oyunlara kanmayacağına inanıyorum. Ortak varlığımızla, bir bütün olarak Suriye’yi inşa edeceğiz. Ayrı yaşamak gibi bir imkanımız yok. Bu münasebetle, Suriye topraklarının gelecekte bu şekilde korunabileceğinin belirtiyoru









