🔴KCK Yürütme Konseyi Karasu, ”Sürecin başarıya gitmesini sağlamak, bu tıkanma tartışmalarını bir tarafa bırakmak ve gerçekten çözüm irademizi ortaya koymak açısından bu adımı atmayı gerekli gördük. Tek taraflı bir adım oldu ama biz zaten birçok adımı tek taraflı yaparak aslında devlete, AKP, MHP iktidarına adım atma imkanı sağlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Medya Haber TV’de katıldığı özel bir programda; Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulundu…
Karasu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:
*Gerilla güçlerimizin bir kısmı Bakur’dan çekildi. Önder Apo’nun perspektifleriyle şimdiye kadar birçok adım attık. Bu adım da onları da güçlendiren, tamamlayan, böylelikle barış ve demokratik toplum sürecini başarıya götürme irademizi ortaya koyan bir adımdır. Bu yönüyle bu sürece bakışımız, kararlılığımızla PKK’yi feshettik ve silahlı mücadeleyi sonlandırdık. Bu irademizi bir daha ortaya koyduk.
”Tek taraflı adımlar atarak devlete adım atma imkanı sağlıyoruz”
*Bir de zaten çok tartışmalar yapılıyordu. Süreç tıkandı mı, tıkanmadı mı gibi yaklaşımlar vardı. Öte yandan sürekli bizden bir şeyler bekleniyordu. Biz de sürecin başarıya gitmesini sağlamak, bu tıkanma tartışmalarını bir tarafa bırakmak ve gerçekten çözüm irademizi ortaya koymak açısından bu adımı atmayı da gerekli gördük.
* Tek taraflı bir adım oldu bu adım. Ama biz zaten birçok adımı tek taraflı yaparak aslında devlete, AKP, MHP iktidarına adım atma imkanı sağlıyoruz. Adım atmasını sağlayacak bir zemin ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Zaten Önder Apo başından beri makul yaklaşımı göstererek bu süreci bugünlere getirdi. Bir yıl oldu. Bir yıl geçti süreç. Eğer hala bir süreçten söz ediliyorsa bunda Önder Apo’nun sorumlu yaklaşımı, bizim de Önder Apo’nun perspektifleri doğrultusunda hareket etmemizin payı büyüktür.
*Gerçekten de çok önemli bir adım attık. Bir nevi süreci yeniden canlandırdık. Öyle de görülmesi gerekiyor. Bu yönüyle, bu adımımıza süreci canlandırarak aslında iktidarı da devleti de böyle bir çalışmada rolünü oynamaya, onların da adım atmaya teşvik etmiş oluyoruz. Böyle yaklaşılması gerekir.
”Kongre kararların gereği yerine getirilmelidir”
*Biz 12. Kongre yaptık, kararlar aldık. Bu kararları almamızı sağlatan, Önder Apo’nun yaklaşımıydı, çağrısıydı. Kongre, biraz da bu süreci Önder Apo yürütecek, Önder Apo gerçekleştirecek diye PKK’nin feshi ve silahlı mücadelenin sonlandırılması kararını aldı. Yani gerillalar, arkadaşlarımız Önder Apo’nun bu süreci güçlü yürüteceğini, bu sürecin iyi bir sonuca vardıracağını düşündüğü için bu kararları alabildik ve bütün Kongre yapımız, arkadaşlarımız bu karara destek verdi.
*Bu açıdan biz her defasında söylüyoruz, tamam PKK’yi feshettik, silahlı mücadeleyi sonlandırdık ama bunun pratikleşmesi nasıl olacak? Öyle bir karar aldık, o zaman bu kararlarımızın gereğinin yerine getirilmesi gerekiyor. Çünkü biz karar aldıktan sonra Devlet Bahçeli de, hükümet de aldığımız kararların iyi olduğunu takdir ettiler. Eğer kararlarımızın iyi olduğunu takdir ettilerse, kararlarımızın içeriği ve en önemli ifadesi, aldığımız kararların Önder Apo tarafından pratikleştirilmesi yönündedir. Şimdi kararlarımızın bir bölümü görülecek, bir bölümü görülmeyecek; bu doğru değil.
‘Özgürlük yasaları çıkarılmalıdır’
*Niye bu süreç var? Kürtlerle Türk devleti arasında sorun var, 100 yıllık sorun var. Ne derlerse desinler böyle bir sorun var. İşte Dersim Katliamı, Şêx Saîd direnişi, insanların idam edilmesi, Ağrı ve daha birçok Kürt isyanı, itirazı var. Bizim 50 yıllık mücadelemiz var.
*Şimdi böyle bir sorun var. Kürtlerle Türk devleti arasında bir kopukluk var, bütünleşemiyor. Bunu kendi devleti olarak görmüyor. Çünkü kimliğini inkar ediyor, dilini inkar ediyor, her şeyi inkar ediyor. Bu bakımdan Önderliğin “demokratik entegrasyon” dediği yasalar, bu kopukluğu giderme yasalarıdır. Kürtler kendilerini bu devletin parçası görecekler. İkincisini vatandaş görmeyecekler, itilen kakılan bir topluluk olarak görmeyecekler. Kendi kimliği, kültürleriyle yaşadıklarını görecekler.
*Böyle yasaların çıkması gerekiyor. Kürtleri bu duygudan kurtaracak yasaların çıkması gerekiyor. Yani Kürtlerin de bir toplum, bir halk olarak mevcut Türkiye siyaseti, sistemi, demokrasi, toplumsal kültürel siyasi yaşam içine girmesi gerekiyor. Ötelenmemesi gerekiyor.
*Biz bunların demokratik entegrasyon yasalarıyla olacağını düşünüyoruz. Yoksa bu sorun nasıl çözülecek? Sadece silah sorunu değil ki! Biz böyle bir sorun olduğu için ortaya çıktık, mücadele ettik. On binlerce insan zindanlara girdi, işkence gördü. O kadar şehit var, halk o kadar eziyet çekti. Elli yıldır görülmeyen zulüm kalmadı. Bunlar niye? Bu bedel niye verildi? Bu bedellerin ödenmesi, verilmesi ciddi sorunlar olduğundan dolayıdır. Bu sorunların ne olduğunu herkes bilmektedir.
*Halkımızda da tereddüt veyahut kaygılar var. Evet, kaygılar, tereddüt olabilir, bir şey demiyoruz ama bu süreci sahipleneceğiz, mücadele edeceğiz, meydanlara çıkacağız, yürüyeceğiz. Sorunun çözümünü isteyeceğiz. Sadece birilerinin çözebileceği bir sorun değil. Büyük bir toplumsal, bir tarihi sorun.
*Türkiye’deki demokrasi güçleri de bu soruna yetersiz yaklaşıyor. Kaygılarla. “AKP’nin şu hesabı var, bu hesabı var” diyorlar. Ya bırak sen AKP’nin şu hesabını, bu hesabını. Sen demokrat mısın, demokrasi gücü müsün? Bu sorunun çözümünü istiyor musun? O zaman ayağa kalk. Hükümet araçsallaştırmak mı istiyor? Sen doğru tutum koy. Doğru çözümün zeminini döşe. Bu bakımdan halkımız da, dostlarımız da bu süreci seyretmemeli. Örgütlenmeli, örgütlü mücadele vermeli. “Kaygılıyım, kuşkuluyum” demeden, bu süreci hem desteklemek hem de bu süreci başarıya götürme mücadelesinin parçası olmak gerekiyor.
”Önder Apo’nun konumu en kritik konudur”
*Bu sorunun çözümünde anahtar kişi, Önder Apo’dur. Önder Apo’suz kimse bu sorunu çözemez. Bu sorunun başarıya ulaşmasında Önder Apo’nun rolü belirleyicidir. Bu açıdan koşulların değişmesi gerekiyor. Devlet Bahçeli’nin kendisi Umut Hakkı’ndan söz etti ama söylenen sözler yerine getirilmiyor. Önder Apo hala o tecrit koşullarında. Evet bazı görüşmeler oluyor. DEM Parti heyetiyle görüşme oluyor, avukatlarla iki defa görüşme oldu. Ama bunlar böyle büyük bir sorunun çözümünü sağlama açısından yeterli görüşmeler, yeterli işler değildir.
*Hem Türkiye hem Kürt kamuoyunun bilmesi gerekiyor. Türkiye kamuoyunda; ister iktidarda olsun, ister muhalefette olsun, böyle büyük bir sorunun bir tarafı bu halde olabilir mi? Belli düzeyde bir çalışma özgürlüğünün olması lazım. Hareket kabiliyetinin olması lazım. Hem bu imkanı tanımayacaksınız hem de her şey istenecek. Böyle şey olabilir mi? İşte, Rojava’da şunu yapsın, SDG şunu söylesin, şuna şunu söylesin! Nasıl söyleyecek? Nasıl ikna edecek? Bu bakımdan Önder Apo’nun mevcut konumu şu andaki en kritik konudur.
/Kaynak: ANF/









