Xwedêda Dilxêrî: Nevruz – Kökenleri Kadim Mezopotamya’ya Uzanan Bir Bahar Bayramı

Yazarlar

Her yıl 21 Mart civarında Orta Doğu ve çevresinde milyonlarca insan Nevruz’u kutladığında, bu aslında sadece baharın başlangıcı olmaz; Nevruz bayramı aynı zamanda İran güneş takvimine göre yeni bir yılın başlangıcını simgeler. Zaten ismi bu iki olguya da bir referanstır; yeninin ve yenilenmenin imgesidir.  İranî dillerde tam olarak “yeni gün” anlamına gelir. Günümüzde Nevruz; aralarında Kürtlerin, Perslerin ve Afganların da bulunduğu İran dilli halkların ortak kültürel mirası olarak kabul edilse de, komşu ve beraber yaşadıkları halklar tarafından da benimsenmiş ve milli kültür hafızalarına dahi işlemiştir. İlginç olan ise Nevruz bayramının tarihinin bu kültürel mirasın çok daha ötesine, çok daha eskilere dayandığı tahmin edilmektedir.

Son yıllarda yapılan pek çok araştırma, bilinenin aksine bu bayramın kökenlerinin Mezopotamya kültürlerine dayanan çok daha eski dönemlere uzandığına işaret etmektedir. Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki bu bölge, insanlık medeniyetinin en eski merkezlerinden biri sayılır. Bugün biliyoruz ki bu bölgede; İranî halklar kuzeyden (Medler ve İskitler) bölgeye varmadan çok önce, daha ilk şehir devletlerinde, mevsim geçişlerine eşlik eden oldukça karmaşık takvimler ve mevsimlik bayramlar geliştirilmişti. Bunlarda özellikle baharın gelişi özel bir öneme sahipti. Burada tarımın geliştiği ve Mezopotamya medeniyetinin temelini oluşturduğu göz önünde bulundurulursa, baharın gelişinin kutlanması oldukça anlaşılırdır; çünkü bahar, Mezopotamyalılar için yeni bir tarımsal döngünün başlangıcını simgeliyor ve bu dönemyenilenme ve bereket ritüelleriyle kutlanıyordu. Tarihçiler, Nevruz’un da İran kültür havzasına geçip orada yeni bir form kazanmadan önce, bu tür kadim bahar ritüellerinden doğmuş olduğunu kabul etmektedir.

Bu varsayımı destekleyen güçlü kanıtlardan biri de, erken dönem İran halklarının başlangıçta yerleşik tarım toplumları olmamalarıdır. Tarihsel ve arkeolojik araştırmalar, bu halkların ilk başta yaşam biçimleri tarımdan ziyade hayvancılığa dayanan göçebe süvari toplulukları olduklarını kabul eder. Göçebe toplumlar için tarımsal bahar başlangıcı, antropolojik ve arkeolojik tespitlerin gösterdiği üzere, yerleşik kültürlere kıyasla daha ikincil bir öneme sahipti. Bu nedenle, birçok erken dönem İran geleneğinde yılın başlangıcı baharda değil, genellikle Eylül ayında, yani sonbaharda kutlanmaktaydı (bu tür kutlamaların izleri hâlâ Kürdistan’da canlıdır). Ancak yerleşik hayata geçişin artması ve Mezopotamya’nın tarım kültürleriyle kurulan sıkı bağlar sonucunda, bahar Nevruz’unun İran kültür coğrafyasında kademeli olarak hakimiyet kazandığı görülmektedir.

Nevruz’un tarihsel olarak kesinlik kazanan bir bayram olarak karşımıza çıkması, ancak daha geç dönem kaynaklarıyla mümkün olmuştur. Bu konudaki yazılı kayıtlar, ağırlıklı olarak Geç Antik Çağ ve Erken İslam döneminde gün yüzüne çıkar. Ömer Hayyam ve El-Biruni gibi ilim insanları, bu bayramı tüm ayrıntılarıyla kaleme almış ve İran kültür dünyasındaki derin etkilerini anlatmışlardır. Onların aktardığına göre Nevruz, başlangıçta “küçük” ve “büyük” olmak üzere iki ayrı kutlama halindeyken, zamanla bu iki gelenek iç içe geçerek tek bir bayrama dönüşmüştür.

Bunun yanı sıra bazı tarihçiler, bahar şenliklerinin kökenini İran dünyasında Ahamenişler dönemine kadar götürmektedir. Her ne kadar o dönemin kitabelerinde doğrudan “Nevruz” ismi geçmese de, Persepolis gibi görkemli yapıların yeni yıl törenlerine ev sahipliği yaptığı düşünülmektedir. Bayramın varlığına dair en somut ve kesin kanıtlar ise Kürtlerin ataları kabul edilen Partlar dönemine uzanır; nitekim M.S. 1. yüzyıla ait kaynaklar, Arşaklı Kralı I. Vologases döneminde düzenlenen bahar bayramı kutlamalarından açıkça söz eder.

Sasaniler dönemine gelindiğinde Nevruz, artık devletin en önemli resmi törenlerinden biri haline gelmişti. Hükümdarlar bu bayramı; halkı huzuruna kabul etmek, hediyeler dağıtmak veya sembolik af ilanları yapmak için bir vesile olarak kullanırlardı. O dönemde temelleri atılan bu ritüellerin çoğu, yüzyıllar boyunca gelenekleri şekillendirmiş olup, İran kültür coğrafyasındaki kutlama biçimlerini günümüzde bile etkilemeye devam etmektedir.

Fakat şu da bir gerçektir ki; Nevruz, genel İran bağlamında öncelikle bir bahar ve yeni yıl kutlaması olarak görülse de, Kürtler için çok daha derin ve sembolik bir anlam taşır. Kürt geleneğinde bu bayram, zalim hükümdar Dehak’ı deviren Demirci Kawa efsanesiyle ayrılmaz bir biçimde iç içe geçmiştir. Efsaneye göre Kawa, tiranı yenilgiye uğrattıktan sonra, zulmün sona erdiğini müjdelemek için bir dağın tepesinde ateş yakmıştır. İşte o gün yakılan bu ateş, günümüzde bile Kürt Nevruz kutlamalarının en temel ve vazgeçilmez sembolü olmayı sürdürmektedir.

Bu noktada ateşin kullanımı tarihsel açıdan oldukça ilgi çekicidir. Nitekim Ksenofon, “Onbinlerin Dönüşü” (Anabasis) adlı eserinde bugün Botan bölgesi olarak bilinen topraklardan geçerken, yine Kürtlerin ataları olarak kabul edilen Karduklular ile karşılaşmalarını anlatır. Ksenofon’un aktardığına göre Karduklular, saldırılarını ve haberleşmelerini dağların zirvelerinde yaktıkları işaret ateşleri (fanallar) aracılığıyla koordine ediyorlardı. Bu tarihsel veri, Kawa efsanesindeki ateşin sadece mitolojik bir unsur olmadığını, aynı zamanda bölge halkının binlerce yıldır dağlarda bir iletişim ve direniş yöntemi olarak kullandığı gerçek bir geleneğe dayandığını göstermektedir.

Tüm bu tarihsel bağlamlar göz önünde bulundurulduğunda, Kürtlerin kendilerini aynı zamanda kadim Mezopotamya kültürlerinin mirasçısı olarak görmelerinin hiç de dayanaksız olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Nevruz; farklı tarihsel havzalardan gelen geleneklerin Kürt kültüründe nasıl iç içe geçtiğinin ve birbirini beslediğinin en somut örneklerinden sadece biridir. İran kültür dünyasına olan aidiyetin yanı sıra, Mezopotamya ile olan coğrafi ve tarihsel yakınlık; bu bölgenin eski uygarlıklarına ait unsurların günümüzdeki kültürel pratiklerde hâlâ yaşadığına işaret etmektedir.

 

İlginizi Çekebilir

Çetin Çeko: İran denkleminde Kürt aktörler ve rejim değişikliği tartışmaları
Dilan Karaman’ın ailesinden basın toplantısı çağrısı

Öne Çıkanlar