Hürriyet Kaytar: ”İlişki Eleştirisinden Sert Kaya Uyarısına”

Yazarlar

Newroz’da iki önemli mesaj öne çıktı. İkisi de yoğun alkışlandı. Ama kimse üzerine alınmadı.

İlki:

“Yetersiz ilişkilerden ve yetersiz anlamlardan kendimizi arındıralım.”

İkincisi daha sertti:

“Sizin yarattığınız değerler ve emek üzerinden bireysel ikbal peşinde koşanlar, sert kayaya çarpacaklar.”

Bu iki mesaj birlikte okunduğunda ortada basit bir eleştiri değil, açık bir siyasal-ahlaki teşhir vardır. Çünkü mesele kişiler değil; değerlerin nasıl üretildiği, nasıl taşındığı ve nasıl dönüştürüldüğüdür.

Her siyasal hareket doğduğunda güçlü bir ahlaki zemin taşır. Bu zemin; bedel, emek ve kolektif mücadeleyle kurulur. O aşamada değer, bir söylem değil, yaşanan bir hakikattir.

Ama hiçbir yapı bu haliyle kalmaz. Zamanla kurumsallaşır. Değer, yaşanan bir hakikat olmaktan çıkar; temsil edilen bir güce dönüşür. Ve tam bu noktada yeni bir tip ortaya çıkar: Değer üretmeyen ama değer üzerinden konumlananlar.

“Sert kaya” uyarısı tam da buraya yöneliktir.

Bu bir tehdit değil, bir sınır çizgisidir.

Bir duygusal tepki değil, tarihsel bir hatırlatmadır. Çünkü bir yapının gerçek gücü, hiyerarşisinde değil; kurduğu ilişkilerin niteliğinde saklıdır. İlişkiler hakikat üretmeyi bıraktığında yerini “idare etme” kültürü alır. Eleştirinin yerini uyum, samimiyetin yerini rol, hakikatin yerini ise konum koruma refleksi alır. İşte çözülme tam burada başlar. Yoldaşlık artık bir hakikat ortaklığı olmaktan çıkar; birbirine tutunarak yükselmenin ya da konumu korumanın aracına dönüşür.

Bu sessiz bir çürümedir. Gürültü çıkarmaz.

Dışarıdan bakıldığında yapı güçlü görünür.

Ama içeride anlam boşalmış, ilişkiler zayıflamış, eleştiri ortadan kalkmıştır.

Ve en kritik kırılma şudur: Herkes sorunu başkasında görür.

“Sert kayaya çarpacaklar” cümlesi alkışlanır, ama kimse dönüp kendine şu soruyu sormaz: Ben bu eleştirinin neresindeyim? Eğer herkes bu soruyu başkası için soruyorsa, o sert kaya sanılandan çok daha yakındır.

Bugün yaşanan şey dışsal bir kriz değil; içeriden büyüyen bir çelişkidir. Değer üretenler geri çekilir, değerleri kullananlar öne çıkar. Söz büyür ama içi boşalır.

Sadakat artar ama bilinç zayıflar.

Ve herkes bu tabloyu görür…Ama kendini bunun dışında sanır. Bu yüzden hiçbir şey değişmez. Oysa gerçek açıktır:

İlişkiler yetersizse, anlamlar boşalmışsa; orada ne mücadele kalır ne de hakikat.

Çözüm de dışarıda değildir.

Yetkin ilişki kurmadan, derin anlam üretmeden, özgürlük ahlakını inşa etmeden hiçbir yenilenme mümkün değildir.

Ve o çok alkışlanan “sert kaya” uyarısı…

En çok da kendini bu tablonun dışında görenlere yöneliktir. Çünkü mesele yalnızca değerleri kullanmak değil; değer üretmeden ilişki kurmak, anlam taşımadan söz söylemektir.

Asıl çarpışma tam da burada yaşanacaktır.

Bu Newroz’da bazı mesajlar verildi bana göre bu mesajlar  uyarıydı, ama herkes bu uyarıyı başkası için dinledi ve kimse üstüne almadı….

İlginizi Çekebilir

İBB Davası 11. Gün: Ekrem İmamoğlu, Mehmet Murat Çalık’a Soru Sordu
Weysî Varlı: Kürt Müziğinde Kadın Sesi; Serbest Ölçü Geleneği ve Mordern Dönemde Yaşanan Yapısal Dönüşüm

Öne Çıkanlar