Jandarma Raporu ve Mustafa Kemal’in Elazığ Kararları: On binlerce Dersimli madenlerde ve inşaatlarda zorunlu çalıştırıldı…
Dersim’de 1937-38 yıllarında soykırımın yanı sıra sistematik köleleştirme politikası da uygulandı. Jandarma Genel Komutanlığı’nın “Dersim’in Islahı Safhaları” raporunda yer alan “yükümlülüklerini yerine getirmeyenleri zorla çalıştırarak görevlerini yaptırma” maddesi, 16 ile 60 yaş arasındaki her Dersimli erkeği zorunlu çalışmaya mahkum etti.
Bu zorunlu uygulama kapsamında yol, karakol, okul, kışla ve köprü inşaatlarında günde 10 saat ücretsiz çalışma zorunluluğu getirildi. Çalışanlara kazma, kürek ve gerekli tüm malzemeleri kendilerinin getirmesi zorunlu kılındı. Çalışmayı reddedenler ise sürgün veya tutuklama ile karşı karşıya kalacaktı.
Hüseyin Çatal/ Özgür Politika için yazdı:
Dersim’de 1937-38 yıllarında yaşananlar, sadece bombardıman, soykırım ve sürgünlerden ibaret değildi. Türk devletinin o dönem soykırımla birlikte uyguladığı politika aynı zamanda sistematik bir köleleştirme düzeniydi. Jandarma Genel Komutanlığı’nın 1932 tarihli “Dersim’in Islahı Safhaları” başlıklı gizli raporunda açıkça ortaya konan plan, 16 ile 60 yaş arasındaki her Dersimli erkeği zorunlu ve ücretsiz çalışmaya mahkum ediyordu.
Dersim hakkında birçok rapor yazılmıştır. Tüm bu raporların yanında Jandarma Genel Komutanlığı da bir rapor tutar. Bu rapor, “Dersim’in Islahı Safhaları” başlığı altında Dersim jenosidinin yol haritasını çizer ve bunu çeşitli başlıklar altında verir.
“Birinci sene:
1. Silah toplamak
2. İleri gelenlerin sürgün edilmesi (Rüesanın teb’idi)
3. Mücrim (suçlu) ve mahkumların yakalanması
4. Mükellefiyetini ifa etmeyenlere bunun ifa ettirilmesi
5. Şimali Dersim halkının Garb’a nakilleri (Kuzey Dersim halkının Batı’ya sürgün edilmesi)
6. Dağınık iskanın meni
7. İdare, adliye ve inzibat memurlarından işe yaramayanların değiştirilmesi
İkinci sene:
5- Dersim’de yol yapmak
6- Mektep açmak
7-Kazalarda sıhhi teşkilat”!
Raporda “Mükellefiyetini ifa etmeyenlere bunun ifa ettirilmesi başlığı altında A, B ve C şıkları altında Dersimlilerin “mükellefiyetleri” sıralanır.
A şıkkında şu ifadeler yer alıyor:
“Dersim, öteden beri hükümete karşı her türlü yükümlülüğünü tamamen yerine getirmekten kaçınmıştır. Nüfus sayımı, emlak vergisi (Musakkafât) ve diğer vergileri ya çok cüzi miktarlarda ödemiş ya da hiç ödememiştir. Vergilerini ödeme oranı, aşiretlerin hükümete olan itaat derecelerine göre yüzde 1 ile yüzde 70 arasında değişmektedir.”
Raporda ayrıca Dersim’in giderlerinin gelirlerinden fazla olduğu, bu açığın yılda 100 bin liradan fazla tuttuğu belirtilmektedir. (2)
Raporun B şıkkında, “Dersimlilerin devlete olan vergi ve diğer yükümlülük borçları şunlardır” diyerek, tek tek kazaların tahmini vergi borçlarının toplamını veriyor. Ardından da şu ifadeye yer veriliyor:
“Geçmiş yıllara ait gizli kalmış vergilerin tahsil edilmesi önünde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Aşiretlerin köle statüsünde tuttuğu yüzde 20’lik kesim hariç tutulursa, ağalar ve ileri gelenler bütün borçlarını altın olarak ödeyebilecek maddi güce sahiptir.” (4)
Raporda özetle şu görüş dile getiriliyor: Dersimliler devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirmemiş, devlete ciddi miktarda borçlu hale gelmiştir. Bu borçların tahsil edilmesi önünde yasal bir engel olmadığı vurgulanarak, borçların alınması için gerekli adımların atılması önerilmektedir.
16 ile 60 yaş arası her erkek
Abdullah Alpdoğan bu “mükellefiyetlerin yerine getirilmesi” için 13 Aralık 1937 tarihinde yol, okul, karakol inşaatı, kışla, köprü inşaatları ile ilgili emir ve mükellefiyetlerin yerine getirilmesi için bir kararname çıkarır. Dersim’de operasyonların yapılması, en ücra köşelere ulaşılması, tamamen hakimiyetin sağlanması için bu imar işlerinin bir an önce yapılması zaruridir.
Bu kararnameye göre 16 ile 60 yaş arası her erkek yol, karakol, okul, kışla, köprü inşaatlarında zorunlu çalışmaya tabi tutulur. Çalışmayanların sürgün edileceği, tutuklanacağı kararı alınır. İnsanlar günde 10 saat çalışmak zorundadır. Hiçbir ödeme yapılmaz. Çalışanlar, kazma, kürek ve iş malzemelerini birlikte getirmek zorundadır. Çalışanlara yemek verilmez.
Dersimliler sadece Dersim’deki inşaatlarda çalıştırılmaz. Türkiye’nin batısında maden ve endüstri alanlarında da çalıştırılırlar.
Mustafa Kemal’in “Zorunlu Çalışma” kararı
Mustafa Kemal, 14 Kasımı 15 Kasım’a bağlayan gece Seyit Rıza ve altı arkadaşının idamından sonra Diyarbakır’a gider ve 17 Kasım 1937 günü tekrar Elazığ’a geri döner ve Singeç Köprüsü’nün açılışını yapar. Bu köprünün yapımında da Dersimliler zorunlu olarak çalıştırılır.
Mustafa Kemal 17 Kasım 1937 günü Elazığ’dan ayrılmadan önce Elazığ istasyonunda “Zorunlu çalıştırma ve sürgün” ile ilgili kararlar alır.
Alınan kararlar altı madde halinde sıralanır. Dördüncü madde, (Maden amelesi olarak kaç aile naklolunabilir?) Dersimlilerin madenlerde çalıştırılması ile ilgilidir.
Bu toplantıda “Mustafa Kemal, Celal Bayar, Şükrü Kaya, Ali Çetinkaya, Kazım Orbay, Abdullah Alpdoğan bulunmuştur.” (5)
Yine dönemin Başbakanı Celal Bayar’ın imzasıyla 28 Temmuz 1938 tarihinde hazırlanan “Dersim için Düşünülen Program”, Milli Müdafaa, Dahiliye, Maliye, İktisat, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletleri ile Genelkurmay Başkanlığı’na gönderilir.
Yine dönemin Başbakanı Celal Bayar’ın imzasıyla 28 Temmuz 1938 tarihinde hazırlanan “Dersim için Düşünülen Program”, Milli Müdafaa, Dahiliye, Maliye, İktisat, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletleri ile Genelkurmay Başkanlığı’na gönderilir.
Program birçok maddeden oluşuyordu. Programın birinci maddesinde, insanların “tevzi” edileceği (yani çeşitli illere sürgün edileceği) belirtiliyordu. Öncelikle bu sayının 2 bin kişi olarak belirlendiği daha sonra bu rakamın 7 bine çıkarıldığı ifade ediliyordu. Ayrıca, Dahiliye ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletleri tarafından 5 bin kişilik yeni bir “tevzi listesi” hazırlanacağı da raporda yer alır.
Endüstri merkezlerinin de bu “tevzi”den (sürgün) yararlanmasının faydalı olacağı belirtilerek, listeden bin 500 kişinin aşağıdaki merkezlere iskan edilmesi isteniyordu.
Programda yer alan tablo şöyleydi:
İlk etapta toplam bin 500 kişinin endüstri ve maden ocaklarında çalıştırılması kararı alınır. Bu kararlar nakledilecekleri vekaletlere bildirilir ve kendilerinden cevaplar alınır, bu cevaplar Genelkurmay Başkanlığına bildirilir.
Divriği’nden gelen ilginç cevap
“Divriki (Divriği) Dersim mıntıkasına yakın olduğundan oraya nakledileceklerin ilk fırsatta eski yerlerine kaçmaları mümkün ve orada temsilleri de müşkül olduğundan Dersimlilerin oraya iskanından vazgeçilmesi” talep edilir. (7)
Cevaptan da anlaşılacağı üzere sürgüne gönderilenlerin memleketlerine dönmelerine imkan verilmek istenmiyordu. Bu nedenle dönemeyecekleri uzak bölgelere sürgün edilmeleri tercih ediliyor, böylece daha kolay asimile edilmeleri amaçlanıyordu.
Dersimlilerin Trablusgarp’a sürgün planı
Aynı şekilde yapılan sürgünlerde Kürt bölgelerinden özellikle uzak bölgelere gönderilmeleri planlanır. Nitekim 1895 yılında yapılmak istenen harekât sonrasında Dersimlilerin Trablusgarp ve Yemen’e, bir daha geri dönemeyecekleri şekilde sürülmeleri düşünülmüştü. Ancak harekât gerçekleşmediği için Dersimlilerin Trablusgarp ve Yemen’e sürgünü de hayata geçirilemedi.
Fevzi Çakmak imzalı bir genelge
Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak imzalı bir genelge Başvekalet’e gönderilir. Bu genelgede, Garb’a tehcir edilecek 5 bin -7 bin kişi hakkında “Başvekalet’ten alınacak emir ve direktife göre ayrıca talimat verilecektir” denir. (8)
Bu talimattan sonra Garb’da çalıştırılmak üzere yeni bir liste daha hazırlanır. Liste, T.C. Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâleti İskân Umum Müdürlüğü Bürosu tarafından düzenlenir.
Listede şu başlıkla yer alır:
“Tunceli Halkından maden, sanayi ve endüstri sahalarında iskan edilecek (3 bin 100) kişinin sureti tevzini ve mürettep mahallerini gösteren cetvel:
Zorunlu çalışma denilince çoğu kişinin aklına Nazi dönemindeki “Zwangsarbeit” (zorla çalıştırma) sistemi gelir. Oysa Dersim’de de zorunlu çalıştırma, yukarıda belirtilen örneklerde görüldüğü üzere oldukça yaygın bir şekilde uygulanmıştır.
Dersim halkı, 1937-38 yıllarında yalnızca soykırıma maruz bırakılmamış, aynı zamanda köle gibi ücretsiz olarak yol, köprü, karakol ve kışla inşaatlarında zorla çalıştırılmıştır. Ayrıca Garb’a sürülen Dersimliler, maden ocaklarında, endüstri ve sanayi tesislerinde de zorla çalıştırılmıştır.
Bu uygulamalar için özel kararlar alınmış ve ilgili genelgeler yayınlanmıştır. On binlerce Dersimli yerinden yurdundan sürgün edilmiş, birçoğu sürgün sırasında yaşamını yitirmiştir. Ancak Garb’daki sanayi, endüstri ve maden ocaklarında zorla çalıştırılan Dersimlilerin durumu bugüne kadar yeterince konuşulmamış ve dile getirilmemiştir. Bu konunun özellikle araştırılıp işlenmesi büyük önem taşımaktadır.
1) Dersim Jandarma Genel Komutanlığı´nın Raporu sayfa 196
2) Dersim Jandarma Genel Komutanlığı´nın Raporu sayfa 197
3) Dersim Jandarma Genel Komutanlığı´nın Raporu sayfa 196 ve 197
4) Dersim Jandarma Genel Komutanlığı´nın Raporu sayfa 197
5) Belge 1 Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Serap Yeşiltuna, Devletin Dersim Arşivi sayfa 296
6) Belge 2 Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Serap Yeşiltuna, Devletin Dersim Arşivi sayfa 302 devamı
7) Belge 3 Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Serap Yeşiltuna, Devletin Dersim Arşivi sayfa 305
8) Belge 4 Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Serap Yeşiltuna, Devletin Dersim Arşivi sayfa 323 devamı
9) Belge 5 Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Serap Yeşiltuna, Devletin Dersim Arşivi sayfa 326











