Londra’da düzenlenen “Alevilik ve Gelecek” başlıklı sempozyumda konuşan Kürt, Türk ve Kıbrıslı siyasetçiler ile Alevi kurum temsilcileri; otoriterleşme, sağ popülizm ve küresel krizlere karşı ortak mücadele vurgusunda ortaklaştı.
İngiltere Alevi Kültür Merkezi tarafından 15-17 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Alevilik ve Gelecek adlı sempozyum kapsamında İAKM Konferans Salonu’nda “dünyada gelişen otoriter sağ hareketler ve muhalefet, diaspora siyaseti ve ulus ötesi dayanışma” başlıklı bir panel gerçekleştirildi.
Panele DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Mithat Sancar, CHP Amed Milletvekili Sezgin Tanrukulu, TİP Genel Başkaın Erkan Baş ve Kıbrıs’ta sert muhalefeti ile bilinen CPT Lefkoşa Milletvekili Doğuş Derya ile Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat katıldı.
Yüzlerce dinleyicinin katılardığı sempozyumun açılış konuşmasını yapan İAKM Eşit Başkanları Hasret Bozdoğan ve Kazım Kılıç, Aleviliğin yüzyıllardır inkar, baskı, katliam ve asimilasyon politikalarına rağmen hakikati, eşitliği, adaleti ve birlikte yaşamı savunan bir yol olarak varlığını sürdürdüğünü ifade etti. Eşit Başkanlar, çalıştayın yalnızca geçmişin acılarını konuşmak için değil; gençlerin geleceği, kadınların temsiliyeti, inanç özgürlüğü, örgütlü mücadele ve demokratik toplum perspektifi üzerine ortak bir yol haritası oluşturmak amacıyla düzenlendiğinin altını çizdi.
DOĞUŞ DERYA’DAN ELEŞTİRİ VE BİRLİK MESAJI
Panelde ilk olarak CTP Lefkoşa Milletvekili Doğuş Derya söz aldı. Yükselen Sağ Popülizm’e karşı sol sosyalist hareketleri eleştiren Doğuş Derya, dünyada yükselen sağ popülist ve otoriter hareketlerin yalnızca siyasal değil, ekonomik ve toplumsal krizlerin sonucu olduğunu vurguladı.
Doğuş Derya, dijitalleşmeyle birlikte “gözetim kapitalizmi”, “dijital faşizm” ve “teknofeodalizm” olarak tanımladığı yeni düzende, algoritmaların ve büyük şirketlerin toplumu yönlendiren başlıca güç haline geldiğini; bireylerin sürekli gözetlenen ve maniple edilen birer veri nesnesine dönüştürüldüğüne dikkat çekti.
Buna karşı öğrenilmiş çaresizliğe teslim olunmaması gerektiğini vurgulayan Doğuş Derya, alternatif medya alanlarının, dayanışma ağlarının, kolektif örgütlenme biçimlerinin ve yüz yüze ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısı yaptı.
“Hakikate en büyük saldırının yaşandığı bir dönemdeyiz”, “öğrenilmiş çaresizliğe kapılmamak gerekiyor” diyen Doğuş Derya hakikati yeniden inşa etmesin zorunluluğunu ve birlikte mücadelenin önemini vurguladı.
‘ÖZGÜRLÜK LÜTFEDİLMEZ MÜCADELEYLE KAZANILIR’
DEM Parti Milletvekili ve İmralı Heyet Üyesi Mithat Sancar ise, aşırı sağın tarihsel sürecini anlatarak, 1940’lardan bugüne aşırı sağ olguların yükselişinin nedenlerini anlattı. Dünyada yükselen aşırı sağ, otoriterleşme ve sağ popülist hareketlerin; savaşlar, eşitsizlik, güvencesizlik, göç krizleri ve küresel adaletsizliklerden beslendiğini belirten Sancar, bu tabloya karşı en güçlü yanıtın ortak mücadele ve enternasyonal dayanışma olduğunun altını çizdi.
11 Eylül sonrası “terörle mücadele” politikalarıyla birlikte küresel ölçekte olağanüstü hal rejimlerinin yaygınlaştığını, korku ve güvenlik siyasetinin demokrasiyi zayıflattığını ifade eden Mithat Sancar, göçmenlerin ve farklı kimliklerin hedef haline getirildiğini söyledi. ‘Ya bizdensiniz ya düşmansınız anlayışı demokrasiden uzaklaşmanın temel zemini oldu’ diyen Sancar, bugün dünyada savaşların, militarizmin ve otoriter politikaların giderek güç kazandığını; toplumların sürekli korku ve güvensizlik duygusuyla yönetildiğine dikkat çekti.
Buna karşı güçlü bir barış hareketinin inşa edilmesi gerektiğini söyleyen Sancar, şunları belirtti: “Barış somut sorunlara karşı somut bir çözüm politikasıdır. Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyada savaşların, sömürünün, ayrımcılığın ve eşitsizliklerin nedenlerine karşı ortak demokratik mücadele zeminlerinin kurulması zorunludur.”
Farklı toplumsal hareketlerin; barış, sosyal adalet, eşit yaşam, ekolojik mücadele ve özgürlük temelinde birleşmesinin önemine dikkat çeken Mithat Sancar, çoğulcu ve demokratik bir ortaklığın ancak bu dayanışma hattıyla mümkün olabileceğini ifade etti. Sancar sözlerini, “Savaşa karşı barışı, sömürüye karşı sosyal adaleti, ayrımcılığa karşı eşit yaşamı savunmak zorundayız. Özgürlüğü kimse lütfetmez, ancak ortak mücadeleyle kazanabiliriz” diye bitirdi.
ERKAN BAŞ: İHTİYACIMIZ ENTERNASYONALİZMDİR
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ise, “Enternasyonalizm bugün yeniden tartışılmak ve yeniden kurulmak zorundadır” dedi. Baş, enternasyonalizmin başlangıç noktasının yerel mücadeleler olduğunu, ancak bu temelden yükselmeyen bir dayanışmanın gerçek anlamda enternasyonal olamayacağını ifade etti.
Faşizme, sermayeye karşı ve emek mücadelesi temelinde farklı coğrafyalardaki direnişlerin birleşmesi çağrısında bulunan Erkan Baş, “Bizim ihtiyacımız gökten inen değil, mücadeleler içinde kurulan bir enternasyonalizmdir” diye kaydetti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’da, “Bu düzeni değiştireceğiz, eşitliği ve demokrasiyi birlikte yeniden kuracağız” sözleriyle ortak mücadele çağrısı yaptı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat da, Alevilik inancının otoriter rejimler karşısındaki tarihsel duruşu ve eşitlikçi-barışçıl yapısına vurgu yaptı. Mat, Cemevinin yalnızca bir ibadet mekanı değil, aynı zamanda farklı kimliklerin bir araya geldiği bir toplumsal buluşma alanı olduğunu sözlerine ekledi.
Alevi hareketinin hem Türkiye hem de Avrupa’da yalnızca inanç alanında değil, aynı zamanda demokratik haklar ve toplumsal eşitlik mücadelesi içinde yer aldığı, bu mücadelenin daha geniş bir demokratik dayanışma ile sürdürülmesi gerektiğini söyledi.











