Sevilay Çelenk, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarını hatırlatarak çocukların sosyal, ekonomik ve politik süreçler içinde korunmasız bırakıldığını söyledi.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, TBMM Genel Kurulunda çocukların sosyal medya erişimine ilişkin düzenlemeler de içeren yasa teklifi üzerine söz aldı.
Konuşmasına Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarında hayatını kaybedenleri anarak başlayan Çelenk, “Çocukları saldırılar karşısında bu kadar korumasız bırakan süreçler hakkında konuşmalıyız” dedi.
“SORUNU DARALTARAK KONUŞUYORUZ”
Yaşanan saldırıların ardından yapılan değerlendirmelerin sorunun bütününü görmezden geldiğini vurgulayan Sevilay Çelenk, saldırıların yalnızca bir bireysel silahlanma meselesi olmadığını belirtti:
“Bugün medyaya baktığınızda da bütün meseleyi bir bireysel silahlanmaya endeksleyen yaklaşımları da görüyorsunuz. Evet, bireysel silahlanma bu saldırıların çok önemli bir parçasıdır ama bundan ibaret değildir. Bugün Türkiye’de çocuklara hayatın hiçbir alanında bir amaç sunamıyoruz. Zaten amaç böyle şırınga gibi zerk edilemez.”
“ÇOCUKLAR HİÇBİR ŞEYE SAHİP DEĞİL”
Siyasi iktidarın politikalarını eleştiren Çelenk, “Kendileri sonsuz bir refah içinde yaşayan, elini istediği her şeye uzatan bir iktidar bloğu var. Hiçbir şeye sahip olmayan çocuklar var. Çocuk şiddeti, çocukları hem bu şiddetin öznesi yapan süreçler hem de bu süreçlere mahkûm eden süreçlerdir. O çocukları bu saldırılar karşısında bu kadar korumasız bırakan süreçler hakkında konuşmalıyız ama konuşamıyoruz” dedi.
“ÇOCUK VE AİLE ARASINDAKİ BARIŞI BOZARSINIZ”
Çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin çocuklara alternatif sunulmadan getirilen sınırlamaların etkisiz kalacağını söyledi:
“Sosyal medya düzenlemesine bakıyorsunuz, bu düzenlemenin bir tek çerçevesi olabilir; etik ve pedagojik bir çerçeve. Bu çerçeve olmaksızın ‘şu saatten sonra yasak, şu yaş grubuna yasak’ diyerek çözüm bulamazsınız. Evet, dünyanın başka yerlerinde de yasaklar var ama o ülkeler çocuklara bir alan açıyor, bir hayat alanı açıyor. Siz çocukları simide muhtaç etmişsiniz, çocuk okula bir öğün beslenme götüremiyor. Bu çocuğun maruz kaldığı şiddet temelde budur. Sen onun elinden sosyal medyayı aldığında yerine bir şey veremiyorsan Finlandiya’yı, Danimarka’yı, Norveç’i örnek gösteremezsin.”
Yasakların ters etki yaratabileceğini belirten Çelenk, çocukların bu tür sınırlamaları aşacağını ifade etti: “Çocuğu yasak koyarak internetten engelleyemezsiniz. Aksine aile denetiminin dışına çıkarırsınız. Çocuk ve aile arasındaki barışı bozarsınız.”
“YOKSULLUK ÇÖZÜLMEDEN ÇOCUK KORUNAMAZ”
Çelenk, çocukların maruz kaldığı risklerin temelinde ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin yattığını vurguladı:
“Ailenin üzerindeki derin yoksulluğu kaldırmadan çocukla doğru ilişki kurmasını sağlayamazsınız. Onu yönlendirmesini sağlayamazsınız. Bu çete, mafya düzenini yücelten kültür ve zihniyet içinde de bunu başaramazsınız. Bu konunun birçok boyutu var. Medya üzerindeki baskıyı konuşmadan, üniversite üzerindeki baskıyı konuşmadan çocukların şiddete sürüklenmesini engelleyemezsiniz.”
“BU YASA, İFADE ALANINI DARALTMANIN DEVAMI NİTELİĞİNDE”
Kanun teklifinin önceki sosyal medya düzenlemelerinin devamı niteliğinde olduğunu belirten Çelenk, “Bu yasa bize 2020’deki sosyal medya düzenlemesini yine 2022’deki dezenformasyon yasasını hatırlatıyor. Bu düzenlemelerle ne yaptınız? Sosyal medya alanını daralttınız, bir gecede platform kapattınız. Dezenformasyon yasasına bakıyorsunuz, bugün neredeyse yüzde 75 oranında gazetecilere uygulanıyor. Deprem ve yolsuzluk haberleri nedeniyle gazeteciler yargılanıyor. Politikacılar dezenformasyon yapmıyor mu?” ifadelerini kullandı.
NARİN DAVASI: “BAKANLARA ULAŞIYORUZ ‘BU DOSYA KAPANMIŞTIR’ DİYORLAR”
Konuşmasında bugün Diyarbakır’da görülen Narin Güran davasına da değinen Sevilay Çelenk, hukuksuz bir şekilde mahkumiyet alan aile üyelerinin yeniden adil biçimde yargılanması gerektiğini söyledi:
Yarın (16 Nisan) Diyarbakır’da bir mahkeme var, bütün toplum ayağa kalkmış adil bir yargılama istiyor. Sözde bütün Türkiye’nin koşup adalet istediği Narin’in yarınki mahkemesinde belki de annesi, amcası, ağabeyi bir ölüme mahkum edilecek. İnsanlar ‘yeniden yargılanma gerekir’ diyor. Ama siz bu sayfayı kapatıyorsunuz. Aile Yılı’nda kendi partinizin seçmeni olan bir anneyi bile koruyamıyorsunuz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı katılan sıfatıyla yer aldığı o mahkemede avukatlarına ödül vererek bu sayfayı kapattı. Bakanlara ulaşıyoruz, ‘Bu sayfa kapanmıştır’ diyorlar. Böyle bir yerde sosyal medya düzenlemesiyle neyi çözeceğiz?”
/Kaynak: Birgün/








