🔴İmralı Heyeti üyesi ve DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar, müzakere ve görüşme sürecinin devam ettiğini vurgulayarak, “Barış inşası zor bir süreçtir. Barışı kimse tepeden toplumlara bahşetmez. Barış kendiliğinden lütuf olarak gelmez” dedi.
Londra’daki “Alevilik ve Gelecek” adlı sempozyuma katılan İmralı Heyeti üyesi ve DEM Parti Milletvekili Prof. Dr. Mithat Sancar, Türkiye’deki barış süreci, demokratik toplum inşası ve küresel barış hareketi üzerine ANF‘nin sorularını yanıtladı.
Türkiye’de yürütülen barış süreci tartışmaları ve demokratik çözüm arayışlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Mithat Sancar, barışın kendiliğinden değil mücadeleyle inşa edileceğini ve sürecin “demokratik toplum” ile birlikte ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
Sempozyumda, özellikle aşırı sağın yükselmesi, otoriterleşme ve buna karşı yapılması gerekenler tartıştıklarını hatırlatan Sancar, “Aşırı sağın yükselişinin küresel bir eğilim olduğunu biliyoruz. Bunun yarattığı önemli sorunlar var. Elbette ayrımcılık, ötekileştirme, düşmanlaştırma, savaşlar ve göç; bütün bunlar hep bu başlık altında değerlendirilmesi gereken konulardır. Buna karşı yapılması gerekenler elbette çok boyutludur. Her şeyden önce küresel bir eğilimse eğer, aşırı sağın yükselmesine karşı da küresel bir demokratik enternasyonelin örgütlenmesi ihtiyacı vardır. Yani farklı alanlarda toplumsal hareketlerin küresel çapta birbirleriyle ortak kanallar bulmaları ve ortak mücadele imkanları yaratmaları gerekiyor” dedi.
Orta Doğu’da savaşın bu kadar yükseldiği ve her tarafın yıkımlar içinde olduğu bir dönemde barış hareketinin ciddi bir ihtiyaç haline geldiğine dikkat çeken Sancar, “Barış hareketinin 1980’lerde mesela Avrupa’da çok güçlü olduğunu biliyoruz. Ama maalesef şimdi savaşlar bu kadar çok fazlayken, Ukrayna’dan Orta Doğu’ya her taraf yanıyorken, yüz binlerce insan hayatını kaybediyorken küresel bir barış hareketinin olmaması ciddi bir eksikliktir” dedi.
Demokrasi, özgürlük, eşitlik temelinde bir toplumsal mücadeleyi örmek için çalışmaları yürüttüklerini söyleyen Sancar, “Buna çeşitli adlar verilebilir, demokratik enternasyonal denebilir, başka şeyler de söylenebilir. Ama çoğulcu, farklı alanlarda mücadele yürüten toplumsal hareketlerin küresel düzeyde de birbirleriyle ilişkilenmesi ve ortak bir mücadele formu yaratması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Ortak platformlarda bir araya gelinerek küresel ve enternasyonal mücadele ortaklaştığı, fakat bu sözlerin pratik yansımalarının nasıl olacağı sorusunu ise Sancar şu sözlerle yanıtladı: “Bu esas olarak mücadeleyle, emekle ve çabayla olacaktır. Söz ile pratiğin buluşması çok kolay bir mesele değildir. Söz söylemek bazen çok daha kolay olabiliyor; bazen doğru söz söylemek en zoru olabiliyor. Hepsinden daha önemlisi pratiğin sözle bütünleştiği bir akış yaratmaktır. Bunun için çok yönlü, her alanda çalışmaya ihtiyaç var. Yani eğer pratik bizatihi eylemekse; sahada var olmak, birbiriyle ilişkilenmek, birbirine dokunmak ve birlikte yürümekse, bunun yolu söz ile pratiğin buluşturulmasıdır.”
TÜRKİYE’DE SÜREÇ VE DEMOKRATİK TOPLUM VURGUSU
Türkiye’de yürüyen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sancar, barışın kendiliğinden oluşan ya da tepeden verilen bir olgu olmadığına dikkat çekti.
Barışın kalıcı hale gelmesinin ancak demokratik birliktelik, eşitlik ve özgürlük temelinde mümkün olabileceğini belirten Sancar, bu nedenle barış ve demokratik toplum sürecinin birlikte ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
Barışı demokratik toplumun inşasıyla birlikte ele aldıklarını söyleyen Sancar, “Farklı eğilimlerde olabiliriz, farklı düşüncelerde olabiliriz. Ama demokrasi, özgür ve eşit birlikte yaşam hedefinde buluşmamız zor değil. Bu farklılıkların, bu çoğulculuğun zaten böyle bir güçlü mücadele için en önemli kaynak olduğunu da hep aklımızda tutmalıyız. Çoğulcu bir demokratik birliktelik. Hedef bu olmalıdır, Türkiye’de de böyle olmalıdır. O zaman barışla birlikte demokratik toplumun inşası konusunda ciddi yol alırız. Orta Doğu’da bu açıdan dünyada örnek olacak bir model haline getirebiliriz” dedi.
MÜCADELE BÜYÜRSE UMUT BÜYÜR
Süreç açısından da yaşanan kaygılara ilişkin Sancar’a yönelttiğimiz “Sürece dair umutsuzluk olmalı mı ya da umutsuz bir noktada mıyız?” sorumuza şöyle yanıtladı: “Şimdi umut ve umutsuzluk yine dediğim gibi soyut olgular değildir, soyut şeyler değildir. Umut hayatın içinde ürer ve büyür. Eğer hayatın içindeyseniz mücadele yürütüyorsanız umut vardır. Bu mücadelede ne kadar çok geniş birliktelikler oluşturursanız umut o kadar büyür. Umut ve umutsuzluk ki bir nevi daha çok devlete ve iktidara bakarak yürütülen bir tartışma haline getirilmiştir. Yani devlet adım atmıyor o halde umut yoktur gibi sığ bir yaklaşıma sıkıştırılmamalıdır. Şimdi yürütülen süreç aynı zamanda güçlü bir toplumsal çalışma gerektirmektedir.”
MÜZAKERE VE GÖRÜŞMELER DEVAM EDİYOR
Bir müzakere ve bir görüşme sürecinin olduğunu ve bunun devam ettiğini kaydeden Sancar, “Elbette bu tür süreçlerin zorluklarını uzun uzun anlatmama gerek yok vardır bu zorluklar. Bazen sıkışmalar, duraklamalar, duraksamalar da olur ama sürecin yürümekte olduğunu da söyleyebilirim. Temaslar devam ediyor, görüşmeler devam ediyor ve yol açmaya çalışıyoruz. Bizim derdimiz bu yolu açmak ve bu yolda barış için, demokrasi için en geniş birlikteliklerde yürümektir” dedi.
Sancar, son olarak Alevi Sempozyumu’na farklı kimliklerin katılıp ortak mücadele mesajı vermesini, “Mücadele ruhu budur. Umut da buradadır” diye kaydetti.
/ANF/









